Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) kontenjan milletvekili adayı Metin Kulaksız, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kendi aile hikâyesinden yola çıkarak Kıbrıs’taki farklı kökenlere, ortak yaşama ve toplumsal birlikteliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kulaksız’ın paylaşımı şöyle:
“Eşimle yollarımız kesiştiğinde, bizi birbirimize yaklaştıran çok özel bir bağ vardı. Ama aynı zamanda iki farklı hayat hikâyesinden geldiğimizin de farkındaydık.
O Kıbrıs’ta doğup büyümüştü. Okula babasının arabasıyla gitmiş, İngilizce müziklerle büyümüş, daha küçük yaşlarda yurt dışını ve dünyayı tanımıştı.
Ben ise Türkiye’de doğdum. Babamın mesleği nedeniyle çocukluğum Anadolu’nun farklı köşelerinde geçti. Daha küçücük bir çocukken boyumu aşan karlı yollarda yürüyerek okula gittiğim günler oldu. Benim çocukluğumun fonunda Neşet Ertaş, bağlamanın sesi vardı.
Aynı kuşağın iki çocuğuyduk ama hayata açılan pencerelerimiz birbirinden çok farklıydı.
Birbirimizi kendimize benzetmeye çalışmadık. Kimin hikâyesinin daha doğru, kimin kültürünün daha üstün olduğunu tartışmadık. Birbirimizi değiştirmek yerine anlamaya, birbirimize uyum sağlamaya ve birbirimizin dünyasından öğrenmeye çalıştık.
Zamanla şunu gördük: Farklılık diye baktığınız şey araya mesafe koyabilir. Çeşitlilik olarak baktığınızda ise hayatınızı zenginleştirir.
Biz de çeşitliliğimizi zenginliğimiz yaptık.
Ve 26 yıl önce iki ayrı hikâyeden ortak bir hayat kurduk.
Sonradan fark ettim ki bizim hikâyemiz aslında bu adanın hikâyesinden de çok uzak değildi.
Kayınvalidem Larnaka’dan göçüp gelmişti. Komşumuz ise hemen hemen aynı yıllarda Adana’dan...
Biri bu adanın güneyinden, diğeri Anadolu’dan gelmişti. Hayat onları aynı sokakta, yan yana iki evde buluşturmuştu.
O iki evin arasındaki bahçe duvarını da Yeşilköylü rahmetli kayınpederimle Adana’dan gelen komşumuz birlikte örmüşlerdi.
Bu küçük hikâyeyi hep çok anlamlı bulmuşumdur.
Bazen bir ülkenin koca hikâyesi, iki evin arasındaki küçücük bir bahçe duvarında saklıdır.
Ben de bu ülkeye yıllar önce, kalbimin sesini dinleyerek, gencecik bir delikanlıyken tek başıma geldim. O gün önümde nasıl bir hayat olduğunu bilmiyordum. Gençliğin verdiği cesaretle yola çıktım.
Bugün ise burada bir hayat kurmuş, çocuklarını büyütmüş, emeğini vermiş, sorumluluk almış, kök salmış bir babayım.
Hayatımın en kıymetli yıllarını bu ülkeye verdim. Bu ülke de bana bir hayat, bir aile ve ait olduğum bir yer verdi.






