Lefkoşa 38°USD47,72EUR55,16GBP64,46GRAM ALTIN6.645,24 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Kanber: Kazaları değil, kazaları önleyecek kültürü tartışmalıyız

KTEZO Eski Başkanı ve Siyaset Bilimci Mahmut Kanber, Kanal T’de yayımlanan “Sabah Baskısı” programında Pınar Gözek’in konuğu olarak siyaset, ekonomi, trafik güvenliği ve çalışma yaşamına ilişkin değerlendirmelerde…

7 dakika okuma
Paylaş
Kanber: Kazaları değil, kazaları önleyecek kültürü tartışmalıyız

KTEZO Eski Başkanı ve Siyaset Bilimci Mahmut Kanber, Kanal T’de yayımlanan “Sabah Baskısı” programında Pınar Gözek’in konuğu olarak siyaset, ekonomi, trafik güvenliği ve çalışma yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ülkede yaşanan sorunların ardından çoğunlukla cezaların tartışıldığını belirten Kanber, asıl meselenin toplumsal kültürün oluşturulamaması olduğunu söyledi. Art arda yaşanan trafik kazalarının yalnızca cezalandırma yöntemiyle önlenemeyeceğini vurgulayan Kanber, “Kaza olduğunda cezanın azlığını veya çokluğunu konuşuyoruz ancak kazanın yaşanmamasını sağlayacak kültürü tartışmıyoruz” dedi.

“Yol güvenliği yalnızca asfalt dökmek değildir”

Trafik ve yol güvenliğinin bir yaşam kültürü olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Kanber, çocukların küçük yaşlardan itibaren bu anlayışla yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Kanber, “Yol güvenliğini sağlamak sadece asfalt dökmek değildir. Yaşamı, kültürü ve insanı merkeze alan bir eğitim yaklaşımı gerekir” ifadelerini kullandı.

Yüksek göç alan bir ülke olunması nedeniyle ülkeye gelen insanların da kurallara uyum sürecine dahil edilmesi gerektiğini kaydeden Kanber; trafik kültürü, toplumsal yaşam ve yasalara uyum konusunda belirli bir çerçeve oluşturulması gerektiğini söyledi.

“Eşit yurttaşlık uygulamaya geçirilmelidir”

Hollanda’daki VIP uygulamalarına ilişkin bir açıklamayı örnek gösteren Kanber, sınır kapıları ve restoranlarda ayrıcalıklı hizmetlerin kaldırılmasının eşit yurttaşlık anlayışının uygulamaya geçirilmesi açısından önemli olduğunu savundu.

Kanber, toplumun “Biz neyiz, kimiz ve ne yapıyoruz?” sorularını sorması gerektiğini belirterek, ekonomik sorunlardan trafik kazalarına kadar birçok başlığın kültürel ve yönetsel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Çalışma yaşamında standart oluşturulmalı”

Her yaz gündeme gelen yüksek sıcaklıklarda çalışma tartışmalarına da değinen Kanber, bu konunun her yıl yeniden tartışılmak yerine belirli standartlara bağlanması gerektiğini söyledi.

Güney Kıbrıs’ta belirli dönemlerde sıcaklık derecelerine göre sarı ve kırmızı kod uygulandığını anımsatan Kanber, çalışanların aşırı sıcak veya soğukta çalıştırılmasının normal görülmesini maliyet odaklı yaklaşımın sonucu olarak değerlendirdi.

“Sorunların çözümü siyasi irade ve planlama gerektiriyor”

Ülkenin sorunlarını düzeltmenin yolunun yalnızca cezalandırma yöntemlerini değiştirmekten geçmediğini vurgulayan Kanber, yaşamın bir kültür olarak görülmesi, çocukların bu anlayışla yetiştirilmesi ve göçle gelen insanların uyum sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirtti.

Kanber, ekonomi, siyaset ve çalışma yaşamında farklı yöntemlerin uygulanabileceğini ancak bütün bunların üzerinde güçlü bir siyasi irade, kapsamlı bir bakış açısı ve planlama bulunması gerektiğini söyledi.

