Medya Etik Kurulu, özellikle çocukların söz konusu olduğu haberlerde; masumiyet karinesinin, kişilik haklarının ve çocukların mahremiyetinin korunmasının son derece önemli olduğunu vurguladı.
Medya Etik Kurulu, tüm basın kuruluşlarını; masumiyet karinesini, kişilik haklarını ve çocukların mahremiyetini gözetmeye, şüphelinin veya çocuğun kimliğini doğrudan ya da dolaylı biçimde açığa çıkarabilecek ayrıntıları yayımlamaktan kaçınmaya ve haberlerini çocuğun üstün yararını esas alan sorumlu bir yayın anlayışıyla hazırlamaya çağırdı.
Medya Etik Kurulu’ndan yapılan yazılı açıklamada, bir çocuğa yönelik cinsel istismar iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında bir kişinin tutuklanmasına ilişkin bugün yayımlanan haberlerin, kamuoyunda büyük bir hassasiyet yarattığına dikkat çekildi.
Açıklamada, iddiaların niteliği ve olayın çocuk hakları açısından taşıdığı önemin, konunun basın kuruluşları tarafından son derece dikkatli, sorumlu ve etik ilkelere bağlı bir anlayışla ele alınmasını gerektirdiği kaydedildi.
“BİR KİŞİNİN ADININ AÇIKÇA YAYIMLANMAMASI, KİMLİĞİNİN GİZLİ TUTULDUĞU ANLAMINA GELMEZ”
Bir kişinin adının açıkça yayımlanmamasının, kimliğinin gizli tutulduğu anlamına gelmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Yaş, meslek, yaşanılan yer, toplumsal veya siyasi konum gibi ayırt edici bilgilerin haberlerde kullanılmasının, kişinin kimliğinin dolaylı biçimde belirlenmesine yol açabildiği gibi, çocukların söz konusu olduğu olaylarda bu tür bilgiler yalnızca şüphelinin değil, çocuğun da kim olduğunun anlaşılmasına neden olabilecek sonuçlar doğurabilir” ifadelerine yer verildi.
“ŞÜPHELİNİN KİMLİĞİNİN DOLAYLI BİÇİMDE İFŞA EDİLMESİ, ÇOCUK MAĞDURUN MAHREMİYETİNİ DE TEHLİKEYE ATAR”
Açıklamada, şüphelinin kimliğinin dolaylı biçimde ifşa edilmesinin, çocuk mağdurun mahremiyetini de tehlikeye atacağından, haberlerde kullanılan ayrıntılar değerlendirilirken yalnızca adı açıklanan ya da gizlenen kişinin kimliği değil, bu bilgilerin çocukla ilgili hangi bilgileri açığa çıkarabileceği ve çocuğun özel hayatını nasıl etkileyebileceğinin de dikkate alınması gerektiği kaydedildi.
Tüm bunların yanı sıra, bir tutuklamanın gerçekleşmiş olmasının tek başına suçluluğun kanıtı olmadığı, masumiyet karinesi gereğince yargı süreci tamamlanmadan kişilerin suçlu ilan edilmemesi, haber dilinde peşin hüküm oluşturabilecek ifadelerden kaçınılması ve iddialarla kesinleşmiş olguların birbirinden açıkça ayrılması gerektiği vurgulandı.






