Lefkoşa’da 1964 yılında şehit Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in naaşına yapılan otopside bulunan Doktor Ayten Berkalp, yıllar geçmesine rağmen o gün gördüklerini unutmadığını belirtti. Berkalp, “Cengiz Topel’in şehit olduktan sonra tebessüm eden masum yüzü halen gözlerimin önünden gitmiyor” dedi.
Kıbrıs Türklerinin Erenköy’de Rum saldırılarına karşı direniş verdiği günlerde Türkiye’nin 8 Ağustos 1964’te başlattığı hava harekatı sırasında uçağı düşürülen ve paraşütle atladıktan sonra Rumlar tarafından esir alınan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, ağır işkencelere maruz bırakıldıktan sonra şehit edildi.
Topel’in naaşı, uluslararası girişimlerin ardından Rumlardan Birleşmiş Milletler görevlilerince teslim alınarak Lefkoşa’ya getirildi. Naaşın Lefkoşa’ya ulaştırılmasının ardından yapılan otopside bulunan doktorlardan Ayten Berkalp, o günlere ilişkin tanıklıklarını anlattı.
O dönemde Limasol’da görev yaptığını ve anestezi eğitimi almak amacıyla Lefkoşa’ya geldiğini belirten Berkalp, Erenköy direnişi sırasında Cengiz Topel’in uçağının düşürüldüğünü öğrendiğini söyledi.
Topel’in naaşının uzun uğraşların ardından Rumların elinden teslim alındığını ifade eden Berkalp, Türkiye’nin, Kıbrıs Türklerine yönelik saldırıları ve Erenköy’e yönelik büyük çaplı Rum saldırısını durdurmak amacıyla 8 Ağustos 1964’te hava harekatı başlattığını hatırlattı.
Harekat sırasında uçağı yerden açılan ateş sonucu düşürülen Topel’in paraşütle atladıktan sonra Rumlar tarafından esir alındığını belirten Berkalp, genç pilotun ağır işkenceler sonucunda şehit edildiğini kaydetti.
Topel’in naaşının Lefkoşa’ya getirilmesinin ardından büyük bir üzüntü içerisinde otopsiye girdiklerini anlatan Berkalp, “Bir an önce ne olduğunu görmek istiyorduk. Çok büyük bir üzüntü altında otopsiye girdik” dedi. Berkalp, naaşı ilk gördüğü anda dahi işkence izlerinin açıkça belli olduğunu belirterek, Topel’in vücudunda kırıklar ve ezilmeler bulunduğunu söyledi.
Topel’in yakın mesafeden ateş edildiğinin anlaşılmaması amacıyla vücudunun çeşitli yerlerinden açıldığını ve mermi yaralarının kapatılması için bazı organlarının çıkarıldığını ve dikildiğini anlatan Berkalp, gördüklerinin ağır işkencenin izlerini taşıdığını ifade etti.