“Turizm halktan kopuk, ekonomi sürdürülemez hale geldi”

KTEZO Eski Başkanı ve Siyaset Bilimci Mahmut Kanber, turizm politikaları, hayat pahalılığı ve küçük işletmelerin yaşadığı sorunlara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Turizmin ülkenin lokomotif sektörü olarak gösterilmesine rağmen sağladığı döviz girdisinin yetersiz kaldığını savunan Kanber, turizm politikalarıyla ülkedeki yaşam şartlarının birbiriyle örtüşmediğini söyledi.

“Asgari ücretli bir ailenin ülkede tatil yapması mümkün değil”

Asgari ücretle çalışan bir ailenin ülke içindeki otellerde tatil yapmasının mümkün olmadığını belirten Kanber, orta gelir grubunun üzerindeki ailelerin bile ciddi zorluk yaşadığını kaydetti.

Otellerdeki doluluk oranlarının düşük olmasına rağmen uçakların dolu olmasına dikkat çeken Kanber, bu çelişkinin casino turizminin uçak koltuklarını önceden satın alması ve maliyetleri farklı bir gelir modeliyle karşılamasından kaynaklandığını savundu.

Kanber, “Eğer sosyal bir devletsek, ülkede yaşayan her bireyin tatil ihtiyacı olduğunu kabul etmeliyiz. Teşvikler, insanların yılda en az bir hafta veya 15 gün tatil yapabilmesini destekleyecek şekilde düzenlenmelidir” dedi.

“Ekonomi borçlanarak günü kurtarma anlayışıyla yönetiliyor”

Elektrik, işçilik, sosyal sigorta ve ithalat maliyetlerindeki artışların işletmeleri zor durumda bıraktığını belirten Kanber, yaşananların açık bir ekonomi politikası sorunu olduğunu söyledi.

Kanber, devletin kendi çalışanlarının maaşlarını ödemeye ve borçlanarak günü kurtarmaya odaklandığını ileri sürerek, özel sektörde çalışan yaklaşık 190 bin sigortalının geçim şartlarının göz ardı edildiğini ifade etti.

Maaş artışlarının sosyal sigorta ve diğer giderlerle birlikte işletmelerin maliyetlerini ciddi ölçüde artırdığını kaydeden Kanber, oluşan farkın doğrudan tüketiciye yansıtıldığını ve fiyatların sürekli yükseldiğini belirtti.

“Turizmin ülkeye sağladığı gerçek katkı ölçülmeli”

Turizm politikalarının toplumun tamamına yayılması gerektiğini vurgulayan Kanber, sektörün başarısının yalnızca otellerin doluluk oranları üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Kanber, ülkeye giren döviz miktarı, yaratılan yerel istihdam ve tüketilen yerli ürün oranlarının ölçülmesi gerektiğini ifade ederek, ülke ekonomisine katkı sağlayan işletmelerin teşvik edilmesi çağrısında bulundu.

Turizm sektöründeki sorunların seçim dönemlerinde gündeme getirildiğini savunan Kanber, verilen geçici teşvikler ve siyaset–iş dünyası ilişkileri nedeniyle tartışmaların kısa sürede kapandığını ileri sürdü.

“Küçük işletmeler ciddi bir daralma yaşıyor”

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin, özellikle yiyecek ve içecek sektörünün, hayat pahalılığı ve Güney Kıbrıs’taki alışveriş alternatifinin güçlenmesi nedeniyle ciddi daralma yaşadığını belirten Kanber, son açıklanan sekiz aylık dönemde kapanma oranının yüzde 40’a yaklaştığını, Girne’de ise bu oranın daha yüksek olduğunu söyledi.

Temel gıda ve üretim maliyetlerini düşürecek politikalar geliştirilmediğini savunan Kanber, fiyatları sürekli yükselten uygulamalar devam ederken vatandaşların Güney Kıbrıs’a yönelmesinin eleştirilmesini doğru bulmadığını ifade etti.

