Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin (CMIRS) 500 kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği Eylül 2026 araştırmasının ikinci bölümünde, toplumun adalet ve eşitlik, kurumsal ve yönetsel işleyiş, liyakat, kurallara uyma, öngörülebilirlik, toplumsal dayanışma ve ortak geleceğe ilişkin algıları ele alındı.
Araştırmayla Kıbrıslı Türklerin siyasi güven, sosyal güven, bireysel özgüven ve mutluluk algıları ölçülürken, bu oranların zaman içerisindeki değişimi ve yaşanan gelişmelerden nasıl etkilendiği de takip ediliyor.
“Çok katmanlı bir güven ve yönetim sorunu”
CMIRS Direktörü Mine Yücel, Eylül 2026 verilerinin tek tek sorunların toplamından daha kapsamlı bir “toplumsal sorunlar yumağını” ortaya koyduğunu belirtti.
Yücel, bir tarafta ekonomik güvensizlik, hayat pahalılığı ve ülke ekonomisine ilişkin olumsuz beklentiler, diğer tarafta ise sağlık, altyapı, eğitim ve kamu hizmetlerindeki düşük memnuniyetin bulunduğuna işaret etti. Bunlara hükümet, Meclis ve siyasi partilere yönelik düşük güven ile şeffaflık, eşitlik, liyakat ve hesap verebilirlik konusundaki yüksek memnuniyetsizliğin eşlik ettiğini kaydetti.
Dürüstlük, emeğin karşılığını alma, doğru ile yanlış arasındaki sınır, dayanışma ve değişim beklentisi gibi alanlardaki olumsuz algıların da tabloyu tamamladığını belirten Yücel, araştırmanın ekonomi, kamu hizmetleri, adalet ve liyakat, demokratik işleyiş ve toplumsal dayanışmanın birbirine temas ettiği çok katmanlı bir güven ve yönetim sorununa işaret ettiğini ifade etti.
“Seçimler siyasi aktörlerin kapasitesinin sınanacağı bir dönem”
CMIRS, araştırma sonuçlarının yaklaşan seçimler öncesinde siyasi partilere önemli mesajlar verdiği değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik sorunların yanı sıra kamu hizmetlerindeki yetersizlikler, altyapı sorunları, yönetim kapasitesine ilişkin olumsuz değerlendirmeler, adalet ve eşitlik algısındaki zayıflama ile Kıbrıs sorununun temel sorun alanları arasında bulunmasının güçlü bir değişim beklentisini ortaya koyduğu belirtildi.
Katılımcıların büyük çoğunluğunun ülkenin yanlış yönde ilerlediğini düşünmesi ve ekonomik geleceğe ilişkin beklentilerin ağırlıklı olarak olumsuz olmasının, seçim dönemine girilirken beklentilerin yalnızca yeni bir siyasi tercih etrafında değil, somut sorunların çözülmesi ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi etrafında şekillendiğine işaret ettiği kaydedildi.
CMIRS, seçimlerin seçmen açısından yalnızca siyasal temsilin belirleneceği bir süreç değil, mevcut sorunların çözümünde siyasi aktörlerin kapasitesinin sınanacağı bir dönem niteliği taşıdığı değerlendirmesini yaptı. Ekonomi yönetimi, hayat pahalılığı, sağlık, altyapı, kamu hizmetleri, yolsuzlukla mücadele, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik alanlarındaki yüksek memnuniyetsizliğin, günlük yaşama doğrudan yansıyan sorunlara somut çözüm beklentisini öne çıkardığı belirtildi.
Toplumsal anomi dört başlıkta incelendi
Araştırmada önceki dönemlerde kullanılan sorulara yenileri de eklenerek toplumsal anomi düzeyi daha sistematik biçimde ele alındı.
Çalışmada ekonomik koşullar ve siyasal gelişmelerin yanı sıra adalet, eşitlik, kurallara uyma, liyakat, dayanışma, kurumsal güven, kamu kaynaklarının kullanımı, şeffaflık ve devletin sorun çözme kapasitesine ilişkin algıların ortaya konulması amaçlandı.
Toplumsal anomi; “Adalet ve Eşitlik Algısı”, “Kurumsal ve Yönetsel İşleyiş Algısı”, “Liyakat, Kurallara Uyma ve Öngörülebilirlik” ile “Toplumsal Dayanışma ve Ortak Gelecek Algısı” olmak üzere dört temel boyutta incelendi.
Yüzde 67,2: “Yasalar herkese eşit uygulanmıyor”
Adalet ve eşitlik algısı kapsamında toplumda kuralların ve fırsatların bireyler arasında eşit biçimde dağıtılıp dağıtılmadığı incelendi.
Araştırmada “Ülkede yasalar herkes için eşit uygulanmaktadır” ifadesine katılmayanların oranı yüzde 67,2 oldu.
CMIRS, adalet ve eşitlik algısındaki bozulmanın yalnızca belirli bir kuruma yönelik memnuniyetsizliği değil, sistemin genel işleyişine ilişkin güven kaybını da gösterdiğini belirtti. Kuralların herkes için aynı biçimde uygulanmadığı algısının yaygınlaşmasının, uzun vadede kurumlara güveni ve kurallara uyma motivasyonunu zayıflatabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.

Yüzde 75,4 hükümetin sorunları etkin çözemediğini düşünüyor
Kurumsal ve yönetsel işleyiş başlığı altında hükümetin sorun çözme kapasitesi, kamu hizmetlerinin etkinliği, devletin vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, şeffaflık ve hesap verebilirlik değerlendirildi.







