Gazeteci-yazar Özer Kanlı, “Sözde ‘görüşme’ süreci çöküp karşılıklı suçlama oyunları başlarken, Rum Devleti kuruluş yıldönümünde ağır saldırı silahlarıyla güç gösterisi yaptı” başlıklı yazısında, Güney Kıbrıs’ta düzenlenen askeri geçit töreni, Kıbrıs sorunundaki müzakere süreci ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın izlediği politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kanlı, yazısında Güney Kıbrıs’ın 1 Ekim’de düzenlediği askeri geçit töreninde son model savaş ve nakliye uçakları, helikopterler, tanklar ve füzelerin sergilendiğini belirterek, törene Yunanistan, Fransa, Mısır, İsrail, ABD ve İngiltere’nin desteğinin bulunduğunu savundu. Bu tablo üzerinden “Bunlarla mı antlaşma için görüşülüyor?” sorusunu yönelten Kanlı, BM, AB ve ABD’nin Kıbrıs konusunda Rum tarafını barış ve anlaşmaya mı, yoksa savaşa ve Türkiye ile KKTC’nin önünü kesmeye mi hazırladığı sorusunun yanıtlanması gerektiğini ifade etti.
Kanlı, yazısında ayrıca Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum liderliği arasında güven artırıcı bir süreç yerine karşılıklı ağır suçlamaların yaşandığını ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının önünde sürekli aynı müzakere masasının etrafında dönmekten başka seçenekler bulunduğunu ifade eden Kanlı, ortaya konulan metodolojinin kabul edilmemesi, Güven Yaratıcı Önlemlerin güven aşındırıcı adımlarla karşılanması ve Rum tarafının yaklaşımında gerçek bir değişiklik görülmemesi halinde Kıbrıs Türk tarafının kendi geleceğine ilişkin yol haritasını yeniden belirlemesi gerektiğini ifade etti. Kanlı, bu yol haritasının merkezinde KKTC’nin bulunması ve Anavatan Türkiye ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini savundu. Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin, güvenliğinin ve geleceğinin daha sağlam temeller üzerine oturtulması gerektiğini belirten Kanlı, yazısını “Daha ne kadar bekleyeceğiz?” sorusuyla tamamladı.
Özer Kanlı'nın yazısının tamamı şu şekilde:
"YAZI - YORUM: SÖZDE 'GÖRÜŞME' SÜRECİ ÇÖKÜP KARŞILIKLI SUÇLAMA OYUNLARI BAŞLARKEN, RUM DEVLETİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE AĞIR SALDIRI SİLAHLARIYLA GÜÇ GÖSTERİSİ YAPTI
Hadi buyurun, Rum dostlarınızla hemen federal çözüm antlaşması imzalayınız.
Tutan yok.
Boş verin beni, onu, Türkiye’yi…
Bakın, Cumhuriyet Bayramınız da kutlandı işte…
Hep beraber Rumun sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 66’ncı kuruluş yıldönümü törenini gördük, söylenenleri dinledik.
Son model savaş ve nakliye uçakları, helikopterler, tanklar, füzelerle; anavatanları Yunanistan’ın, Fransa’nın, Mısır’ın, İsrail’in, ABD’nin ve İngilizlerin desteğini alarak güya bizi korkutacak bir güç gösterisi yaptılar.
Sormak şart:
Bunlarla mı antlaşma için görüşülüyor?
BM, AB, ABD ve uyduları Rumu barışa, antlaşmaya mı; yoksa savaşa, Türkiye’nin ve KKTC’nin önünü kesmeye, haklarını gasp etmeye mi hazırlıyorlar?
İçimizdeki uzantılarına mı kulak verilmeli, yoksa gerçekler ışığında Anavatan Türkiye ile birlikte mi yürünmelidir?
İşte bugün önümüzde duran ve cevabı verilmesi gereken esas sorular bunlardır.
Diğer yandan, Cumhurbaşkanı Erhürman ile Rum liderliği arasında güven yaratılacak yerde, var olan güvenin de daha aşağıya indiği, ağır suçlama oyunlarının başladığı bir dönem yaşanıyor.
Beni Rum ilgilendirmez.
Ben, KKTC Cumhurbaşkanı değerli Tufan Erhürman Hocamızın bizler için, yani KKTC ve Anavatan Türkiye için, insanlık için başarılı olmasını istiyorum. Onun için 40 yılın tecrübesi ışığında görüşlerimi, uyarılarımı yazıyorum.
Bence Tufan Hoca daha baştan bugünlerin gelebileceğini, Rumu bir kez daha suçlu duruma düşürse de bir sonuç elde edemeyeceğini bilmeliydi.
Çünkü Kıbrıs konusunda yaşanan onca tecrübe bize şunu göstermiştir: Rum tarafını suçlu duruma düşürmek başka şeydir, Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarları bakımından somut sonuç elde etmek başka şeydir.