“Fiyat istikrarı tüketiciyi Güney'e yönlendiriyor”

Güney Kıbrıs’ta et, yeme-içme, kıyafet ve elektronik ürün fiyatlarının daha uygun olduğunu belirten Kanber, özellikle dar gelirli vatandaşların ihtiyaçlarını daha düşük maliyetle karşılayabilmek için güneye geçtiğini kaydetti.

Kanber, “İnsanlar bir kez geçtiğinde diğer ihtiyaçlarını da karşılıyor. Orada fiyat istikrarı var. Bir ürün altı ay sonra da aynı fiyata alınabiliyor. Bu istikrar tüketiciyi güneye yönlendiriyor” dedi.

“Esnaf ve iş insanı af beklemek zorunda kalacak”

Ekonominin yalnızca maliye politikalarıyla yönetilemeyeceğini vurgulayan Kanber, mevcut anlayışın devam etmesi halinde esnafın ve iş insanlarının yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini söyledi.

Kanber, işletmelerin ayakta kalabilmek için vergi ve prim affı beklemek zorunda bırakılacağını belirterek, “Bu sistem sürdürülebilir değildir. Turizm gelirlerini artıran, maliyetleri düşüren ve ekonomik faydayı toplumun tamamına yayan politikalara ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

“Ödeyemeyen işletmeyle sistemi kullanan fırsatçı ayrılmalı”

KTEZO Eski Başkanı ve Siyaset Bilimci Mahmut Kanber, vergi ve sosyal güvenlik yükümlülükleri, ekonomik düzen, göç ve güvenlik politikalarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Vergi ve prim borcu bulunan işletmelerin tek başlık altında değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kanber, gerçekten ödeme gücü kalmayan işletmelerle sistemi kendi çıkarı için kullananların birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.

“Toptancı yaklaşım doğru değildir”

Kanber, bir tarafta maliyetlerini farklı alanlara kaydırarak çıkarılan aflardan yararlanan fırsatçıların, diğer tarafta ise iş yerini kapatmamak ve çalışanlarının maaşlarını ödemek için vergi ve prim yükümlülüklerini erteleyen işletmelerin bulunduğunu ifade etti.

Birçok esnafın sigorta, ihtiyat sandığı, vergi ve kendi primlerini ödeyemediğini kaydeden Kanber, işletmelerin önceliğinin kiralarını ve çalışanlarının maaşlarını karşılamak olduğunu söyledi.

Geçmişte bir esnafa, vergi borcunun yüksek olduğunu söylemesi üzerine “Yapamıyorsan kapat” yanıtının verildiğini aktaran Kanber, bu yaklaşımın sosyal devlet anlayışı, ahlaki devlet yaklaşımı ve siyasi vizyonla bağdaşmadığını savundu.

“Devlet işletmeleri izlemeli ve desteklemeli”

Dünyanın birçok ülkesinde küçük işletmelerin yakından takip edildiğini belirten Kanber, bildirimlerini yapamayan işletmelerin neden sorun yaşadığının araştırıldığını ve doğru yönlendirmelerle desteklendiğini söyledi.

Kanber, ülkede ise işletmelerin yeterince izlenmediğini ileri sürerek, “Nedensellik ayrıştırılmadan herkes aynı şekilde eleştiriliyor. Ödeyemeyenlerle fırsatçıları birbirinden ayırmak gerekir” dedi.

“Aflar siyasi araç olmaktan çıkarılmalı”

Seçim dönemlerinde çıkarılan afların siyasi bir araç olarak kullanılabildiğini savunan Kanber, sermaye sahipleri arasında bu olanaktan yararlananların bulunduğunu ifade etti.

Vergi ve sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği, yapılan ödemelerin karşılığında yeterli hizmet alınıp alınmadığı ve sisteme duyulan güvenin araştırılması gerektiğini belirten Kanber, af çıkarmak yerine borçların neden ödenemediğinin tespit edilmesi çağrısında bulundu.

