Lefkoşa 38°USD47,97EUR56,12GBP65,60 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Kıbrıs Türk Kültür Derneği: Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyon zulmü artık sona ermeli

Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Tolga Ünsaldı, KKTC’ye yönelik ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve sportif izolasyonların Kıbrıs Türk halkını dünyadan kopardığını belirtti.

4 dakika okumaHaber: Kıbrıs Postası
Paylaş
Kıbrıs Türk Kültür Derneği: Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyon zulmü artık sona ermeli

Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Tolga Ünsaldı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) uygulanan izolasyon ve ambargoların sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Ünsaldı, Kıbrıs Türk halkının ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda uluslararası toplum tarafından uygulanan kısıtlamalar nedeniyle dış dünyayla doğrudan bağ kurmasının engellendiğini belirtti.

Ünsaldı, “Dünya bu zulme artık bir son vermeli” başlıklı açıklamasında, KKTC’ye uygulanan izolasyonun 1983 yılında devletin kurulmasından bu yana devam ettiğini ifade etti.

KKTC’ye uygulanan kısıtlamaların ağırlıklı olarak ekonomik olmakla birlikte sosyal ve kültürel alanları da kapsadığını belirten Ünsaldı, bunun Kıbrıs Türk halkının tüm dünyadan dışlanmasını amaçlayan bir yaklaşım olduğunu savundu.

Avrupa’nın demokrasi anlayışından söz ettiği bir süreçte Kıbrıs Türk halkının dünyadan izole edilmesinin, temel hayat gereksinimlerinden mahrum bırakılmasının ve yüz binlerce kişinin spor oyunları dahil uluslararası müsabakalardan uzak tutulmasının “gayri insani ve hukuk dışı” olduğunu belirten Ünsaldı, KKTC’nin kuruluşundan günümüze kadar haksız izolasyon ve ambargolara maruz bırakıldığını kaydetti.

Ünsaldı, KKTC’nin bugün de uluslararası alanda yalnızlaştırılmaya çalışıldığını ifade etti.

"DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜ KABUL EDİLMELİ"

Annan Referandumu’nun ardından Lüksemburg’da 26 Nisan 2004’te AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nin toplandığını hatırlatan Ünsaldı, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan izolasyonların sonlandırılması ve 259 milyon avro değerinde yardım yapılmasının kararlaştırıldığını belirtti.

Bu kararın ardından 7 Temmuz 2004’te Kuzey Kıbrıs ile doğrudan ticareti öngören “Mali Yardım Tüzüğü” ve “Doğrudan Ticaret Tüzüğü”nün hazırlanarak konseye sunulduğunu aktaran Ünsaldı, Rum tarafının müdahaleleri sonucunda Mali Yardım Tüzüğü dışında Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün kabul edilmediğini ifade etti.

Ünsaldı, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün, Türk tarafıyla doğrudan ticaret yapılmasının ancak AB üyelerinin tümünün onayıyla kabul edilebileceği şeklinde değiştirildiğini kaydetti.

Öte yandan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın “İyi Niyet Misyonu” başlığıyla BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, 1 Mayıs 2004’te Rum tarafının AB üyeliğiyle elde ettiği haklardan Türk tarafının yararlanamayacak olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdiğini belirten Ünsaldı, Annan’ın referandumda Rumların “hayır” oyu vermesinin bu sonuca yol açtığını ve Rumların herhangi bir çözümü ve anlaşmayı istemediklerini ifade ettiğini aktardı.

Ünsaldı, Annan’ın ayrıca Türk tarafına uygulanan baskı ve izolasyonların sona erdirilmesi çağrısında bulunduğunu, Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümün siyasal eşitlik ve ortaklık temelinde olması gerektiğini belirttiğini ve tarafların söylemlerinden çok davranışlarının önemli olduğunu vurguladığını kaydetti.

Ancak bu raporun BM Güvenlik Konseyi’nde bağlayıcı bir karara dönüştürülemediğini ifade etti.

"KIBRIS SORUNUN 1974'TE BAŞLADIĞI ŞEKLİNDEKİ ANLATI GERÇEĞİ YANSITMIYOR"

Bugün dünyada “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul edilen devletin yalnızca Kıbrıs Rumlarından oluştuğunu savunan Ünsaldı, 1960’ta kurulan ortak devletin 1963’te fiilen yıkıldığını ve Kıbrıslı Türklerin devletin tüm kurumlarından dışlandığını ileri sürdü.

Ünsaldı, buna rağmen Rum yönetiminin tüm dünya tarafından Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanındığını belirterek, 1963-1974 arasındaki dönemin anlatılmadan Kıbrıs sorununun 1974 Barış Harekâtı ile başladığının ve 1983’te KKTC’nin kurulmasıyla Kıbrıs’ın bölündüğünün ifade edildiğini savundu.

1974 Barış Harekâtı öncesinde, 15 Temmuz’da EOKA’cı Nikos Sampson tarafından gerçekleştirilen darbe sonucunda adada “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” ilan edildiğini belirten Ünsaldı, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hakkının bulunduğu uluslararası sözleşmelere dayanarak adaya müdahale ettiğini ve o günden bugüne süren barış ortamını sağladığını ifade etti.

Ünsaldı, Türkiye’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni bütün Kıbrıs’ı temsil eden “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımadığını da kaydetti.

"KIBRISLI TÜRKLER KADAR İZOLE EDİLEN BAŞKA BİR TOPLUM YOK"

Kıbrıslı Türklerin Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu güvenlik şemsiyesi altında olduğunu ancak Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmadığını belirten Ünsaldı, dünyanın farklı bölgelerinde tanınmayan devletler bulunduğunu ancak Kıbrıs Türk halkı kadar izole edilen başka bir toplum olmadığını savundu.

İzolasyonların başta spor olmak üzere uluslararası tüm müsabakalarda karşılarına çıktığını belirten Ünsaldı, Türkiye’de düzenlenen uluslararası organizasyonlara Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı altında katılan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Kıbrıslı Rum katılımcıların yol açtığı sorunların devam ettiğini ifade etti.

Ünsaldı, 11-17 Ağustos 2026 tarihlerinde Türk Coğrafya Kurumu ev sahipliğinde gerçekleştirilen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na (iGeo 2026) Türkiye’nin tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin katıldığını, İstanbul’da düzenlenen madalya töreninde ise Kıbrıslı Rumlar tarafından bayrak açıldığını belirtti.

Uluslararası organizasyonların kendi üyelik ve katılım kurallarının bulunduğunu kabul eden Ünsaldı, ancak ev sahibi ülkelerin de kendi dış politika ilkeleri ve milli hassasiyetleri bulunduğunun unutulmaması gerektiğini kaydetti.

"İZOLASYON ZULMÜ ARTIK SONA ERDİRİLMELİ"

Yıllardır devam eden izolasyonların kaldırılmasının, hatta hafifletilmesinin bile engellendiğini belirten Ünsaldı, Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınmaya çalışılmasının Kıbrıs’ta devam eden süreçleri iyileştirmediğini, aksine çözüm çabalarına zarar verdiğini savundu.

Dünyanın artık anlaması gereken temel meselenin, Kıbrıs’ta çözüm istemenin yalnızca “çözüm isterim” demekle mümkün olmadığını belirten Ünsaldı, bunun yolunun Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların eşit olduğunu ve eşit haklara sahip bulunduğunu kabul etmekten geçtiğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonların kaldırılması amacıyla artık bir karar üretmesinin şart olduğunu belirten Ünsaldı, Kıbrıslı Türkler için sporda, bilimde, eğitimde ve kültür-sanat etkinliklerinde devam eden izolasyonun sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Ünsaldı açıklamasını, “Dünya bu zulme artık bir son vermeli” ifadeleriyle tamamladı.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler