UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve ‘tarihin sıfır noktası” olarak nitelendirilen Göbeklitepe’de yeni bir alanda kazı çalışması yürütülüyor.
Kazılarda, yerleşimin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar gün yüzüne çıkarıldı.
“BİN 500 METRELİK YENİ BİR ALANDA KAZIYA BAŞLADIK”
Taş Tepeler Projesi Koordinatörü ve Göbeklitepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi kapsamında Göbeklitepe’de koruma altındaki ana kazı alanındaki çalışmalar sürerken, çatının kuzeyindeki yeni alanda da bu sezon kazılara başlandığını söyledi.
Mevcut alanda daha önce bulunan zeytin ağaçlarının başka bölgeye taşınmasıyla kazıya elverişli bir ortam oluşturulduğunu belirten Karul, yaklaşık bin 500 metrekarelik yeni alanda bu sezon çalışmalara başladıklarını anlattı.
Bu kazılarla Göbeklitepe’nin daha önce açığa çıkarılan yapılarına ilişkin potansiyeli yeniden test etmeyi ve keşfetmeyi amaçladıklarını vurgulayan Karul, geniş alanlarda kazı yaparak zaman içinde derinleşmeyi esas alan çalışma yöntemini burada da uyguladıklarını ifade etti.
“BURASI EROZYONA AÇIK BİR YER”
Karul, yeni kazı alanına ilişkin şu bilgileri verdi:
“Alanın bir kenarından başladık. Kuzeye doğru devam ediyoruz ve hemen yüzeyin altında Göbeklitepe’nin ikinci evresine tarihlenen dörtgen planlı yapılar açığa çıkardık. Yüzeyin hemen altında olmaları, plan ve yerleşme düzeni hakkında hızlı bir şekilde fikir veren kanıtlara ulaşmamızı sağladı. Hatta bazı yapıların tabanlarına da çok hızlı bir şekilde ulaşıldı. Çünkü burası erozyona açık bir yer. Duvarların üst kotları uzun bir süre önce aşınmış.
Bir diğer güzel haber, zeytin ağaçlarının burada büyük ölçüde tahribata yol açmadığını gördük. Ancak ağaçlar buradan taşınmasaydı, buranın en azından kazılamayacak bir alan olacağını da görmüş olduk. Bu yılki planımız, arkada gördüğünüz alanın tamamında yüzey seviyesini kaldırıp yüzeyin hemen altındaki yapı kalıntılarını açığa çıkarmak.”
“İLK İZLENİMİMİZ BUNLARIN KONUT OLARAK KULLANILDIĞI YÖNÜNDE”
Karul, yeni kazı alanını çevreleyen yürüyüş yolunun ziyaretçilerin çalışmaları ve ortaya çıkarılacak yeni buluntuları yakından izleyebilecekleri şekilde planlandığını ifade etti.
Ortaya çıkarılan dörtgen planlı yapıların benzerleriyle önceki yıllarda GT1 olarak adlandırılan alanda karşılaştıklarını dile getiren Karul, şöyle devam etti:
“Onların benzerlerinden söz ediyoruz. Ama şu ana kadar gördüğümüz kadarıyla bu dikilitaş geleneğinin zayıfladığını, daha az sayıda dikilitaş barındırdıklarını, mekanların iç düzenlemesine baktığımız zaman daha çok konut amaçlı kullanılmış olabileceklerini söyleyebiliyoruz.