Kanber, “Sisteme inanmayanların bir kısmı ödemiyor, gerçekten ödeyemeyenler var, bir de fırsatçılar var. Bu üç farklı kesime yönelik ayrı politikalar üretilmelidir. İşletmeler sisteme kazandırılmalı, kötü niyetliler ise cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Adaletsizlik sisteme olan güveni ortadan kaldırıyor”

Esnaf odasının takip ettiği 10–12 bin işletme arasında yıllarca yükümlülüklerini yerine getiren ancak bugün aidatlarını dahi ödeyemeyenlerin bulunduğunu söyleyen Kanber, insanların ödedikleri verginin nasıl kullanıldığını görmek istediğini belirtti.

Borçlu işletmelere yönelik adaletsiz uygulama iddialarının toplumda hızla yayıldığına dikkat çeken Kanber, yüksek miktarda borcu bulunan bir kişinin sembolik bir ödemeyle borcunu kapattığı algısının sisteme güveni zedelediğini söyledi.

Kanber, vatandaşın devlete ve sistemin adaletine inanması için vergilerin hangi hizmetlerde kullanıldığının açıkça ortaya konulması gerektiğini kaydetti.

“Ekonomiye sürekli yama yapılıyor”

Maliye Bakanlığı’nın yalnızca gelir toplamaya odaklanan politikalar yerine ekonomik düzeni iyileştirecek çalışmalar yürütmesi gerektiğini belirten Kanber, ülke ekonomisinin yüzde 90’dan fazlasının ithalata dayalı olduğunu söyledi.

Asgari ücret yükseldiğinde vergi gelirlerinin de arttığını ancak devletin büyüyen giderleri ve karmaşık yapı nedeniyle ekonomiyi yönetmekte zorlandığını savunan Kanber, “Sistem geliştirilmek yerine sürekli yama yapılıyor. Ekonomiyi 52 yıldır tartışıyoruz ancak hep aynı noktaya dönüyoruz” dedi.

“Torpil değil, eşit fırsat sağlanmalı”

Ekonomik kültürün, çağdaş demokrasi anlayışının ve fırsat eşitliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kanber, liyakate dayalı bir düzenin devlete duyulan güveni artıracağını belirtti.

Kanber, “Torpille değil, eşit fırsatla işe giren birey devlete inanır. Devlete inanan birey de sisteme katkı sağlar” ifadelerini kullandı.

“Göç ve uyum politikası oluşturulmalı”

Yoğun göçün ülkenin kültürel ve toplumsal yapısında önemli değişiklikler yarattığını savunan Kanber, farklı ülkelerden gelen insanların ülke hukukuna ve yaşam koşullarına uyumunun planlanması gerektiğini söyledi.

Ülkeye iş gücü olarak gelen kişilerin nerede yaşadığının, hangi işi yaptığının ve ülkedeki durumunun takip edilmesi gerektiğini kaydeden Kanber, giriş-çıkış ve ikamet kurallarının açık biçimde belirlenmesinin önemine işaret etti.

Polis sayısını artırmanın tek başına çözüm olmadığını belirten Kanber, güvenlik politikalarının sosyal, ekonomik ve siyasi politikalarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

“Sahada görünmeyen politika gerçek değildir”

Kadına yönelik şiddet ve ağır suçlardaki artışın sosyal, ekonomik ve siyasi nedenlerinin araştırılması gerektiğini söyleyen Kanber, sosyal devlet anlayışının yalnızca teoride kalmaması gerektiğini vurguladı.

Devlet okullarında farklı diller konuşan göçmen ailelerin çocuklarının sayısının arttığını belirten Kanber, eğitimde kültürel ve dilsel uyuma yönelik planlama yapılması gerektiğini söyledi.

Kanber, vergi sisteminden güvenliğe, eğitimden göç yönetimine kadar yaşanan sorunların temelinde planlama, politika ve kültürel uyum eksikliğinin bulunduğunu kaydetti.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler