kamu ve özel okullarda, yaklaşık 58 bin 500 öğrenci ve 6 bin 500 öğretmenle başladı
.
Fakat, özellikle kamu okulları
yine sorunlarla birlikte açıldı.
Öğretmen sendikaları, okullardaki sorunların çözümlenmediğini ve okulların birçok eksikle açıldığını vurguladılar. Her yıl, okullar açılırken, benzer sorunlar ve diyalogları yaşayıp, sanki de dejavu görüyoruz.
Bu eksiklikler, 3 aylık yaz tatili boyunca niye tamamlanmamıştır? Anlaşılır gibi değildir. Bu gecikmeler, eğitimde motivasyonu bozmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, okullar açılırken, eğitim yılının “hazır” bir şekilde başlayacağını açıklamasına rağmen, maalesef öyle olmadı.
Okulların açıldığı ilk günde öğrenci taşımacılığı yapılamadı. Bir okul eğitime başlayamadı ve birçok okulda öğretmen, kırtasiye, temizlik malzemesi ile fiziki altyapı eksikliklerinin sürdüğü öğrenildi.
Ayrıca, çocukların konteynerlerde veya devam eden inşaatların yanında eğitim gördüğü bir ortam da sağlıklı değildir. Okullar açıldığı zaman, okulların alt yapı eksikliklerinin, tamirat, tadilat işlerinin bitmemesi aileleri üzmekte ve huzursuzluk yaratmaktadır.
Eğitim Bakanlığı yetkilileri, okullardaki prefabrik dersliklerin geçici bir çözüm olduğunu ve kalıcı bir çözüme ulaşılacağını açıklamalarına rağmen, 3 yıldır henüz tam bir çözüme ulaşılamamıştır.
Bir başka konu da, okullarda tam gün eğitime geçilmesi meselesidir. Bakanlık, bu süreci sendikalarla istişare içinde götürmelidir.
Tam gün eğitimde, öncelikle öğrencilerin beslenme, ulaşım, hijyen konularında sıkıntı yaşamaması gerekmektedir. Bu tür yeniliklerin, pilot okullar seçilerek, uygulanıp denenmesi ve sonra yaygınlaştırılması bilimsel bir gerçekliktir. Eğitim Bakanlığı’nın bu gerçekliği dikkate alması gerekmektedir.
Tam gün eğitime tüm okullarda geçilecekse, öncelikle, depreme dayanıklı okul binaları sorunu, yabancı öğrencilerin dil sorunu, kalabalık sınıflar sorunu çözülmeli, materyal, malzeme eksikliği ve hijyen sorunu giderilmelidir.
Öğretmen Sendikaları, yaz boyunca, okulların depreme dayanıklılığının güçlendirilmesi, sorunlarının çözülmesi ve gereksinimlerin karşılanmasının Eğitim Bakanlığı tarafından yerine getirilmediğini açıkladılar.
Orta Öğretim sendikası (KTOEÖS),Genel Ortaöğretim ve Mesleki Teknik Öğretim dairelerine bağlı 18 okuldaki 42 binanın riskli bulunduğunu, aradan geçen yaklaşık üç buçuk yıla rağmen birçok okul binasında ileri tetkiklerin tamamlanmadığını ve ayrıntılı bir raporun kamuoyuyla paylaşılmadığını açıkladı.
Sendikanın verilerine göre, okulların yüzde 8’inin konteyner sınıflarda, yüzde 22’si şantiye ortamında, yüzde 40’ı ise hizmetli eksikliği nedeniyle temizlik ve hijyen sorunlarıyla yeni eğitim öğretim yılına başlayacaktır.
Okullardaki sorunların çözülmesinde okul idarelerinin ve okul aile birliklerinin katkıları ve çabaları bir gerçekliktir. Ancak, esas görev ve gerekli bütçeleri hazırlama, planlama ve koordinasyonu sağlama Eğitim Bakanlığı’nın ve Hükümetin görevidir. Zira, bu işlerin yapılması için yeterli bütçeleri yalnızca okul aile birliklerinin bulması mümkün değildir.
Olması gereken, Eğitim Bakanlığı’nın, Öğretmen sendikaları, okul idareleri, okul aile birlikleri ve tüm paydaşlarla bir araya gelerek, eğitim alanında yaşanan süreçleri ve okullardaki sorunların çözümü için birlikte çalışmasıdır. Tüm paydaşlarla işbirliği yapmak, istişarede bulunmak, sorunların çözümüne büyük katkı sağlayacaktır.
Eğitim Bakanlığı, okullardaki eksikliklerin giderilmesi ve sorunların çözümü için, gerekli planlama ve organizasyonları süratle tamamlamalı, ihtiyaç duyulan katkı ve bütçeleri sağlamalıdır.
Halkımız, Okulların açıldığı bu günlerde, ayni konuları ve sorunları konuşmaktan bıkmıştır. Sorunlar, ya hep son dakika, ya da geç çözülmek istenmekte veya hiç çözülmemektedir. En kötüsü de, bunun normalmiş gibi gösterilmeye çalışılmasıdır.
Vatandaşlar, memnuniyetsizliğini, şikayetlerini, dile getirmeli, böyle yönetilmeye layık olmadığını vurgulamalı, tepkisini demokratik şekilde göstermelidir.
Ülkemizde, partizanca istihdamlara, bakan, bürokrat atamalarına ve daha birçok harcamalara kaynak bulunurken, okullara yeterli kaynak bulamamanın mantıklı ve izah edilebilir bir yönü yoktur. Toplum bunu kabul etmemektedir. Tepkisini de sandıkta gösterecektir.
Bu yazı toplam 1 defa okunmuştur.