Lefkoşa 23°USD49,40 ₺▲EUR55,65 ₺▼GBP65,40 ₺▼GRAM ALTIN6.644,78 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Kıbrıs sorununda takvim daralıyor, taraflar müzakerenin nasıl başlayacağında bile uzlaşamıyor

Bugün Kıbrıs – Analiz Kıbrıs sorununda diplomatik temaslar devam ediyor ancak müzakerelerin yeniden başlamasını sağlayacak ortak zemin henüz oluşturulamadı.

6 dakika okumaHaber: Editör
Paylaş
Kıbrıs sorununda takvim daralıyor, taraflar müzakerenin nasıl başlayacağında bile uzlaşamıyor

Kıbrıs sorununda diplomatik temaslar devam ediyor ancak müzakerelerin yeniden başlamasını sağlayacak ortak zemin henüz oluşturulamadı.

Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman ile Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis, 13 Ekim Salı günü saat 15.30’da Birleşmiş Milletler himayesinde yeniden bir araya gelecek.

Görüşme, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sona ermesine üç aydan az bir süre kala yapılacak.

Bugün Kıbrıs‘ın BM açıklamaları, iki liderin son değerlendirmeleri, Türkiye’nin tutumu ve Avrupa Birliği’nin yeni kararlarını karşılaştırarak yaptığı inceleme, sürecin üç ayrı düzeyde sıkıştığını ortaya koyuyor.

Birinci anlaşmazlık, güven artırıcı önlemlerin uygulanması. İkincisi, müzakerelerin hangi yöntemle ve hangi güvencelerle başlayacağı. Üçüncüsü ise çözümün temel siyasi çerçevesi.

Bu başlıklarda ilerleme sağlanamadığı için BM’nin hedeflediği genişletilmiş 5+1 toplantısının da henüz üzerinde uzlaşılmış bir gündemi bulunmuyor.

BM YEDİ MADDEDE İLERLEME İSTİYOR, MASAYA 19 YENİ ÖNERİ GELDİ
Temmuz ayında Kıbrıs’ı ziyaret eden BM Genel Sekreteri Guterres, genişletilmiş bir toplantı yapılabilmesi için üç alanda yeterli hazırlık gerektiğini açıklamıştı: güven artırıcı önlemler, müzakere yöntemi ve Kıbrıs sorununun özü.

Guterres’in gündeme getirdiği yedi güven artırıcı başlık arasında yeni geçiş noktaları, mayın temizliği, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakları, spor faaliyetleri, ortak afet müdahalesi, düzensiz göçle mücadele ve sivil toplum koordinasyonu bulunuyor.

Erhürman, bu başlıkların altısında ilerlemeye hazır olduklarını, yeni geçiş noktaları konusunda ise sunulan seçeneklerin değiştirilmesi gerektiğini açıkladı.

Ancak eylül ayında New York’ta gerçekleştirilen temaslar, beklenen somut uzlaşmayı getirmedi.

Erhürman, Hristodulidis’in BM’nin yedi maddesi üzerinde ilerleme sağlanmadan 19 yeni öneri sunmasını eleştirdi.

Hristodulidis ise önerilerinin güven artırıcı önlemler, müzakere yöntemi ve çözümün esasına ilişkin olduğunu savunuyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letimbiotis, 9 Ekim’de yaptığı açıklamada Erhürman’dan 19 maddelik öneriye henüz yanıt alınmadığını belirtti.

İki taraf arasındaki anlaşmazlık yalnızca önerilerin sayısından kaynaklanmıyor.

Asıl sorun, hangi başlıkların önce ele alınacağı ve bir konuda anlaşma sağlanmadan diğerine geçilip geçilemeyeceği.

MARAŞ VE MAĞUSA LİMANI FORMÜLÜ YENİDEN GÜNDEMDE
19 maddelik önerinin ayrıntıları resmen açıklanmadı.

Ancak Kıbrıslı Rum basınında yayımlanan haberler, öneriler arasında Kapalı Maraş’ın BM yönetimine verilmesi ve Mağusa Limanı’nın Avrupa Komisyonu gözetiminde uluslararası ticarete açılması formülünün de bulunabileceğini ortaya koydu.

Bu yaklaşım, 2006 yılında Finlandiya’nın Avrupa Birliği dönem başkanlığı sırasında gündeme gelen önerilerle benzerlik taşıyor.

Philenews ve Politis’in haberlerine göre formül, Kapalı Maraş’ın eski sakinlerinin dönüşüyle limanın ticari kullanımını aynı diplomatik paket içinde ele alıyor.

Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, söz konusu formülün Hristodulidis’in 19 maddelik önerisi arasında bulunduğunu doğrulamadı veya yalanlamadı.

Dolayısıyla bu önerinin resmen masaya konulduğu ve taraflar arasında müzakere edildiği kesinleşmiş değil.

Erhürman ise öneriyi önce kabul ettiği, ardından Türkiye’nin müdahalesiyle reddettiği yönündeki haberleri 9 Ekim’de açık biçimde sorguladı.

Böylesine önemli bir öneriye ilk duyduğu anda olumlu yanıt vermesinin gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, konu hakkında Türk yetkililerle görüşmediğini söyledi.

ERHÜRMAN’IN TALEBİ: YENİ BİR BAŞARISIZLIK SÜRECİ BAŞLAMASIN
Erhürman’ın müzakere yaklaşımı dört temel unsurdan oluşuyor.

Siyasi eşitliğin yeniden pazarlık konusu yapılmaması, görüşmelerin başlangıç ve bitişinin belli olması, geçmiş yakınlaşmaların korunması ve yeni bir başarısızlığın ardından Kıbrıslı Türklerin mevcut statükoya dönmek zorunda bırakılmaması.

Erhürman, geçmişte olduğu gibi sonuç alınamayan, süresiz bir müzakere sürecine girilmesine karşı çıkıyor.

Bu nedenle yalnızca yeni bir üçlü veya 5+1 toplantısı düzenlenmesinin yeterli olmadığını, önceden somut ilerleme sağlanması gerektiğini savunuyor.

Kıbrıslı Türk liderin yaklaşımında siyasi eşitlik, çözümden sonra gündeme gelecek bir konu değil, müzakerenin başlangıç koşullarından biri.

Hristodulidis ise görüşmelerin üzerinde uzlaşılan BM çerçevesi ve geçmiş yakınlaşmalar temelinde yeniden başlamasını istiyor.

ANKARA’NIN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM ÇİZGİSİ AYRI BİR ENGEL
Kıbrıs sorunundaki bir diğer temel anlaşmazlık Türkiye’nin resmi tutumunda görülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri Guterres ile görüşmesinde Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tanınmadan ortaya konulacak önerilerin sonuç vermeyeceğini söyledi.

Türkiye, iki devletli çözüm ve egemen eşitlik yaklaşımını savunmayı sürdürüyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti ise BM Güvenlik Konseyi kararları temelinde siyasi eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki bölgeli federasyon çerçevesinde müzakerelerin yeniden başlamasını istiyor.

Erhürman’ın siyasi eşitliği esas alan ve sonuç odaklı müzakere isteyen yaklaşımıyla Ankara’nın iki devletli çözüm politikasının, olası bir kapsamlı müzakere sürecinde nasıl bağdaştırılacağı da henüz açıklığa kavuşmuş değil.

AB, TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ KIBRIS SORUNUNA BAĞLADI
Diplomatik tablonun önemli bir başka boyutu, Avrupa Birliği’nin son açıklamalarında ortaya çıktı.

7 Ekim’de Hırvatistan’ın Split kentinde yayımlanan MED9 ortak bildirisinde, Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde ve AB ilkelerine uygun biçimde çözülmesine destek yinelendi.

Bildiride Türkiye’nin müzakerelerin yeniden başlamasına somut katkısının, AB-Türkiye ilişkilerinin ilerlemesi açısından önemli olduğu vurgulandı.

Maraş’ta ve ateşkes hattı boyunca tek taraflı adımlardan kaçınılması çağrısı da yapıldı.

Bildiride Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’nun Kıbrıs Özel Temsilcisi olarak görevlendirilmesi memnuniyetle karşılandı.

AB’DEN ERHÜRMAN’A DA YANIT: GÜVEN ORTAMI VURGUSU
Avrupa Birliği’nin tutumunda dikkat çeken bir diğer gelişme ise Kıbrıslı Türk liderliğine gönderilen yanıt oldu.

Cumhurbaşkanlığı tarafından 6 Ekim’de yapılan açıklamaya göre Avrupa Komisyonu, Erhürman’ın Kıbrıslı Türk gençlerin spor ve kültür etkinliklerine katılımının engellendiği yönündeki şikâyetlerini içeren mektubuna yanıt verdi.

Komisyonun, dile getirilen endişeleri ve bunların BM sürecine etkisini dikkate aldığını bildirdiği açıklandı.

Yanıtta, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında güvenin geliştirilmesinin önemine ve 2004 yılında Kıbrıslı Türk toplumunun izolasyonunun sona erdirilmesine ilişkin AB Konseyi kararına atıf yapıldığı belirtildi.

