Bir kadının öldürülmesi, kaybolan bir hayat, bir aile, bir gelecek ve toplumun vicdanında açılan bir yaradır. Bu bağlamda, kadınları koruyacak ve şiddeti önleyecek bütünlüklü bir çözümün uygulanması elzemdir.
Kadın cinayetleri öncesinde tehdit, hakaret, takip, ısrarlı telefonlar ve fiziksel şiddet var. Bazen de çevrenin duyduğu ama yeterince ciddiye almadığı bir yardım çığlıkları var.
Burada, asıl sorgulanması gereken husus, kadınlar öldürülmeden önce neden korunamıyor konusudur..
Kadın cinayetleri karşısında halkımız elbette duyarlıdır ama kadınların ve dezavantajlı grupların hayatını koruyan ve her türlü şiddetle mücadele eden politikaları ve uygulamaları hayata geçirmeli ve etkinleştirmeliyiz. Aksi halde, kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti önleyemeyiz.
Son olayda, cinayete kurban giden kadının, daha önce polise defalarca şikâyette bulunduğu, darp raporu ve mahkeme tarafından verilen koruma emri bulunmasına rağmen saldırıya uğradığı açıklandı.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla çıkarılan yasalar mutlaka uygulanmalıdır. Bundan önce öldürülen veya saldırıya uğrayan kadınlarımız da maalesef korunamamıştır.
İdare, bu konunun siyasi sorumluluğunu alarak, yasaları uygulamalı, gerekli kaynağı ayırmalı ve yaşanan her kaybın hesabını vermelidir.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi, aktif bir şekilde çalıştırılmalı, Şiddeti Önleme ve Danışma Merkezleri ile önleyici programlar tam anlamıyle işletilmelidir.
Şiddete karşı oluşturulan birimler tüm ülkede aktif şekilde faaliyette olmalıdır.Kişileri korumak için alınan kararların takibi, polis, sosyal hizmetler, sağlık kurumları ve yargı koordinasyonunda yürütülmelidir.
Kadınların kendilerini güvende, özgür ve eşit hissetmediği bir ülkede, sosyal adalet ve toplumsal eşitlik sağlanamaz.
Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi için, toplumsal farkındalık, hukuki yaptırımlar, devletin sorumluluğu ve şiddetin önlenmesi konularında insiyatif alınmalıdır.






