Gazeteci-yazar Özer Kanlı, "Türkiye güçlüdür; korkutarak Kıbrıs ve Ege'de asla haklarından geriletemezsiniz" başlıklı yazısında Doğu Akdeniz’de askerî hareketliliğin arttığını belirterek, Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın silahlanma faaliyetlerinin yanı sıra İsrail ve Fransa ile geliştirdikleri askerî iş birliklerine dikkat çekti.
Kanlı, Rum askerlerinin “Mağusa’ya, Girne’ye döneceğiz. İntikam alacağız” şeklindeki sloganlarla tören geçişi yaptığını belirterek, bölgedeki gelişmelerin Türkiye ve KKTC’yi korkutmayı ve Kıbrıs, Doğu Akdeniz ile Ege’de geri adım attırmayı amaçlayıp amaçlamadığını sorguladı. Böyle bir hesap bulunması halinde önce “rakamlara ve sahadaki gerçeklere” bakılması gerektiğini savunan Kanlı, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatındaki artışa dikkat çekti.
Kanlı, bölgenin geleceğini silahların değil diplomasinin belirlemesi gerektiğini de belirtti. Diplomasinin de gerçek güç dengesi doğru okunarak yürütülmesi gerektiğini savunan Kanlı, Türkiye ve KKTC’yi korkutarak masada geriletme hesabı yapılması halinde öncelikle savunma sanayisindeki gelişmelerin ve bölgedeki askerî gerçeklerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye güçlüdür” ve “KKTC yalnız değildir” değerlendirmesinde bulunan Kanlı, bunun sonucunun savaş değil, karşılıklı caydırıcılık içerisinde akılcı diplomasi olması gerektiğini ifade etti. Kanlı, yazısının sonunda Rum-Yunan tarafının Türkiye ile ilişkilerini İsrail ve diğer aktörlerin hesaplarından ve “kışkırtmalarından” öncelemesi gerektiğini belirterek, aksi durumda “pişman olacağı” görüşünü dile getirdi.
Özer Kanlı'nın yazısının tamamı şu şekilde:
"Doğu Akdeniz’de askerî hareketlilik artıyor.
Rum Yönetimi silahlanıyor. Yunanistan silahlanıyor. İsrail’le askerî işbirliği derinleşiyor. Fransa bölgedeki askerî varlığını ve Rum Yönetimi ile savunma ilişkilerini geliştiriyor. Rum askerleri 'Mağusa’ya, Girne’ye döneceğiz. İntikam alacağız' sloganları atarak tören geçişi yapıyor.
Peki amaç nedir?
Türkiye’yi ve KKTC’yi korkutmak mı?
Kıbrıs’ta, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de Türk tarafını geri adım atmaya zorlamak mı?
Böyle bir hesap varsa, önce rakamlara ve sahadaki gerçeklere bakmak gerekir.
Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2002 yılında sadece 248 milyon dolardı.
2025’te?
10 milyar 54 milyon dolar.
Yani yaklaşık 40 katına çıktı.
Türkiye’nin yürüttüğü savunma projesi sayısı 62’den 1.400’ün üzerine çıktı. Projelerin toplam büyüklüğü ise ihale aşamasındakiler de hesaba katıldığında 100 milyar doların üzerine ulaşmış durumda. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, ASFAT ve MKE dünyanın önde gelen savunma şirketleri listelerinde yer alıyor.
Daha önemlisi şu:
Türkiye artık sadece tüfek, top veya zırhlı araç üreten bir ülke değil.
İHA ve SİHA üretiyor.
Savaş gemisi üretiyor.
Radar ve elektronik harp sistemleri geliştiriyor.
Hava savunma sistemleri üretiyor.
Seyir ve balistik füzeler yapıyor.
Ve artık kendi savaş uçağını geliştiriyor, uçuruyor, devreye sokmaya hazırlanıyor.
Milli Muharip Uçak KAAN ilk uçuşunu 21 Şubat 2024’te gerçekleştirdi. TUSAŞ, KAAN’ı beşinci nesil çok rollü savaş uçağı olarak geliştiriyor. Çok yakında devrede olacak. Eğitim uçakları Hürkuş Hava Kuvvetleri’ne teslim edildi Azerbaycan’a satıldı.
Türkiye, PAKİSTAN VE SUUDİ ARABİSTAN’la Mekke ittifakını kurdu Daha çok kısa süre önce Azerbaycan ve Özbekistan gibi iki güçlü Türk Devleti ile Azerbaycan’da ortak tatbikat yaptı. Doğu Akdeniz’de, Güney Kıbrıs ile İsrail arasında , uluslararası sularda tatbikat düzenledi. Kendisi ile istişare etmeden Ege’de adım atmaya, elektrik hattı döşemeye çalışan Yunanistan, Rum kesimi ile Fransa’ya ' geleceğiniz varsa göreceğiniz var' dedi. Ege adalarını silahlandırarak Türkiye’ye karşı kullanabileceğini zanneden Yunanistan’a deniz doğa park alanları ilan ederek ' dur ileri gitme, ben daha da ileri giderim' mesajı verdi.
Bunlar küçümsenecek gelişmeler değildir.
TÜRKİYE ARTIK FÜZESİNİ DE KENDİSİ YAPIYOR
ROKETSAN’ın TAYFUN’u Türkiye’nin millî imkânlarla ürettiği en uzun menzilli balistik füze sistemi olarak tanımlanıyor.
ROKETSAN’ın yayımladığı teknik verilere göre TAYFUN’un açıklanan menzili 280 kilometrenin üzerinde, vuruş hassasiyeti ise CEP değeriyle 10 metre veya altında. Üretici, füzenin uçuşta hipersonik hız seviyelerine ulaştığını belirtiyor.
Dahası var.
TAYFUN BLOK-4.
ROKETSAN, TAYFUN BLOK-4’ü açıkça hipersonik füze olarak tanıtıyor. Yeni füzenin ağırlığının 7 tonun üzerinde olacağı ve uzun menzilli stratejik hedeflere yönelik geliştirildiği açıklanmış durumda.
Türkiye’nin envanterinde ayrıca ATMACA, KARA ATMACA, SOM, ÇAKIR gibi seyir füzeleri; SİPER, HİSAR ve SUNGUR gibi hava savunma sistemleri bulunuyor. ROKETSAN’ın açıklamasına göre TAYFUN’un yanı sıra İHA-230 havadan karaya balistik süpersonik füzesinin de Türk Silahlı Kuvvetlerine teslimatları yapıldı. Yani mesele artık sadece dışarıdan silah satın alan bir Türkiye değildir.
Kendi füzesini, SİHA’sını, radarını, mühimmatını, savaş gemisini ve savaş uçağını geliştiren bir Türkiye vardır.
PEKİ KIBRIS VE KKTC’NİN SAVUNULMASI NE DURUMDADIR?






