A+
A-
Hakan Karahasan
[email protected]
Barış, tüm sözcükler gibi, tuhaf bir sözcük. Bunun sebebi sözcüğün çokanlamlı olması değil. Neticede, hemen hemen bütün sözcükler çokanlamlı, çokkatmanlı. Anlamı zamana, mekâna, kullanan kişiye, niyetine, algısına, algılarına ve birçok başka faktöre göre değişiklikler gösteriyor. Ancak, tüm sözcüklerin “kaderi” olan bu durum, barış sözcüğünde biraz daha genişleyip yayılıyor, yayıldıkça toplumda etkisi artabildiği gibi aynı zamanda azalabiliyor. Ne demek mi istiyorum? Açıklayayım...
Barış sözcüğü deyince birçoğumuzun aklına benzer ve farklı anlamlar, çağrışımlar gelmekte. Kimisi için barış demek, fiziksel şiddetin olmaması demek. Başkalarına göre ise bu barış denilen durumun başlangıç noktası. Barış çalışmalarının önemli isimlerinden Johan Galtung buna negatif barış diyor (1). Halbuki, kalıcı barış denilebilecek, yapısal anlamda barışın inşası için bu sadece bir başlangıç. Eğer adına barış dediğimiz durumu bir yaşam tarzına dönüştürmek niyetimiz varsa, fiziksel şiddetin son bulması olsa olsa ilk adım olarak nitelendirilebilir. Kalıcı barış dediğimiz –ve aslında ol(a)mayan– durum ancak toplumda yapısal değişikliklerle, dönüşümle mümkün kılınabilir. O zaman, bugünün dünyasında barış var mı? Nere(ler)de var? Nere(ler)de yok? Günümüz Kıbrıs’ında barıştan söz edebilir miyiz? Adanın genelinde barış içinde mi yaşıyoruz? Kıbrıs sorunu ekseninde bakıldığında barışa ulaştık mı? Ulaştıysak nasıl? Toplum içinde, şehirlerde, mahallelerde barış içinde mi yaşıyoruz? Sorunun işaret ettiği durum, gündelik yaşam ve barış ilişkisinin göründüğünden daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.
Kıbrıs’ta barış deyince kalıplaşmış düşünceler üzerine kısaca değinecek olursak, özellikle adanın kuzeyinde yaşayanların çok iyi bildiği bir söylem var: Adada barış zaten var! Bu şu demek: Gündelik yaşamda bir yerden bir yere giderken, “öteki toplum” üyeleri tarafından yaşamınıza kast eden birileri madem yok, o zaman barış var. Ne mutlu! Kısmen doğru bir tespit bu. Yukarıda bahsettiğim üzere, barış çalışmaları literatüründe buna “negatif barış” deniliyor. Halbuki, bu “pozitif barış” denilen durum için sadece bir başlangıç. Asıl adım bundan sonra başlamalı.