Böylece aynı hafta içerisinde Avrupa düzeyinde iki farklı vurgu ortaya çıktı.

MED9 bildirisinde Türkiye’nin Kıbrıs müzakerelerine katkısı AB ilişkileriyle ilişkilendirilirken, Komisyonun Erhürman’a gönderdiği yanıtta Kıbrıslı Türklerin toplumlararası faaliyetlere katılımı ve güven ortamı öne çıkarıldı.

HOLGUÍN: FIRSAT PENCERESİ KAPANIYOR
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in son değerlendirmesi ise diplomatik sürecin geldiği noktaya ilişkin en açık uyarılardan birini içeriyor.

Holguin, geçen yıl ve bu yılın başında oluşan olumlu fırsat penceresinin giderek kapandığını söyledi.

Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de yükselen gerilimlerin Kıbrıs’ı da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.

BM temsilcisi, güven artırıcı önlemler konusunda siyasi irade bulunması hâlinde kısa sürede sonuç alınabilecek başlıklar olduğunu belirtti.

Ortak afet müdahalesi, mayın temizliği, spor faaliyetleri ve düzensiz göçle mücadele bunlar arasında.

Holguin, özellikle Haspolat’ta yeni bir geçiş noktasının açılmasının iki toplum arasındaki ticarete önemli katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Ancak bu konularda dahi yeterli siyasi iradenin ortaya konulamadığını söyledi.

BM temsilcisinin değerlendirmesi, diplomatik temasların sayısıyla somut ilerleme arasında önemli bir fark bulunduğunu gösteriyor.

GEÇMİŞ YAKINLAŞMALAR BELGESİ HAZIR AMA MASAYA GELMİYOR
Müzakere sürecindeki dikkat çekici bir başka ayrıntı, BM’nin geçmiş görüşmelerde sağlanan yakınlaşmaları derlediği belgeyle ilgili.

BM, önceki müzakere döneminde elde edilen yakınlaşmaları gözden geçirme çalışmasını tamamladı.

Ancak belge henüz taraflara sunulmadı.

Holguin, belgenin müzakereler başlamadan paylaşılmasının geçmiş görüşme kayıtlarının nasıl yorumlanacağı konusunda yeni anlaşmazlıklar yaratabileceğini açıkladı.

Bu nedenle belgenin ancak müzakereler yeniden başladığında ve kullanılabilir hale geldiğinde taraflara verileceğini söyledi.

Ortaya çıkan durum dikkat çekici.

Taraflar geçmiş yakınlaşmaların yeni müzakerelerin temelini oluşturup oluşturmayacağını tartışırken, bu yakınlaşmaları bir araya getiren BM belgesi yeni bir anlaşmazlık yaratmaması için bekletiliyor.

Bu durum, geçmişte elde edilen uzlaşıların bile henüz ortak bir başlangıç noktasına dönüştürülemediğini gösteriyor.

13 EKİM’DE ASIL SINAV: YENİ BİR FOTOĞRAF MI, SOMUT KARAR MI?
Salı günü yapılacak görüşmenin ardından yeni bir toplantı tarihi açıklanması diplomatik temasların sürdüğünü gösterecek.

Ancak bunun tek başına müzakere sürecinde ilerleme anlamına gelmeyeceği açık.

Somut ilerlemenin ölçüsü, BM’nin gündeme getirdiği güven artırıcı önlemlerden en az birkaçının uygulanması için tarafların ortak karar alıp alamaması olacak.

Yeni geçiş noktaları konusunda bir takvim belirlenmesi, ortak afet müdahalesi mekanizmasının oluşturulması veya karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık haklarıyla ilgili uygulanabilir bir adım atılması, toplantının sonuç üretip üretmediğini gösterebilecek gelişmeler arasında.

Buna karşılık yalnızca müzakerelere hazır olunduğunun tekrarlanması, mevcut diplomatik çıkmazı değiştirmeyecek.

BM Genel Sekreteri Guterres’in görev süresi 31 Aralık 2026’da sona erecek.

Holguín de yıl sonuna kadar kolaylaştırıcılık çabalarını sürdüreceğini açıkladı.

Kıbrıs sorununda bugün eksik olan yeni öneri, yeni toplantı veya yeni açıklama değil.

Eksik olan, tarafların zaten görüşmekte oldukları konulardan herhangi birinde uygulamaya geçebilecekleri ortak bir karar.

Kıbrıs sorununda takvim daralıyor, taraflar müzakerenin nasıl başlayacağında bile uzlaşamıyor

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler