CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nu “Toplum Güvenliği” gündemiyle 17 Ağustos Pazartesi günü olağanüstü toplantıya çağırdı. Toplantı çağrısına CTP’li milletvekillerinin yanı sıra bağımsız milletvekilleri Ayşegül Baybars ile Jale Refik Rogers de imza koydu. İmza sayısı bu şekilde 19’a ulaştı.
Meclis İç Tüzüğü’nün 60’ıncı maddesine göre 10 milletvekilinin imzasını taşıyan bir başvuru yapılması halinde olağanüstü toplantı çağrısı yapılabiliyor. Ancak genel kurulun açılabilmesi için toplantı yeter sayısına ulaşılması gerekiyor. Siyasi çevreler, UBP’li vekillerin destek vermemesi halinde olağanüstü toplantının yapılamayacağını belirtiyor.
Dilekçeyi Meclis Başkanı Öztürkler’e sundu
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, CTP Meclis Grubu ile bağımsız milletvekillerinden toplam 19 milletvekilinin imzasını taşıyan dilekçeyi Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’e sundu.
Dilekçenin sunulması sırasında Meclis Başkan Yardımcısı ve CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe ile CTP Milletvekili Erkut Şahali de hazır bulundu.
Dilekçenin sunulmasının ardından basına açıklamalarda bulunan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, son dönemde yaşanan “kriminal olaylar” nedeniyle toplumda güvenlik endişesinin arttığını belirterek, güvenlik alanındaki yapısal sorunların Meclis’in denetim görevi çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
Suçlar işlenmeden önce önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan İncirli, “Bizim arzumuz, suçlar oluşmadan önce önlenmesini sağlayabilecek kurumların koordinasyonunun ve denetim kapasitesinin artırılmasıdır.” dedi.
Ülkeye girişlerde ve ülkeye girdikten sonraki takip süreçlerinde eksiklikler bulunduğunu belirten İncirli, “Bu ülkede suça meyilli insanların girişini önleyebilecek mekanizmalarımız yeterince güçlü değil. O kişiler girdikten sonra ülke içerisinde onları takip etmekte de zorluklar yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Polisin suç işlendikten sonra faillerin yakalanmasında başarılı olduğunu belirten İncirli, asıl sorunun suçların önlenmesine yönelik yapısal sorunlar olduğunu söyleyerek, “Suç işlenmeden önce bunu önlemeye yönelik yapılan işlemlerde bir zafiyet olduğunu gözlemliyoruz. Bunun sonucunda da aslında hiç yaşanmaması gereken olayları yaşıyoruz.” diye konuştu.
Muhaceret ve polis tarafından yapılan denetimlerin yeterli olmadığını kaydeden İncirli, “Bizim başka enstrümanlara ihtiyacımız olduğunu herkes kabul edecek. ‘Her şey yolundadır, dünyanın her yerinde de bu suçlar olur’ dememek gerekiyor.” dedi.
Suç çeşitliliği ve içeriği değişti
Suçların yalnızca sayısal olarak değil, çeşitliliği ve içeriği bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden İncirli, “Bu ülke bu kadar suçu, bu kadar çeşitli suçu ne ekonomik ne de sosyal olarak kaldıracak durumda değildir.” ifadelerini kullandı.
Suçların günlük ve sosyal yaşamın yanı sıra ekonomik yaşamı da etkilediğini ifade eden İncirli, iş yerlerine yönelik tehditler ve organize suçların da gündemde olduğunu belirtti.






