Lefkoşa 31°USD48,25EUR55,96GBP65,42GRAM ALTIN6.908,74 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Kıbrıs Türk tiyatrosunun en büyük ustası Yaşar Ersoy: Tiyatro toplumsal sanat, kolektif üretimdir

Kıbrıs Türk tiyatrosunun en büyük ustası Yaşar Ersoy; Hasan Hastürer’in sorularını özünü, yaşam ve sanat yaklaşımıyla harmanlayarak yanıtladı… Yaşar Ersoy ile 57 yıllık tiyatro yaşamını, mücadelesini ve bir memleketin…

7 dakika okumaHaber: Yusuf Bahadır AYDIN
Paylaş
Kıbrıs Türk tiyatrosunun en büyük ustası Yaşar Ersoy: Tiyatro toplumsal sanat, kolektif üretimdir

Kıbrıs Türk tiyatrosunun en büyük ustası Yaşar Ersoy; Hasan Hastürer’in sorularını özünü, yaşam ve sanat yaklaşımıyla harmanlayarak yanıtladı…

Yaşar Ersoy ile 57 yıllık tiyatro yaşamını, mücadelesini ve bir memleketin tiyatrosuna, sanatına ve kültürüne adanmışlığı konuştuk.

57 yıl… Bir insanın hayatının neredeyse tamamına yayılan bir tiyatro yolculuğu. Oyunculuk, yönetmenlik, sanat yönetmenliği, yazarlık, araştırmacılık, sivil toplum örgütlerinde çalışmalar ve kültür-sanat politikaları için verilen mücadele…

*               *            *

HASTÜRER: Yaşar, 57 yıldır ara vermeden, bıkmadan usanmadan, yılmadan tiyatro yapıyorsun. Nasıl oluyor bu?

ERSOY: Sevgili Hasan önce sana teşekkür ederim bu söyleşi için… Söze şöyle başlayayım; 57 yıl önce tiyatro bana musallat oldu, ben de 57 yıldır tiyatroyu geniş halk kitlelerine musallat etmek için uğraşıyorum.

H.HASTÜRER: Neden?

ERSOY: Çünkü tiyatro, bir halk okuludur. Ve bu okulda insan, insan olma, insan kalmakta direnme öğretilir. Çünkü tiyatro yalnızca bir gösteri sanatı değildir. Tiyatro, sürekli yaşamı sorgulayan, izleyiciyi yüzleştiren, dün, bugün ve yarınla hesaplaşmayı hiç elden bırakmayan ve aynı zamanda sonsuz bir kültür birikimi sağlayan toplumsal bir sanattır.

HASTÜRER: Peki, tiyatronun, toplumun düşünsel ve kültürel gelişimindeki rolünü nasıl değerlendiriyorsun? Sence tiyatro, toplumsal değişim ve farkındalık yaratmada ne kadar etkili?

ERSOY: Az önce belirtiğim gibi, tiyatro toplumsal bir sanattır. Aynı zamanda kolektif bir üretimdir. Ve canlıdır. İnsandan insana yapılan, canlı organizmaların buluşmasıyla eşsiz bir sanattır. Tiyatro, toplumun gerçek sorunlarını sahneye taşıyarak insanların bilinçlenmesini sağlayan, sınıfsal eşitsizlikleri, sömürüyü ve adaletsizlikleri görünür kılan bir değişim ve dönüşüm sanatıdır. Tiyatro, seyirciyi yalnızca duygulandırmaz, aynı zamanda düşündürmeyi ve toplumsal değişim için harekete geçirmeyi amaçlar. Bu nedenle tiyatro, aydınlatan ışığında, daha adil bir toplumun kurulmasına katkı sağlayan bir bilinç oluşturma aracıdır. Kısaca tiyatro sadece bir ayna değil aynı zamanda Bertolt Brecht’in ifade ettiği gibi “Dünyayı şekillendiren bir çekiçtir.”

Sevgili Hasan, inan ki hepsi de. Aşkı olmadan tiyatro yapılmaz, inancı olmadan yola devam edilmez, mücadele etmeden ayakta kalınmaz. Ama bütün bunların üzerinde, topluma ve insanımıza karşı duyduğum sorumluluk var. 57 yılın sonunda beni hâlâ sahnede tutan asıl güç de bu sorumluluk ve tiyatroya olan bitmeyen sevgimdir.

HASTÜRER: 57 yıllık tiyatro yolculuğunuz boyunca bugüne kadar kaç oyuna imza attınız?

ERSOY: Bugüne kadar 113 oyunda görev aldım. 114’üncü oyunun provalarına başladım… Kimi oyunda sadece oyuncu, kimi oyunda yönetmen, kimi oyunda hem yönetmen hem oyuncu olarak görev aldım.

HASTÜRER: Tam 113 oyuna imza atmak, tiyatro adına gerçekten önemli ve kayda değer bir başarı. Bu uzun ve üretken yolculuğunuz sizin için ne ifade eder?

ERSOY: 113 oyuna imza atmış olmak benim için sadece bir sayıdan ibaret değil. Her oyunun arkasında bir dönem, bir hikâye, bir insan ve bu toplumun yaşadığı gerçeklik var. Ben tiyatroyu yalnızca insanları eğlendirmek için değil, onların hayatına dokunmak, yaşadıkları sorunları görünür kılmak ve bazen de sormaya cesaret edemedikleri soruları sahneye taşımak için yaparım. Bu nedenle 113 oyun benim için 113 ayrı emek, 113 ayrı tanıklık ve seyirciyle kurulmuş 113 ayrı bağ demek. Eğer bu oyunlardan bir tanesi bile bir insanı düşündürdüyse, bir soruyu aklına düşürdüyse ya da yaşadığı gerçeğe başka bir gözle bakmasını ve değişimini tetiklediyse yaptığım işin bir anlamı olduğuna inanırım.

HASTÜRER: Tiyatroyu bir sanat alanından öte, toplumsal mücadele, hafıza, kültürel kimlik ve gelecek tasarımı olarak hayatının merkezine aldığını biliyorum…

ERSOY: Doğrudur. Bunun için oyun yönetmenin, sahnelemenin ve oynamanın yanında, çeşitli sivil toplum örgütlerinin yürütme ve yönetim kurullarında mücadele verdim. Tiyatro ve kültür sanat üzerine çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazdım, kitaplar yayımladım, radyo ve televizyon programları yaptım…

HASTÜRER: Neden?

ERSOY: Çünkü sadece sahnede rol almakla yetinmedim ülkemin yaşamının tam ortasında da rol almaya çalıştım. Bu nedenle, toplumumuzda demokrasi kültürünün gelişmesi için… Bir de tiyatro ve sanat kültürünün toplumla buluşması için mücadele ettim. Bunun yanı sıra tiyatro benim için yalnızca sahne ya da estetik alan değil, toplumsal gelişmeye ve demokratikleşme dair bir sorumluluk ve mücadele alanıdır.

HASTÜRER: Ayrıca senin uzun zamandır altını çizdiğin tiyatronun nitelikli biçimde gelişmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması konusunda hayata geçirmeyi planladığın beş önemli proje var. Bu projeler nelerdir?

ERSOY: Bu soru için özellikle teşekkür ederim. Birincisi, tiyatromuza eğitimli insan unsurunu kazandırmak… Bunu başarmış olmanın büyük bir bahtiyarlığını yaşıyorum. Bugün konservatuvarlardan ve sahne fakültelerinden mezun onlarca genç tiyatrolarımızda görev yapıyor. Bunun temellerini 1990 yılında attığımız girişimle oluşturduk. O yıllarda gençler için burslar ve özel kontenjanlar temin ettik. Zamanla bu girişim öylesine büyüdü ve karşılık buldu ki, ülkemizin üniversitelerinde sahne sanatları fakülteleri açılmaya başladı. Bugün o okullardan mezun olan gençler, Kıbrıs Türk tiyatrosunu geleceğe taşıyor.

HASTÜRER: İkincisi?

ERSOY: İkincisi, tiyatro kültürünün gelişmesine ve daha geniş bir seyirci kitlesine ulaşmasına katkı sağlamak amacıyla bir tiyatro festivali başlatmak ve bunu sürdürülebilir hale getirmekti. Kıbrıs Tiyatro Festivali bugün 22 yılı geride bıraktı. Bir ay boyunca devam eden festival, Lefkoşa, Girne ve Mağusa olmak üzere üç kentimizde düzenleniyor. Her yıl birbirinden nitelikli oyunları seyirciyle buluşturan festivalde salonların tıklım tıklım dolması, tiyatroya duyulan ilginin ve oluşan güçlü seyirci kültürünün en önemli göstergelerinden biridir. Bu vesileyle festivali ısrarla devam ettiren emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Üçüncüsü ise, özerk bir tiyatro yasası hazırlamak ve tiyatro kurumlarımızın, bu yasa çerçevesinde yeniden yapılanmalarını sağlamaktı. Çünkü tiyatro, doğası gereği özgür ve özerk olmalıdır. Oysa bizde tiyatro kurumları hâlâ siyasetin ve bürokrasinin müdahale alanı içinde tutuluyor. Bu durum, sanatın özgürce üretilebilmesinin önündeki en önemli engellerden biridir. Yıllarca bunun değişmesi için mücadele ettik, özerk tiyatro yasasının hazırlanması ve hayata geçirilmesi için çalıştık. Ne yazık ki bütün çabalarımıza rağmen bunu gerçekleştiremedik. Bunun temelinde ise ülkeyi yönetenlerin demokrasi ve sanatın özgürlüğü konusundaki anlayışlarının yeterince gelişmemiş olması yatıyor. Oysa çağdaş ve demokratik bir toplumda tiyatro, siyasi iktidarların ve bürokrasinin müdahalesinden uzak, kendi kararlarını kendi verebilen özerk bir yapıya sahip olmalıdır.

HASTÜRER: Sanırım dördüncü projen, yaklaşık 30 yıldır hayalini kurduğun Tiyatro ve Kültür Merkezidir. 18 Ağustos’ta Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı ile gerçekleştirdiğiniz basın toplantısı oldukça coşkulu ve bir o kadar da duygusal anlara sahne oldu. Bu basın toplantısı, yıllardır konuşulan bu projenin artık somut bir aşamaya geldiğini mi gösteriyor? LTB Tiyatro ve Kültür Merkezi hayata geçiyor diyebilir miyiz?

ERSOY: Evet sevgili Hasan, “LTB Tiyatro ve Kültür Merkezi” artık hayata geçiyor diyebiliriz. 1996’dan bu yana, tam 30 yıldır bu düşün peşinden koştuk. Bu süreçte kimi zaman kabul gördük, kimi zaman alaya alındık, kimi zaman kapılar yüzümüze kapandı, kimi zaman arkadan hançerlendik, kimi zaman yok sayıldık. Hatta gözümüzün içine bakılarak yalan söylendiği bile oldu. Ama biz hiçbir zaman yılmadık, umudumuzu yitirmedik. Ateşli bir sabırla, inatla ve büyük bir inançla mücadelemizi sürdürdük.

Ve sonunda, başkent Lefkoşa’ya çağdaş, tam donanımlı bir Tiyatro ve Kültür Merkezi kazandırma hayalimizi gerçeğe dönüştürmeyi başardık. İmzalar atıldı, yarım kalan inşaat yeniden başladı ve şimdi kaldığı yerden tamamlanıyor. Otuz yıllık bir hayalin artık gerçeğe dönüşmesini izlemenin mutluluğunu yaşıyoruz.

