A+
A-
Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı, Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Fazilet Özdenefe, artan silahlı saldırı, organize suç, uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve kadın ticareti gibi sorunlara işaret ederek hükümeti eleştirdi. Özdenefe, “Görme, duyma, konuşma. Üç maymunu oynamak hükümet etmek değildir” dedi.
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un daha önce Meclis’te konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu anımsatan Özdenefe, “Dünyada sadece KKTC’de suç işleniyormuş tavrı saçma” sözlerini eleştirdi.
Özdenefe, “Elbette dünyanın her yerinde suç işleniyor. Mesele bu değil. Mesele, güvenlik sorunları artarken hükümet edenlerin bunu ne kadar ciddiye aldığı ve önlemek için ne yaptığıdır” dedi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
GÜVENLİK KAYGISI BÜYÜRKEN HÜKÜMET GÖRMÜYOR, DUYMUYOR, KONUŞMUYOR
Son dönemde yaşadığımız güvenlik ve asayiş sorunları artık tek tek olaylar üzerinden değerlendirilebilecek noktayı çoktan aştı.
Silahlı saldırılar, organize suç bağlantıları, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, kadın ticareti ve seks köleliği, trafik suçları… Her yeni olayın ardından birkaç gün konuşuyor, sonra bir sonrakini bekliyoruz.
Peki hükümet ne yapıyor?
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, daha önce Meclis’te bu konular gündeme geldiğinde, “Dünyada sadece KKTC’de suç işleniyormuş tavrı saçma” diyebilmişti.
Elbette dünyanın her yerinde suç işleniyor. Mesele bu değil. Mesele, güvenlik sorunları artarken hükümet edenlerin bunu ne kadar ciddiye aldığı ve önlemek için ne yaptığıdır.
Günlerdir memleketin dört bir yanından güvenlik ve asayiş haberleri geliyor. Başbakan Ünal Üstel’den bu tablo karşısında sorunun nedenlerine, alınacak önlemlere ve izlenecek yola ilişkin kamuoyunun önüne konmuş bütünlüklü bir plan göremiyoruz. Hükümet ortakları Fikri Ataoğlu ve Erhan Arıklı’dan da bu tablo karşısında güçlü bir yönetim iradesi ortaya koyan ciddi bir değerlendirme duymuyoruz.
Mesele her olaydan sonra birkaç cümle kurmak değil. Mesele, ülkeyi yönetenlerin yaşananları doğru okuyup sorumluluk üstlenmesi, önlem alması ve topluma “bu sorunu görüyoruz, ne yapacağımızı biliyoruz” güvenini verebilmesidir. Bugün eksik olan tam da budur.
Bir tarafta “başka ülkelerde de suç var” diyerek meseleyi normalleştirenler, diğer tarafta sessiz kalanlar…
Görme, duyma, konuşma.
Üç maymunu oynamak hükümet etmek değildir.
GÜVENLİK SORUNU BİR SONUÇTUR
Bugün yaşadığımız güvenlik ve asayiş sorunları bir anda ortaya çıkmadı. Yıllardır biriken denetimsizliğin ve kötü yönetimin sonuçlarıyla karşı karşıyayız.
Bu ülkede kaç kişinin yaşadığını, kimlerin hangi statüde bulunduğunu, giriş çıkışların, çalışma ve ikamet izinlerinin nasıl denetlendiğini bilmeden ciddi bir güvenlik politikası oluşturamazsınız. Etkin denetim ve sağlıklı bir nüfus politikası olmadan, sürekli ve yeterli çalışma yapılmadan çıkarılan aflarla da bu alan yönetilemez.
Yıllardır süren bu plansızlığın ve yönetememenin ekonomik bedeli de var. Turizm ve yükseköğrenimin ekonomideki yeri ortadayken, ülkenin adının silahlı ve organize suçlarla, insan ticaretiyle, kadınların sömürüldüğü bir düzenle anılması güvenli ve yaşanabilir bir ülke algısını zedeliyor. Bunun ekonomiye verdiği zarar, bazen bütçe rakamlarında görülenden çok daha büyüktür.
Mali yönetimde de aynı günü kurtarma anlayışı var. Daha geçtiğimiz gün sonuçlanan DİBS ihalesiyle yine kısa vadeli borçlanmaya gidildi. Ülkeyi kısa vadeli borçlarla döndürmek zorunda kalan bir yapıya getirip yeniden borç bulabilmeyi yönetim başarısı gibi sunmak, mali kırılganlığı ortadan kaldırmıyor.
YÖNETMEK GÜNÜ KURTARMAK DEĞİLDİR
Sorunlar büyüyor, normalleştiriliyor.
Soru soruluyor, sorumluluk başka yere gönderiliyor.
Eleştiri geliyor, cevap yerine mazeret üretiliyor.
Hükümet etmek bu değildir.
Hükümet etmek, sorun ortaya çıktıktan sonra “başka yerde de var” demek değil, ortaya çıkmadan önlem almaktır. Günü kurtarmak değil, yarını planlamaktır. Yetki kullanmak değil, kullanılan yetkinin hesabını verebilmektir.
Yedi yılı aşkın süredir bu ülkeyi yönetenlerin artık sürekli başkalarını suçlama lüksü yoktur. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablonun sorumluluğunu da taşımak zorundadırlar.
Biz iktidar sorumluluğunu üstlenmeye hazırız. Devralacağımız tablonun kolay olmayacağını, yıllardır biriken sorunların bir günde çözülemeyeceğini biliyoruz. Ama bu, mazeret üretmenin değil, bugünden hazırlanmanın gerekçesidir. Sorunları doğru tespit ederek, günü kurtarmaya yönelik politikalarla değil, çözüm üretmeye yönelik politikalarla hareket edeceğiz.
Hukuk devletini ve kurumları güçlendiren, nüfusunu bilen, etkin denetim yapan, güvenliği bütünlüklü politikalarla ele alan, kamu maliyesini sürdürülebilir hale getiren ve yolsuzlukla mücadele için etkin bir mekanizma kuran bir yönetim mümkündür.
Bu ülkenin artık görmeyen, duymayan, konuşmayan bir hükümete değil; sorunları gören, toplumu duyan, doğruyu söyleyen ve gereğini yapan bir yönetime ihtiyacı var.