Lefkoşa 34°USD48,48EUR56,40GBP65,66GRAM ALTIN6.843,78 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Gündüz: Kurallar uygulansaydı bu facia önlenebilirdi

Kazadan büyük üzüntü duyduğunu belirten Gündüz, denizcilik kurallarının insanların güvenli seyahat etmesi ve denizlerin korunması amacıyla oluşturulduğunu söyledi.

5 dakika okuma
Paylaş
Gündüz: Kurallar uygulansaydı bu facia önlenebilirdi

Kazadan büyük üzüntü duyduğunu belirten Gündüz, denizcilik kurallarının insanların güvenli seyahat etmesi ve denizlerin korunması amacıyla oluşturulduğunu söyledi.

Kuralların yalnızca kağıt üzerinde kalmasının yeni facialara yol açabileceğini ifade eden Gündüz, “Umuyorum ki bu kazadan bir ders çıkarırız. 2004 yılında Dolphin 2, 2007 yılında da Dolphin 1 gemilerimizi benzer şekilde kaybettik. Denizcilikte kuralların yorumu olmaz. Çünkü açık deniz hata kabul etmez” dedi.

Denizcilikte sorumluluğun üç temel ayağı bulunduğunu belirten Gündüz, bunları gemi sahibi, gemide çalışan personel ile devlet ve denetleyici otorite olarak sıraladı. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) kurallarının açık olduğunu kaydeden Gündüz, gemilerin teknik durumundan personelin yeterliliğine kadar tüm süreçlerin denetlenmesi gerektiğini vurguladı.

“BU GEMİNİN GEÇMİŞİ İNCELENMELİ”

Kazaya karışan geminin geçmişine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gündüz, geminin daha önce karaya oturduğunu, gövdesinin zarar gördüğünü ve daha sonra tamir edildiğini söyledi.

Geminin farklı ülkelerde ve şirketlerde çeşitli süreçlerden geçtiğini anlatan Gündüz, daha sonra KKTC’ye getirildiğini ve “Permit to Operate” belgesi verildiğini ifade etti.

Bu belgenin yüksek süratli teknelerin çalışma limitlerini belirlediğini kaydeden Gündüz, bu tür gemilerin 3 metreden yüksek dalgalarda sefere çıkmaması gerektiğini söyledi.

Gündüz, “Ciddi fırtınalardan sonra en fazla korktuğumuz konulardan biri enerjisi yüksek dalgalardır. Sürat ve ölü dalgalar nedeniyle gemide alttan vurmalar başlar. Görüntülerde de bunu gördük. Yolcuların kaptanı uyardığı ancak ‘Siz buna alışık değilsiniz, bir şey olmaz’ yanıtını aldığı ifade ediliyor. Gemide rutin seslerin dışında bir ses duyulduğunda bunun kaptana bildirilmesi gerekir. Bu da eğitim ve liyakat meselesidir” diye konuştu.

“BU GEMİ BU HATTA ÇALIŞABİLİR MİYDİ?”

Gündüz, “Permit to Operate” belgesinde teknenin emniyetli barış limanı ile menzilinin 50 deniz miliyle sınırlandırıldığını belirterek, Girne-Taşucu arasındaki mesafenin yaklaşık 64 deniz mili olduğuna dikkat çekti.

Bu durumun mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Gündüz, ikinci kaptanın mahkeme tutanaklarına yansıyan ifadelerine de işaret etti.

Gündüz, “İkinci kaptan, kaptana Taşucu Limanı’nın kapalı olduğunu söylediğini ifade ediyor. Eğer Taşucu Limanı kapalıysa Girne Liman Başkanlığı’nın bundan bilgisi yok muydu? Neden gemiye çıkış verildi? Burada iletişim yoksa ciddi bir sorun var demektir” dedi.

Şirket baskısı olsa dahi kaptanın sefere çıkmama yetkisine sahip olduğunu belirten Gündüz, geminin sefere uygunluğunun yanı sıra personelin cüzdanları, sertifikaları ve yeterliliklerinin de denetlenmesi gerektiğini vurguladı.

“MÜRETTEBAT BİLİNÇLİ OLSAYDI İNSANLAR KURTARILABİLİRDİ”

Kazanın ardından ortaya çıkan görüntüleri değerlendiren Gündüz, gemi ters döndükten sonra yolcuların geminin üzerine çıktığını, ancak can sallarının kullanılmadığını söyledi.

Can sallarının gerektiğinde manuel olarak da denize indirilebileceğini kaydeden Gündüz, “İnsanların ne yapacaklarını bilmediklerini görüntülerde gördük. Bu aynı zamanda gemi adamlarının eğitiminin önemini ortaya koyuyor. Yangın, gemiyi terk ve ilk yardım gibi eğitimlerin tamamı bunun için var” dedi.

Uçaklarda kalkış öncesi yapılan güvenlik bilgilendirmelerinin benzerinin gemilerde de uygulanması gerektiğini söyleyen Gündüz, yolcuların acil durumda nasıl hareket edeceklerini bilmesinin hayati önemde olduğunu ifade etti.

Geminin yaklaşık 45 dakika ile bir saat içerisinde battığını belirten Gündüz, “Gemi mürettebatı bilinçli olsaydı gemideki insanların kurtarılması için çok daha etkili bir operasyon yapılabilirdi. Ters dönmüş geminin üzerinde oturan insanlar aslında büyük bir tehlikenin üzerindeydi. Gemi tamamen batsaydı oluşacak anafor insanları da içine çekebilirdi” diye konuştu.

KURTARMA EKİPLERİNE TEŞEKKÜR

Gündüz, kurtarma çalışmalarında görev alan Sahil Güvenlik ekipleri, Türkiye’den gelen ekipler, balıkçılar ve özel tekne sahiplerinin önemli bir başarı ortaya koyduğunu söyledi.

“Hiç tereddüt etmeden olayın üzerine gittiler. Geminin oluşturabileceği riskleri bilerek insanları kurtarmaya çalıştılar. Bu kurtarma operasyonuna katılan herkes çok büyük bir iş başardı” diyen Gündüz, kazanın kıyıdan çok daha uzak bir noktada meydana gelmesi halinde sonuçların daha ağır olabileceğini ifade etti.

HONDURAS EHLİYETİ TARTIŞMASI

Gemi kaptanının Honduras üzerinden aldığı belirtilen kaptanlık ehliyetine de değinen Gündüz, Türkiye’nin Honduras ehliyetini kabul etmediğini söyledi.

Honduras’ın “kolay bayrak” ülkelerinden biri olduğunu belirten Gündüz, “KKTC bu ehliyeti kabul ettiyse hangi kriterlere göre kabul edildiğinin sorgulanması gerekir. Türkiye’de Honduras ehliyetine sahip gemi adamı çalıştırılamaz” dedi.

KKTC’nin denetim konusunda çok daha ciddi bir yapı oluşturması gerektiğini vurgulayan Gündüz, sicil ve survey mekanizmasının etkin şekilde çalıştırılmasının önemine dikkat çekti.

“Geminin sicilinin nereden geldiğini, teknik durumunu ve kalkışını engelleyecek unsurları denetleyecek birim olmalıdır. Bu konular Limanlar Dairesi Müdürlüğü’nün, dolayısıyla Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın sorumluluk alanındadır. Denizcilikte, havacılıkta ve her alanda işin ehli, liyakatli insanlarla çalışırsak bu sıkıntıları aşabiliriz” ifadelerini kullandı.

“RADYO EMNİYET SERTİFİKASI YOKSA YAŞANANLARI NASIL BULACAKSINIZ?”

Geminin Radyo Emniyet ve Balans sertifikalarına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Gündüz, balans sistemlerinin özellikle yüksek süratli gemilerin dengesi açısından önemli olduğunu belirtti.

Radyo Emniyet sertifikasının ise gemideki telsiz ve haberleşme sistemlerinin çalışır durumda olduğunu ortaya koyduğunu söyleyen Gündüz, “Şimdi gemideki cihazların çıkarılmasını bekliyoruz. Eğer bu sistemler arızalıysa ve Radyo Emniyet sertifikası yoksa yaşananların kayıtlarına nasıl ulaşacaksınız?” diye sordu.

MAZOT KAÇAKÇILIĞI İDDİALARI

Kazanın ardından gündeme gelen “mazot kaçakçılığı” iddialarının teknik olarak araştırılabileceğini ifade eden Gündüz, geminin yakıt tanklarının kapasitesi ile sefer sırasında tüketmesi gereken yakıt miktarının belli olduğunu söyledi.

“Geminin limandan çıkarken aldığı yakıt, yol boyunca tüketmesi gereken miktar ve varışta tankta kalması gereken miktar karşılaştırılarak bu konu kontrol edilebilir” diyen Gündüz, yakıtın kaza sırasında ayrıca yangın ve patlama riski oluşturabileceğine dikkat çekti.

Katamaranların çift gövdeli ve yüksek denge kabiliyetine sahip tekneler olduğunu ancak kullanılacakları denizin şartlarına uygun olmaları gerektiğini kaydeden Gündüz, “Bu gemiler alınırken bu hatta uygun mu, hakim rüzgarlara ve mesafeye uygun mu diye bakılması gerekir. Denizcilikte hiçbir şey göz ardı edilemez. Liyakat ve eğitim çok önemlidir” dedi.

“SEFERLER AKSARSA ÜRÜNLERE ZAM GELEBİLİR”

Limanlarda tırların beklediğine de dikkat çeken Gündüz, yolcu ve yük taşımacılığında kullanılan gemilerin özelliklerinin birbirinden farklı olduğunu belirtti.

Seferlerin birkaç gündür aksadığını kaydeden Gündüz, bunun devam etmesi halinde tedarik zincirinde sorun yaşanabileceğini ve ürün fiyatlarına artış olarak yansıyabileceğini söyledi.

“TÜRK LOYDU’NUN VERDİĞİ SERTİFİKAYI KİMSE YORUMLAYAMAZ”

Türk Loydu’nun verdiği sertifikaların uluslararası standartlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Gündüz, tanınmamışlığın yarattığı açıkların kullanılarak standartların dışına çıkılmasının ciddi riskler doğurduğunu ifade etti.

Gündüz, “Kolay bayrak devletlerinden ehliyet almaya çalışarak bu süreçleri bypass ederseniz 30 yılda bir de olsa böyle olaylarla karşılaşırsınız. Neden iyi gemilerde seyahat etmeyelim, iyi hizmet almayalım ve limanlarda doğru denetimler yaparak bayrak devletimizin itibarını yükseltmeyelim?” diye konuştu.

“TEKNOLOJİ KULLANILARAK BATIK ÇIKARILABİLİR”

Gündüz son olarak batığın çıkarılması için yürütülen çalışmaları değerlendirdi.

Türkiye’nin son yıllarda derin deniz operasyonlarında önemli teknolojik imkanlara ulaştığını belirten Gündüz, “Şu anda 550 metre derinlikte robotik olarak çalışabilecek imkanlar var. Teknenin kütlesinin çok fazla olmaması ve suyun kaldırma gücü de hesaplanarak robotik faaliyetlerle bu batığın çıkarılabileceği kanaatindeyim. Polyester ve nispeten hafif bir kütle olması da operasyon açısından avantaj sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler