Kıbrıs tarihinin en kritik dönüm noktalarından biri olan 1974’teki askeri harekâtın ikinci aşamasının başlamasının üzerinden bugün 52 yıl geçti.
15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askeri cunta ve EOKA B’nin Makarios yönetimine karşı gerçekleştirdiği darbenin ardından Türkiye, Garanti Antlaşması’ndan doğan haklarını gerekçe göstererek 20 Temmuz’da Kıbrıs’a askeri harekat başlattı.
İlk harekatın ardından 22 Temmuz’da ateşkes ilan edildi ve Kıbrıs’taki duruma çözüm bulmak amacıyla Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında Cenevre’de görüşmeler başladı.
CENEVRE GÖRÜŞMELERİ SONUÇSUZ KALDI
Cenevre’de yürütülen ikinci tur görüşmelerinde taraflar arasında yeni anayasal düzen ve Kıbrıslı Türklerin statüsü konusunda uzlaşma sağlanamadı.
Görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri 14 Ağustos 1974 sabahı harekâtın ikinci aşamasını başlattı.
Türk birlikleri doğuda Mağusa ve Karpaz’a, batıda ise Güzelyurt’a doğru ilerledi. Mesarya Ovası’nın büyük bölümü de Türk kuvvetlerinin kontrolüne geçti.
16 Ağustos’ta ilan edilen ateşkesle askeri harekât sona ererken, adanın yaklaşık yüzde 37’si Türk tarafının kontrolünde kaldı. Bugün kuzey ile güney arasındaki fiili sınırı oluşturan hattın büyük bölümü de bu dönemde şekillendi.
ADANIN DEMOGRAFİK YAPISI DEĞİŞTİ
1974’te yaşanan çatışmalar ve nüfus hareketleri, Kıbrıs’ın demografik yapısını da köklü biçimde değiştirdi.
On binlerce Kıbrıslı Rum kuzeyden güneye, Kıbrıslı Türkler ise güneyden kuzeye geçti. Kayıplar, kayıp şahıslar ve yerinden edilen insanların mülkiyetleri ise aradan geçen 52 yıla rağmen Kıbrıs sorununun en önemli insani ve siyasi başlıkları arasında bulunuyor.
Adanın iki tarafını ayıran ve Birleşmiş Milletler’in kontrolündeki ara bölgeyle çevrili mevcut yapı da 1974 sonrasında kalıcı hale geldi.






