GUTERRES’İN “EV ÖDEVİ” YEDİ BAŞLIĞI MASADAYKEN HRİSTODULİDİS 19 YENİ ÖNERİYLE GELDİ. 7’DE 1 UZLAŞI YOKKEN… 19 ÖNERİ HA… LİDERLER 11 AYDA 11 KEZ GÖRÜŞTÜ. HAFTAYA DA 12 OLUR, MARİFET GÖRÜŞMEKSE…
GÜNEYDE ERHÜRMAN’I ŞEYTANLAŞTIRMA ÇABALARI, KUZEYDE HRİSTODULİDİS’İ MELEK YAPMAZ… KIBRIS TÜRK SOLU BU BASKICI ORTAMDA ADİL MUHAKEME YETİSİNİ KAYBETMEMELİ… RUM BASINI MANİPÜLASYONLARINA AYRICA DİKKAT…
Haber Kıbrıs’ın abisi Yusuf Kanlı’nın Holguin’le yaptığı röportajda verdiği yanıt, Hristodulidis’in özellikle duyması gereken türden. Kıbrıslı Türklerin uluslararası temaslarının kısıtlandığı, güveni zedeleyen adımların atıldığı bir ortamda elverişli koşulların oluşup oluşamayacağı soruluyor.
Holguin’in yanıtı açık: “Kesinlikle hayır. Düşmanca bir ortam müzakereleri başlatmaz; zaten karmaşık olan sorunu daha da karmaşık hale getirir.” Kim düşmanca bir ortam yaratan? Mesaj alması gereken lider kim? Hristodulidis mi Erhürman mı? Nerden baktığınız önemli. Anlatalım
Holguin’in “Geçen yıl ve bu yılın başında sahip olduğumuz elverişli fırsat giderek kayboluyor” sözü, diplomatik bir temenniden ibaret değil. Fırsatı değerlendiremedik. Pencere kapanıyor. Bölgesel gelişmeler de süreci daha kırılgan hâle getiriyor. Net olarak verdiği mesaj bu…
Holguin’e göre güven artırıcı adımların uygulanması, genişletilmiş bir toplantı için vazgeçilmez koşul. Afetler konusunda ortak teknik komite gibi hemen hayata geçecek bir adım bile siyasi irade bekliyor. CV’ler üzerinden başlatılan egemenlik kavgasına hiç girmiyorum…
BM Genel Sekreteri Guterres’in önümüze koyduğu yedi başlık belliydi: yeni geçiş noktaları, mayınların temizlenmesi, afetler ve düzensiz göçle ortak mücadelede mekanizmaları, spor alanında iş birliği, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlığı ve sivil toplum için ortak bir yapı.
Bu başlıkların bazıları üzerinde uzlaşıldığı söylendi. Fakat uzlaşı, uygulama demek değil. Erhürman, altı başlığa hazır olduklarını, geçiş noktalarında ise henüz anlaşma sağlanamadığını açıkladı. Holguin de afet komitesi dâhil bazı adımların hâlâ hayata geçirilemediğini söyledi
Hatta; spor, mayın temizliği ve düzensiz göç başlıklarında siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu anlattı. Hristodulidis ise mevcut durumu normalleştireceğini düşündüğü güven artırıcı önlemlere karşı çıkacağını ilan etti. Sonuç ortada: açıklamalar var, sahada ilerleme yok.
Guterres’in yedi başlığı masadayken Hristodulidis 19 yeni öneriyle geldi. 7’de 1 uzlaşı yokken. 19 öneri ha… Erhürman, bu nedenle yedi başlıkta, müzakere yönteminde ve esas konularda ilerleme sağlanamadığını söyledi. “Görüşmeye hazırız” açıklamaları ise tıkanıklığı ortadan kaldırmıyor.
Baskının sonuçları da gözümüzün önünde. Barcelona’nın çocuklara yönelik futbol kampı, ELAM’ın kampanyası ve Rum futbol çevreleriyle yetkililerin girişimleri sonrasında iptal edildi. Girne’de yapılması planlanan EXIT müzik festivali de iptal edildi.
Cyprus Forum’da Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı’nın unvanı, ELAM’ın tepkisinin ardından değiştirildi. Kurumlar baskı karşısında geri adım attı; Harmancı ve başka katılımcılar forumdan çekildi. BM zirvesinde Erhğrmanla görüşülmemesi yönünde adım atıldı…
Elbette sürece zarar veren yalnızca bu baskılar değil. Çok konuşulmadı ama, benim rahatsız olduğum bir nokta daha var… Hristodulidis, BM Genel Kurulu’nda Erdoğan’ın uluslararası hukuk, işgal ve Filistin konusunda söylediklerine değindi; ardından Türkiye’nin Kıbrıs konusunda bunun tam tersini yaptığını savundu.
Türkiye’yi hedef tahtasına koyan bu söylem, Netanyahu yönetimiyle derinleşen stratejik ortaklıkla yan yana duruyor. İsrail’le yeni zirveler ve güvenlik iş birliği konuşulurken, Filistin’deki yıkım ve soykırım suçlamaları karşısında bu yakınlığın yarattığı çelişki görmezden gelinemez.
Erhürman da Rum tarafının İsrail’le yakınlaşmasının güveni aşındırdığını açıkça söyledi. Ayrıca Hristodulidis’in, Erdoğan’ı Gazze katlamcısı Natenyahu ile kıyaslaması ve “ikiyüzlü, yalancı” gibi tanımlamalar yapması da eminim perde gerisinde ciddi sorun yarattı
Hristodulidis’in Türkiye’yi suçlayan her açıklamasını görüp, İsrail’le kurduğu bu siyasi hattı görmemek mümkün değil. Buna rağmen çözüm isteyen Kıbrıs Türk solu zaman zaman muhakemesini yitiriyor; bütün sorumluluğu Türk liderliğinde arıyor…
Rum liderliğinin attığı adımları ısrarla görmezden gelen çok sayıda katıksız federasyona inanan dostlarımız da var. Bu artık basit bir eksiklik gibi durmuyor. Bilinçli bir tercih izlenimi yaratıyor. Her ne olursa olsun, adil muhakeme sorumluluğumuzu kaybetmememiz gerekiyor…
Çocukların futbol oynamasını engellemek, sanatçıların adaya gelmesine karşı çıkmak, seçilmiş bir belediye başkanının unvanını tartışmaya açmak güven yaratmaz. Holguin’in dediği gibi: müzakereler kendiliğinden ortaya çıkmaz, düşmanca bir ortamdan da doğmaz
Türkiye’yi her başlıkta suçlu göstermek de, Hristodulidis’in ayrılıkçı rolünü susarak geçiştirmek de çözüm getirmez. Holguin’in mesajı açık: Fırsat penceresi kapanıyor. Bu kez sorumluluğu başkasına yıkmadan, herkes kendi tutumuna bakmalı.
Bu ortamda, “ Hristodulidis New York’ta görüşme teklif etti ama Tufan Erhürman reddetti” üzerinden bir Türk tarafını suçlama çabasına girmek kimseye bir şey kazandırmaz. 11 ayda 11 kez görüşen iki lider, haftaya yeniden bir araya gelir, 12 olur, ne olacak? Marifet görüşmekse?
DİĞER YAZILARI
- Maaş ödendiği sürece isterse dünya yansın...
- SADECE MAAŞA DEVLETİN BORCU 33 MİLYAR TL
- BİNBİR ZAHMETLE YARATILAN KAYNAKLAR DA MAAŞA; 13’ÜNCÜ MAAŞA GİDİYOR
- BORÇLANMA SADECE MAAŞ İÇİN
- Eğitimde nasıl bir sistem kurulmuş ki; neresini tutsan elinde kalıyor
- Taş ocağı izni verilmek istenen alan, su kaynaklarının üzerinde
- MESELE BİRKAÇ KAMYON TAŞ DEĞİL
- Para kavgası başlamasaydı sistem devam edecekti
- Standart ve sistem için mücadele etmeliyiz
- Hız tespit kamerası süreci başarısız…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız