Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, “Şimdi Söz Bizde” başlığıyla düzenlediği basın toplantısında partisinin yeni dönem hedeflerini, Ortak Gelecek Programı’nı ve göreve gelmeleri halinde önceliklendirecekleri beş başlığı açıkladı.
İncirli, konuşmasına “Ülkemiz yeni bir döneme başlıyor” sözleriyle başlayarak, CTP’nin sözünün dürüstlük, eşitlik, adalet ve demokrasi olduğunu söyledi. İyi yönetim, liyakat, şeffaflık ve hesap vermenin de temel ilkeleri arasında bulunduğunu belirten İncirli, yolsuzlukların araştırılması, usulsüzlüklerin ortaya çıkarılması ve sonuçlarının gereğinin yerine getirilmesini de “hesap sormak” olarak tanımladı.
Çalışmak, üretmek, ilerlemek ve hizmet etmenin CTP’nin diğer sözleri olduğunu ifade eden İncirli, ülkenin kaynaklarının ülke insanı için kullanılacağını ve üreten, güçlenen bir ekonomi hedeflediklerini söyledi.
Gençlerin geleceği, çocukların umudu ve emeğin hakkının da öncelikleri arasında bulunduğunu belirten İncirli, “Çünkü biz çalışanlarız. Biz üretenleriz. Biz gençleriz, kadınlarız, emeklileriz. Biz bu ülkenin insanlarıyız. Biz halkız” dedi.
İncirli, CTP’nin yeni dönem sloganını ise “Şimdi Söz Bizde. Dürüst Yönetim, Güçlü Hizmet, Güvenli Gelecek” olarak açıkladı.
"HALKIN DEĞİŞİM İSTEĞİ ÇOK AÇIK"
Halkın değişim isteğinin açık olduğunu belirten İncirli, bu beklentinin yalnızca hükümet edecek siyasi partinin değişmesinden ibaret olmadığını söyledi.
İncirli, halkın ülkedeki kötü gidişatın değişmesini, sorunların çözülmesini ve geleceğe güvenle bakabilmeyi istediğini ifade etti.
Mevcut düzensizliğin “kontrolsüzlüğü, keyfiliği, liyakatsizliği, partizanlığı, yolsuzluğu, hesap vermeyen bir yönetim anlayışını ve felaketleri” dayattığını savunan İncirli, “Biz bunu değiştireceğiz” dedi.
Yeni dönemin “halkın iktidarı” olacağını söyleyen İncirli, kötü niyetli ve kötü yönetim nedeniyle kaybedildiğini belirttiği değerleri teker teker geri kazanmak, kurumları yeniden ayağa kaldırmak ve geleceği kendi elleriyle kurmak için geldiklerini ifade etti.
İncirli, ilk olarak kötü gidişatı durduracaklarını, ardından kurumları tamir ederek kamu hizmetlerini iyileştireceklerini söyledi. Ülkenin bilgi birikimini, yetişmiş insan gücünü, üretim kapasitesini ve kurumsal deneyimini yönetime taşıyacaklarını belirten İncirli, kalıcı reformlar, yatırımlar ve yeni politikalarla geleceği birlikte kuracaklarını kaydetti.
İncirli, halkın toplumsal varlığını ve kimliğin bir parçası olan demokratik iradeyi savunmaya devam edeceklerini de söyledi.
Bu ülkedeki varlığa, kimliğe, karaktere, ortak toplumsal değerlere, ekonomik, sosyal ve kültürel varlıklara sahip çıkmak isteyen her yurttaşla birlikte yürüyeceklerini belirtti.
"ORTAK GELECEK PROGRAMI HAZIR"
Uzmanlar, akademisyenler, sektör temsilcileri, meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi kadroların geniş katılımıyla hazırladıkları Ortak Gelecek Programı’nı kamuoyuyla paylaşmaya başladıklarını açıklayan İncirli, programın ana taahhüdünü “Yönetimde Güven, Ekonomide İstikrar, Üretimde Büyüme” sözleriyle ifade etti.
Hedeflerinin adil, üretken, dayanıklı ve yaşanılabilir bir yurt kurmak olduğunu belirten İncirli, karşı karşıya olunan sorunların birbirine bağlı olduğunu söyledi.
İncirli’ye göre kamu yönetimindeki güvensizlik ekonomide öngörülebilirliği zayıflatırken, ekonomik istikrarsızlık üretimi, istihdamı ve alım gücünü baskılıyor. Üretimdeki zayıflığın kamu gelirlerini, sosyal güvenliği, sağlık ve eğitim hizmetlerini sınırladığını belirten İncirli, nüfus verilerindeki belirsizliğin ise okuldan hastaneye, konuttan ulaşıma kadar bütün planlamaları güçleştirdiğini ifade etti.
“Birbirine bağlı sorunlar, birbirinden kopuk vaatlerle çözülemez” diyen İncirli, çözümün önceliği, takvimi, kaynağı, sorumluyu ve başarı ölçüsünü aynı çerçevede buluşturan güçlü bir programla mümkün olduğunu söyledi.
Ortak Gelecek Programı’nın odağının ülkeyi iyi yönetmek, kurumları güçlendirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu belirten İncirli, bunu yaparken Kıbrıs’ta çözüm ve barış iradesinden, Avrupa Birliği’ne kurumsal hazırlık hedefinden ve dünyayla bütünleşme vizyonundan kopmadıklarını söyledi.
Bunların ortak geleceğe ilişkin siyasal ufkun ayrılmaz parçaları olduğunu belirten İncirli, programın ekonomi, kamu yönetimi, sağlık, eğitim, üretim, çalışma yaşamı, enerji, çevre, nüfus ve muhaceret ile sosyal politikaları kapsadığını kaydetti. Programı ilgili paydaşlarla ve ülkeyi adım adım dolaşarak paylaşmaya devam edeceklerini ifade etti.
"TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER 'KARŞILIKLI SAYGI VE KURUMSALLIK' TEMELİNDE YÜRÜTÜLECEK"
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ilişkileri “karşılıklı saygı ve kurumsallık” temelinde ele alan bir anlayışla yürüteceklerini belirten İncirli, kurulacak ekonomik ve mali ilişkilerin ülkenin kendi kurumlarının kapasitesini güçlendiren, üretimi ve yatırımı destekleyen ve uzun vadeli kalkınmaya katkı sağlayan bir zeminde ilerlemesini esas alacaklarını söyledi.
Dış koşullardan kaynaklanan sınırlılıkları göz ardı etmeyeceklerini ifade eden İncirli, kendi sorumluluk alanlarında güçlü kurumlar oluşturacaklarını, kamu maliyesini disiplinli yöneteceklerini, üretim kapasitesini artıracaklarını ve ekonomik dayanıklılığı güçlendireceklerini belirtti.
İncirli, Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını güvenle yönettiği, ekonomik ve toplumsal gücünü geliştirdiği ve dünyayla bütünleştiği bir yapının dış ilişkilerin de temelini oluşturacağını söyledi.
“6 ARALIK BÜYÜK BİR GÜN OLACAK”
Halkın arzu ettiği değişimi gerçekleştireceği seçimlere çok az zaman kaldığını belirten İncirli, ülkenin seçime gittiğini ve yerel ile genel seçimlerin 6 Aralık tarihinde birlikte yapılacak gibi göründüğünü söyledi.
İncirli, o gün halkın hem yerel hem genel seçimlerde tavrını iyi yönetimden yana kullanacağını savunarak, yıllarca geriye götürdüğünü söylediği kötü yönetimden kurtulacaklarını ve ileriye doğru yeni bir hamle yapacaklarını ifade etti.
Hangi kesimden veya görüşten olursa olsun, memleketini seven, memleketine, kimliğine ve kültürüne sahip çıkan her yurttaşla birlikte yürüyeceklerini belirtti.
"YERELDE BÜYÜK İŞLER BAŞARDIK"
Genel seçimlerle birlikte yerel seçimlere de hazırlandıklarını belirten İncirli, halkın CTP’nin yerel yönetimlerde yarattığını söylediği farkı yaşayarak gördüğünü ifade etti.
CTP’li belediyelerin mali disiplin, şeffaflık, sosyal belediyecilik, altyapı yatırımları, çevre politikaları ve hizmet kalitesi açısından güçlü bir yönetim ortaya koyduğunu savunan İncirli, zor koşullarda devralındığını belirttiği belediyelerde önce mali ve kurumsal yıkımın durdurulduğunu, ardından hizmet kapasitesinin güçlendirildiğini ve yeni yatırımların önünün açıldığını söyledi.
Yerel yönetimlerin doğru planlama, güçlü kadrolar, mali disiplin ve halkla birlikte yönetim anlayışıyla en zor koşullarda sonuç alınabileceğini gösterdiğini belirten İncirli, 5-6 Eylül tarihlerinde Yerel Yönetim Vizyon Çalıştayı’nı geniş katılımla tamamladıklarını açıkladı.
İncirli, Yeni Dönem Yerel Yönetim Vizyonu’nu önümüzdeki günlerde paylaşacaklarını belirterek, “Şimdi ise yerelde hayata geçirdiğimiz güçlü hizmet anlayışını tüm ülkenin yönetimine taşıyoruz” dedi.
“KİRLİ YÖNETİM GİDECEK”
İncirli, önümüzdeki değişimin yalnızca hükümet edecek siyasi partinin değişmesinden ibaret olmayacağını söyledi.
“Dar bir çıkar grubunun yönetimi sona erecek” diyen İncirli, ülkenin kurallı, liyakatli, planlı ve hesap veren bir yönetim anlayışıyla yönetileceğini ifade etti.
Mevcut yönetime yönelik eleştirilerini sürdüren İncirli, kamu gücü ve yetkisinin kişisel çıkarlar için kötüye kullanıldığını savundu. Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, usulsüzlükler, kayırmacılık, partizanlık, ihalelere fesat karıştırma ve kamu kaynaklarının israfının “hat safhada” olduğunu ileri sürdü.
Şeffaflığın yerini “gizli saklı işler”, liyakatin yerini “iş bilmezlik”, kuralların yerini “keyfilik”, kurumsal ilişkilerin yerini ise kişisel menfaat ilişkilerinin aldığını savunan İncirli, yapılan hile ve sahtekârlıklarla siyasete ve kamu yönetimine duyulan güvenin ciddi biçimde aşındığını söyledi.
“Bu düzen değişecek” diyen İncirli, kendileri için esas olanın halkın yönetime yeniden güven duyması olduğunu ifade etti.
İncirli, devletin yeniden kurallarla yönetileceğini, kamu kaynaklarının toplum yararına kullanılacağını, karar alanların gerekçelerini açıklayacağını ve kamu kaynağını kullananların hesap vereceğini söyledi.
“CTP’NİN İKTİDARI KAPSAYICI VE BİRLEŞTİRİCİ OLACAK”
CTP’nin iktidarının yalnızca bir hükümet değişikliği olmayacağını belirten İncirli, toplumun farklı kesimlerinin ortak hedefler ve ortak bir gelecek etrafında birleştiği güçlü bir toplum iktidarı olacağını söyledi.
Halkın değişim isteğinin açık olduğunu belirten İncirli, bunu sahada ve kamuoyu araştırmalarında gördüklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri süresince düzenli olarak kamuoyu araştırmaları yaptırdıklarını ancak sonuçları kamuoyuyla paylaşmayı tercih etmediklerini belirten İncirli, bu araştırmaların kendileri açısından bir propaganda aracı değil, toplumsal eğilimleri, beklentileri ve duyarlılıkları doğru anlamayı sağlayan çalışma araçları olduğunu söyledi.
Son dönemde kaynağı, yöntemi ve örneklemi belirsiz bazı rakamların kamuoyuna servis edildiğini savunan İncirli, bu nedenle ellerindeki güncel tabloya ilişkin bazı bilgileri paylaşmayı gerekli gördüklerini ifade etti.
CTP’NİN AÇIKLADIĞI KAMUOYU ARAŞTIRMASI: MECLİS'TE ÇOĞUNLUĞU SAĞLAYACAK ŞEKİLDE "AÇIK ARA BİRİNCİ PARTİ"
İncirli, Metron Kamuoyu Araştırma Şirketi’nin CTP’nin talebiyle şubat, mayıs ve ağustos aylarında ülke genelinde üç araştırma gerçekleştirdiğini açıkladı.
Son araştırmanın 15-24 Ağustos tarihleri arasında, 1.000 kişilik örneklemle ülke genelinde gerçekleştirildiğini belirten İncirli, üç araştırmanın sonuçlarındaki temel tablonun değişmediğini söyledi.
İncirli, araştırmaların CTP’nin “açık ara birinci parti” olduğunu, Meclis’te çoğunluğu sağlayacak güçlü konumunu ve diğer bütün partilerle arasındaki oy farkını koruduğunu gösterdiğini savundu.
CTP’nin desteğinin belirli bir toplumsal kesimle sınırlı olmadığını da belirten İncirli, toplumun farklı kesimleri, yaş grupları ve farklı siyasi eğilimlerden yurttaşların CTP’de buluştuğunu ifade etti.
Hedeflerinin bir kesimin diğer kesime üstün geldiği bir iktidar kurmak olmadığını belirten İncirli, toplumun geniş kesimlerinin kendisini içinde gördüğü, güven duyduğu ve ortak geleceğine birlikte sahip çıktığı kapsayıcı bir yönetim anlayışı ortaya koyacaklarını söyledi. Kamuoyu yoklamalarının da toplumun buna hazır olduğunu gösterdiğini ileri sürdü.
“YENİ DÖNEMDE 5 ÖNCELİKLİ SÖZÜMÜZ”
İncirli, basın toplantısında göreve geldikleri ilk günden itibaren harekete geçirecekleri beş önceliği açıkladı.
Daha önce Toplum Güvenliği için Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdıklarını ve ardından 8 maddelik Toplum Güvenliği Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlatan İncirli, gemi faciasının ardından da 10 maddelik Denizcilik Programı’nı açıkladıklarını söyledi.
İncirli, beş başlığın Ortak Gelecek Programı’nın tamamı yerine göreve gelmeleri halinde harekete geçirecekleri başlangıç önceliklerini gösterdiğini belirtti. Her adımın programın diğer alanlarıyla birlikte çalışacağını ve ortak hedeflere bağlanacağını ifade etti.
Toplantının aynı zamanda önümüzdeki dönemi nasıl yöneteceklerinin bir örneği olduğunu belirten İncirli, “Biz kapalı kapılar ardında karar alıp sonradan duyurmayacağız. Planlayacağız, halkımızla paylaşacağız, hesabını vereceğiz. Bugün burada yaptığımız tam olarak budur” dedi.
BİRİNCİ SÖZ: İYİ YÖNETİM, DÜRÜST YÖNETİM VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE
Yeni dönemde yolsuzluğa karşı kapsamlı mücadele edeceklerini belirten İncirli, ilk işlerinin yönetimde güveni yeniden inşa etmek olduğunu söyledi.
Yeni dönemin ilk büyük adımlarından birinin yolsuzlukla mücadele olacağını ifade eden İncirli, yolsuzluğu kamu gücünün veya yetkinin kişisel çıkar için kötüye kullanılması olarak tanımladı.
Yolsuzluğun münferit olaylar gibi algılansa da toplum üzerindeki etkisinin katmanlı ve çok boyutlu olduğunu belirten İncirli, yolsuzluğun ülkeye büyük bir maliyeti bulunduğunu söyledi.
Bu maliyetin yalnızca çalınan veya kötüye kullanılan kaynakla sınırlı olmadığını belirten İncirli; ekonomik büyüme, kamu maliyesi, gelir dağılımı, kurumsal güven ve toplumsal refahın da bundan etkilendiğini savundu.
İncirli, kuralların değil ilişkilerin kazandığı bir ülkede dürüstlüğün “saflık” olarak görülmeye başlayacağını ve asıl çürümenin bu noktada başladığını söyledi.
YOLSUZLUĞUN TEMEL SONUÇLARI
Yolsuzluğun ilk sonucunun kamu kaynaklarının israf edilmesi olduğunu belirten İncirli, ihalelerin şiştiğini, yatırımların maliyetinin yükseldiğini ve sağlık, eğitim, altyapı ile sosyal hizmetlere ayrılması gereken kaynakların başka alanlara kaydığını savundu.
Rüşvet, keyfi kararlar ve belirsizliğin yatırım ortamını bozduğunu belirten İncirli, istihdam, büyüme ve rekabet gücünün zayıfladığını ve işsizliğin arttığını ileri sürdü.
İncirli, “Bedeli yurttaş öder” diyerek kamu hizmetlerine erişimin bir hak olmaktan çıkıp kişisel ilişki ağlarına, güce ve ekonomik duruma bağlı hale gelebileceğini söyledi.
Kurumların adil davranmadığını düşünen yurttaş açısından yasalara uyumun gönüllü olmaktan çıkacağını, kayıt dışılığın ve vergi kaçırmanın normalleşebileceğini belirtti.
Liyakatın ortadan kalkması halinde kamu hizmetlerinin zayıflayacağını söyleyen İncirli, sağlık, eğitim, denetim, acil durum yönetimi ve güvenlik alanlarında ağır sorunlar yaşanabileceğini ifade etti.
Yolsuzluğun cezasız kalması halinde kısa yoldan kazancın normalleşeceğini ve yozlaşmanın kendi kendini üreten bir sisteme dönüşeceğini belirten İncirli, yurttaşın devletten çözüm beklemeyi bırakıp kendi yolunu aramaya başlayacağını söyledi.
Eğitimli ve nitelikli insanların, özellikle gençlerin göç etmesiyle ülkenin insan sermayesini kaybedeceğini ifade etti.
YOLSUZLUKLA MÜCADELE OTORİTESİ KURULACAK
Yolsuzlukla mücadelenin “birkaç çürük elmayı ayıklamak”tan ibaret olmadığını belirten İncirli, yapısal bir sorun olarak gördükleri yolsuzluk için siyasi irade ve kurumsal reform esasına dayanan bütünlüklü bir Yolsuzlukla Mücadele Strateji ve Eylem Planı hazırladıklarını açıkladı.
Hedeflerinin yalnızca yolsuzlukları araştırmak olmadığını belirten İncirli, yolsuzluğu önleme, eğitim ve toplumsal farkındalık alanlarında da çalışma yürütüleceğini söyledi.
İncirli’nin açıkladığı yolsuzlukla mücadele başlıkları şöyle:
- Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi kurulacak. Otorite mevcut kurumların yerine değil, onları tamamlayacak şekilde çalışacak. Şeffaf ve katılımcı bir anlayışla, diğer denetim kurumlarıyla koordinasyon içinde faaliyet gösterecek.
- Mal beyanları denetlenecek. Seçilmişlerin ve yüksek düzeyde mali ve idari sorumluluk taşıyan üst düzey atanmışların mal beyanlarının fiilen denetlenmesi sağlanacak.
- Denetim kurumları güçlendirilecek. Sayıştay, Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu ile diğer ilgili denetim birimlerinin güçlendirilmesi ve aktif çalışması sağlanacak. E-teftiş ve dijital denetim geliştirilecek.
- Mevzuat güncellenecek. Kamu İhale Yasası ile Suç Gelirlerinin Aklanmasının, Terörizmin Finansmanının ve Kitle İmha Silahlarının Yaygınlaşmasının Finansmanının Önlenmesi Yasası başta olmak üzere ilgili mevzuatta değişiklikler yapılacak.
- Koordinasyonu Başbakanlık yürütecek. Yolsuzlukla mücadelede rol alacak tüm kurumların koordinasyonu Başbakanlık düzeyinde sağlanacak.
İncirli, yolsuzlukla mücadelede takvimlerinin de belli olduğunu belirterek yeni dönemde kamu ihaleleri ve harcamaların şeffaf, izlenebilir ve denetlenebilir olacağını söyledi.
Kamu kaynaklarının gösteriş, ayrıcalık ve siyasi şatafat için kullanılamayacağını belirten İncirli, geçmişte yapılanların hesabının siyaset tarafından değil, bağımsız kurumlar ve mahkemeler tarafından sorulacağını ifade etti.
“Bizim işimiz o kurumları kurmak ve önlerini açmaktır” diyen İncirli, yolsuzlukla mücadeleyi kişilere indirgemek yerine sistemi değiştireceklerini; güçlü denetim, şeffaflık, etkin mal beyanı kontrolü ve kurumlar arası koordinasyonla kalıcı bir mücadele mekanizması kuracaklarını söyledi.
İncirli bu bölümün sonunda, “Şimdi Söz Bizde: Yurttaş yönetime güvenecek” dedi.
İKİNCİ SÖZ: BÜYÜYEN EKONOMİ VE HAYAT PAHALILIĞIYLA MÜCADELE
Hayat pahalılığının halkın gündelik yaşamındaki en ağır sorunların başında geldiğini belirten İncirli, insanların çalışmasına rağmen geçinmekte zorlandığını ve ücret artışlarının kısa sürede fiyatlar karşısında eridiğini söyledi.
Bu yükün yalnızca ücretlilerin üzerinde olmadığını belirten İncirli, esnaf, üretici ve iş insanlarının da artan maliyetler, enflasyon ve daralan alım gücünün baskısını aynı anda hissettiğini ifade etti.
Kâr marjlarının daraldığını, yatırım isteğinin azaldığını ve işi sürdürmenin giderek zorlaştığını belirten İncirli, alım gücünü kalıcı biçimde korumanın ücret, üretim, rekabet, piyasa denetimi, enerji maliyetleri, kayıt dışılıkla mücadele ve hedefli sosyal desteklerin aynı ekonomi politikası içinde yürütülmesini gerektirdiğini söyledi.
“Yamalanmış ve günlük kararlarla bu sorun çözülemez” diyen İncirli, mevcut durumda yürütülen bir ekonomi politikası olmadığını, günü kurtarmaya çalışan kararlar bulunduğunu savundu.
Ülke ekonomisinin artık planlı şekilde yönetilmesi gerektiğini belirten İncirli, hedeflerinin gerçeği yansıtmayan büyüme rakamları değil, büyümenin emeğe, aileye, esnafa ve genç kuşaklara yansıdığı gerçek kalkınma olduğunu ifade etti.
Yeni dönemin ekonomik omurgasının “üretken ekonomi, dayanıklı kamu maliyesi ve güvenceli istihdam” olacağını belirten İncirli, ekonomiyi günü kurtaran kararlarla değil, planla yöneteceklerini söyledi.
"HAYAT PAHALILIĞIYLA BÜTÜNCÜL MÜCADELE"
İncirli, hayat pahalılığıyla bütüncül biçimde mücadele edeceklerini belirterek fiyatları ve temel üretim maliyetlerini düzenli izleyeceklerini, piyasa denetimini ve rekabeti güçlendireceklerini söyledi.
Sosyal destekleri gerçekten ihtiyaç duyan kesimlere yönlendireceklerini belirten İncirli, dış ekonomik şokların vatandaşın cebine kontrolsüz şekilde yansımasını azaltacaklarını ifade etti.
"KAMU MALİYESİ PLANLA YÖNETİLECEK"
Orta vadeli mali programla bütçe, borç ve nakit yönetimini açık hedeflere göre yürüteceklerini belirten İncirli, düşük etkili harcamaları azaltarak kaynakları öncelikli kamu hizmetlerine, katma değer üreten yatırımlara ve altyapıya yönlendireceklerini söyledi.
İncirli, güvenilir veri, mali şeffaflık ve öngörülebilirliğin esas alınacağını kaydetti.
"ENERJİ MALİYETLERİ ÖNGÖRÜLEBİLİR HALE GETİRİLECEK"
İncirli, adil ve öngörülebilir bir tarife yapısını arz güvenliği, yenilenebilir enerji, depolama ve enerji verimliliğiyle birlikte ele alacaklarını söyledi.
Hanelerin ve işletmelerin enerji maliyetlerini yapısal olarak azaltacak yatırımları hızlandıracaklarını belirtti.
"VERGİDE ADALET VE KAYIT DIŞILIKLA MÜCADELE"
Vergide adaleti sağlayacaklarını ve kayıt dışılıkla etkin biçimde mücadele edeceklerini belirten İncirli, vergi tabanını genişleteceklerini ve yükün sürekli aynı kayıtlı kesimlerin üzerine binmesine son vereceklerini söyledi.
Vergi, gümrük ve sosyal güvenlik verilerini bütünleştirecek etkin bir denetim sistemi kuracaklarını belirtti.
"YERLİ ÜRETİM VE YATIRIM DESTEKLENECEK"
Yerli katma değeri artıracaklarını, üretim ve yatırımı sonuç odaklı destekleyeceklerini ifade eden İncirli, sektörel stratejik kalkınma planlarıyla teknoloji yatırımlarını, Ar-Ge’yi, yerli üretim zincirlerini ve nitelikli kayıtlı istihdamı büyüteceklerini söyledi.
Yerli üretimin turizmden yükseköğretime, ticaretten inşaata kadar ekonominin diğer sektörleriyle bağını güçlendireceklerini belirten İncirli, kamu desteklerini açık hedeflere, belirli sürelere ve ölçülebilir sonuçlara bağlayacaklarını, sonuç üretmeyen desteği sürdürmeyeceklerini kaydetti.
"ÇALIŞANIN BÜYÜMEDEN PAY ALDIĞI EKONOMİ"
Kayıtlı ve güvenceli istihdamı büyüteceklerini belirten İncirli, gerçek ücret üzerinden prim beyanını sağlayacaklarını ve sosyal güvenlik sisteminin gelir tabanını güçlendireceklerini söyledi.
Ekonomik büyümenin yalnızca rakamlarda değil; ücrette, istihdamda, esnafın işinde ve ailenin refahında hissedilmesini sağlayacaklarını ifade etti.
"SÜRDÜRÜLEBİLİR MALİ YÖNETİM VE BORÇ YÖNETİMİ"
Kamu borcunu günü kurtaran kısa vadeli borçlanmalarla değil, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir mali yönetim anlayışıyla yöneteceklerini belirten İncirli, kısa vadeli borçlanmanın yarattığı baskıyı ve döviz cinsi yükümlülüklerden kaynaklanan kur riskini azaltacaklarını söyledi.
Borç sorununu yalnızca yeni borçlanmayla veya harcama kısıntısıyla çözmeye çalışmayacaklarını belirten İncirli; harcama kalitesini, gelir adaletini, kayıt dışılıkla mücadeleyi, borç ve nakit yönetimini ve mali riskleri aynı orta vadeli mali program içinde yöneteceklerini ifade etti.
Hedeflerinin kamu maliyesini daha dayanıklı hale getiren, borçlanma ihtiyacını ve mali riskleri öngören, şeffaf ve öngörülebilir bir borç ve nakit yönetimi kurmak olduğunu söyledi.