HASTÜRER: Bu yarım kalmış inşaatın tamamlanacak olması, yalnızca 30 yıllık bir hayalin gerçekleşmesi olmayacak, aynı zamanda bir ayıbın, bir utancın da ortadan kaldırılması olacak…

ERSOY: Aynen öyle. Bu vesileyle emeği geçen tüm belediye başkanlarına ve komitelerde görev yapan herkese gönülden teşekkür ederim.

Ancak özellikle Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’ya ayrı bir parantez açmak isterim. Çünkü Harmancı, iflasın etmiş, batmış, çalışanlarının maaşlarını dahi ödeyemeyen ve ağır borç yükü altında bulunan bir belediyeyi devraldı. Planlı, programlı ve kararlı bir yönetim anlayışıyla LTB’yi adeta küllerinden yeniden doğan bir Anka kuşu gibi ayağa kaldırdı ve mali yapısını toparladı ve bugün yatırım yapabilen bir belediye haline getirdi. “Tiyatro ve Kültür Merkezi” de işte bu dönüşümün en anlamlı sonuçlarından biridir. Yıllardır yarım ve atıl durumda bekleyen bu yapının yeniden ele alınarak tamamlanması, yalnızca bir binanın tamamlanması değil, Lefkoşa’nın kültür ve sanat hayatına yapılan önemli bir yatırımdır. Bu yatırım insana yapılan bir yatırımdır.

HASTÜRER: Uzun yıllardır beklenen LTB Tiyatro ve Kültür Merkezi, yalnızca bir tiyatro salonundan ibaret olmayacak sanırım. Merkezin bünyesinde hangi alanlar yer alacak?

ERSOY: Her şeyden önce, bu Merkez, Lefkoşa’nın Kültürel Anıtı olacak. Bu Merkez hem Lefkoşa’nın hem Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun he Lefkoşa Belediye Orkestrası’nın yeniden yapılanmasını sağlayarak gelecek tasarımlarını hem nitelik hem nicelik açısından güçlendirecek.

Lefkoşa’nın çağdaş kültür kimliğinin en önemli göstergelerinden biri olacak. Bu nedenle bu Merkez, Lefkoşa’nın kültürel geleceğine yapılan önemli bir yatırımdır. Merkez’in bünyesinde, tam donanımlı 465 kişilik büyük sahne, 178 kişilik küçük sahne yer almaktadır. Büyük sahnenin önünde orkestra platformu yer almaktadır. Bu platform gerektiği durumlarda açılarak orkestra çukuru olarak kullanılabilecektir. Ayrıca LBT ve LBO için prova, performans ve eğitim mekânları, atölyeler, kütüphane ve müze yer almaktadır. Bunların yanı sıra 240 kişilik açık amfi tiyatroda Merkezin kapsamında bulunmaktadır. Merkez kafeleri ve sanatsal alanlarıyla sürekli yaşayan ve üreten bir Tiyatro ve Kültür Merkezi olarak hizmet verecektir.

HASTÜRER: Toplumumuz adına çok sevindirici ve heyecan verici bu anlattıklarınız… Son olarak, Kıbrıs Türk tiyatrosunun geleceği konusunda bir dilek hakkınız olsa ne dilerdiniz?

ERSOY: Bu merkezin bir an önce açılarak hizmet vermesini; LTB Tiyatrosu’nun ve LTB Orkestrası’nın yeniden yapılanarak uzun yıllar toplumumuza hizmet etmesini, özerk yasanın hayata geçirilmesini, Kıbrıs Tiyatro Festivali’nin daha da gelişerek yoluna devam etmesini ve tiyatromuza yeni gençlerin kazandırılmasını diliyorum. Ancak bunlar benim için yalnızca birer dilek değil. Tüm bunların gerçekleşmesi ve tiyatronun demokrasi ve barış kültürüne daha fazla katkı sunması için mücadelemi sürdürmeye devam edeceğim.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler