Lefkoşa 32°USD48,48EUR56,50GBP65,79GRAM ALTIN6.890,31 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Fevzi Tanpınar: Faciadan sonra değil, faciadan önce devlet

HP Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, gemi faciasının ardından devletin parça parça önlemler yerine kapsamlı bir “Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu”na ihtiyacı olduğunu belirtti.

6 dakika okumaHaber: Kıbrıs Postası
Paylaş
Fevzi Tanpınar: Faciadan sonra değil, faciadan önce devlet

Halkın Partisi (HP) Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, devlet yönetiminde liyakat, denetim ve standart konularına ilişkin açıklamalarda bulundu. Tanpınar, KKTC’nin parça parça önlemler yerine baştan sona bir Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu’na ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faciadan sonra değil, faciadan önce devlet” anlayışının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Tanpınar, yaşanan gemi faciasının yalnızca bir deniz kazası olarak görülemeyeceğini belirterek, facianın nedenleri, varsa ihmaller, kusurlar ve cezai sorumluluğun soruşturma ve bağımsız yargı tarafından ortaya çıkarılacağını ifade etti. Kimsenin suçuna veya suçsuzluğuna siyasetin karar veremeyeceğini kaydeden Tanpınar, siyasetin cevaplaması gereken daha büyük bir soru bulunduğunu söyledi.

Tanpınar, “Bu ülkede vatandaş, devletin ‘denetledim’ dediği bir şeye gerçekten güvenebiliyor mu? Bugün halkın asıl kaygısı budur” dedi.

“DENETLEYEN DE DENETLENMELİDİR”

KKTC’nin artık parça parça önlemlere değil, kapsamlı bir Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu’na ihtiyacı olduğunu belirten Tanpınar, yalnızca denetlenenlerin değil, denetleyenlerin de denetlenmesi gerektiğini söyledi.

Tanpınar, “Çünkü denetimsiz denetim, güvence değildir” ifadelerini kullanarak, her denetimin izinin tutulması, her imzanın sorumlusunun bilinmesi ve siyasi ilişkilerle kamu denetimi arasına aşılmaz bir duvar örülmesi gerektiğini kaydetti.

Vatandaşın devletten ayrıcalık değil, canının, çocuğunun ve geleceğinin şansa bırakılmamasını beklediğini belirten Tanpınar, ülkenin yeni bir denetim düzenine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Tanpınar, “Kağıt üzerinde değil, gerçekten çalışan bir düzene” ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“BİR GEMİ FACİASINDAN SONRA YALNIZCA ‘KİM SUÇLU?’ DİYE SORMAK YETMEZ”

Gemi faciasının ortaya koyduğu en önemli sorulardan birinin gelecekte benzer faciaların nasıl önleneceği olduğunu ifade eden Tanpınar, “Bir gemi faciasından sonra yalnızca ‘Kim suçlu?’ diye sormak yetmez. Asıl soru şudur: Bir sonraki faciayı önlemek için bugün neyi değiştireceğiz?” dedi.

Çözümün açık olduğunu belirten Tanpınar, Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu’nun derhal başlatılması ve insan hayatını ilgilendiren bütün kritik denetimlerin yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.

Tanpınar, “Denetim, facia yaşandıktan sonra dosya açmak değildir. Denetim, o facianın yaşanmasını önlemektir” ifadelerini kullandı.

HP olarak facia yaşandıktan sonra soruşturma açmakla yetinen değil, facia yaşanmasın diye önceden çalışan bir devlet istediklerini belirten Tanpınar, devletin başarısının felaketten sonra kaç kişinin soruşturulduğuyla değil, kaç felaketin yaşanmadan önlendiğiyle ölçülmesi gerektiğini kaydetti.

“VATANDAŞ DEVLETE GÜVENMELİ”

Tanpınar, vatandaşın günlük yaşamında karşılaştığı birçok alanda devletin denetim görevini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini belirtti.

Bir gemiye binildiğinde geminin gerçekten ve gerektiği gibi denetlendiğinden emin olunması gerektiğini ifade eden Tanpınar, çocukların okul servisine bindirilmesi sırasında aracın güvenli olduğunun ve direksiyon başındaki kişinin gerekli yeterliliğe sahip bulunduğunun bilinmesi gerektiğini söyledi.

Bir binaya girildiğinde asansörün, elektrik tesisatının, yangın ve deprem güvenliğinin kontrol edildiğine güvenilmesi gerektiğini belirten Tanpınar, şantiyelerde çalışan insanların hayatlarının yalnızca işverenin insafına bırakılmaması gerektiğini kaydetti.

Devlet tarafından verilen ehliyet, ruhsat, sertifika veya yeterlilik belgelerinin arkasında gerçek bir eğitim, gerçek bir sınav ve gerçek bir denetim bulunduğundan kuşku duyulmaması gerektiğini ifade eden Tanpınar, “Çünkü vatandaş bunların hiçbirini kendi başına denetleyemez. Devletin varlık nedenlerinden biri tam da budur: Vatandaşın göremediği tehlikeyi onun adına görmek ve önlemek” dedi.

“KKTC’NİN BÜTÜN DENETİM SİSTEMİ MASAYA YATIRILMALI”

Tanpınar, yapılması gerekenin yalnızca gemi faciasından kimin sorumlu olduğunu araştırmak olmadığını, KKTC’nin bütün denetim sisteminin masaya yatırılması gerektiğini belirtti.

Bu kapsamda kapsamlı bir Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu başlatılması gerektiğini ifade eden Tanpınar, reform kapsamında atılması gereken adımları şöyle sıraladı:

1. TÜM KRİTİK DENETİMLER BAĞIMSIZ BİR TARAMADAN GEÇİRİLMELİ

Deniz ulaşımından okul servislerine, toplu taşımadan iş güvenliğine, asansörlerden yangın ve deprem güvenliğine kadar insan hayatını doğrudan ilgilendiren alanlarda olağanüstü bir denetim taraması yapılması gerektiğini belirten Tanpınar, bunun aynı kişilerin aynı kurumları denetlemesiyle yapılmaması gerektiğini söyledi.

Gerekmesi halinde bağımsız uzmanlardan, meslek kuruluşlarından ve üniversitelerden destek alınması gerektiğini ifade eden Tanpınar, “Önce sistemin nerede çürüdüğü bulunmalıdır” dedi.

2. “DENETİM YAPILDI” DEMEK YETMEYECEK

Her denetimin tarihinin, kapsamının, sonucunun ve denetimi yapan yetkilinin kayıt altına alınması gerektiğini belirten Tanpınar, insan hayatını ilgilendiren alanlarda denetim sonuçlarının kamuoyunun erişimine açılacağı dijital bir sistem kurulmasını önerdi.

Vatandaşın kullandığı hizmetin son denetiminin ne zaman yapıldığını görebilmesi gerektiğini söyleyen Tanpınar, “Çünkü şeffaflık yalnızca yolsuzlukla mücadele yöntemi değildir. Şeffaflık aynı zamanda denetleyenin denetlenmesidir” ifadelerini kullandı.

3. DENETÇİLERİN YETERLİLİĞİ DE DENETLENMELİ

Tanpınar, “Bizi denetleyenlerin denetleme yeterliliğinden emin miyiz?” sorusunun sorulması gerektiğini belirtti.

Denetim görevi verilen kamu personeli için açık mesleki kriterler, eğitim, sertifikasyon ve periyodik yeterlilik sistemi oluşturulması gerektiğini ifade eden Tanpınar, siyasi yakınlık, partizanlık veya kişisel ilişkilerin teknik yeterliliğin önüne geçmemesi gerektiğini söyledi.

Tanpınar, “İnsan hayatının söz konusu olduğu yerde torpilin bedeli makam değil, can olur” dedi.

4. BELGE VE RUHSATLAR DİJİTAL OLARAK DOĞRULANABİLMELİ

Ehliyetler, mesleki yeterlilik belgeleri, ruhsatlar, teknik kontrol belgeleri ve benzeri kritik kayıtların merkezi dijital sistem üzerinden doğrulanabilir hale getirilmesi gerektiğini belirten Tanpınar, bu sistemde belgenin kim tarafından ve hangi şartlarla verildiği, ne zaman yenilendiği ve hangi denetimlerden geçtiğine ilişkin tüm izlerin bulunması gerektiğini söyledi.

Tanpınar, devletin verdiği belgelerin gerçekliğinin ve güvenilirliğinin yeniden tartışılır olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

5. SİYASET İLE DENETİM ARASINA DUVAR ÖRÜLMELİ

Denetlenen şirket ile denetleyen kamu görevlisi veya siyasi makam arasındaki çıkar çatışmalarının açık kurallara bağlanması gerektiğini belirten Tanpınar, denetim süreçlerine siyasi müdahale iddialarının bağımsız biçimde araştırılmasını ve denetçiye baskı yapılmasının ağır yaptırıma bağlanmasını istedi.

Tanpınar, “Hiçbir şirketin büyüklüğü, hiçbir iş insanının siyasi ilişkisi ve hiçbir siyasi makam kamu güvenliğinin üzerinde olamaz” dedi.

6. DENETİMİ YAPMAMANIN DA HESABI OLMALI

Tanpınar, mevcut sistemlerin en büyük sorunlarından birinin sorumluluğun dağılarak kaybolması olduğunu belirtti.

Bir facia yaşandığında herkesin başka bir kurumu işaret ettiğini ifade eden Tanpınar, buna son verilmesi gerektiğini söyledi. Her kritik alanda hangi kurumun, hangi makamın ve hangi görevlinin hangi denetimden sorumlu olduğunun açıkça belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

Denetim yapılmamışsa kimin yapmadığının, eksiklik tespit edilmiş ancak gereği yerine getirilmemişse dosyanın kimin tarafından bekletildiğinin görülebilmesi gerektiğini belirten Tanpınar, “Yetki varsa sorumluluk da olacaktır” dedi.

7. VATANDAŞA AÇIK BİR “GÜVENLİK KAYDI” OLUŞTURULMALI

İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren işletme, araç ve hizmetlerde vatandaşın erişebileceği basit bir dijital doğrulama sistemi kurulması gerektiğini ifade eden Tanpınar, vatandaşın telefonundan birkaç saniye içerisinde bazı temel soruların yanıtına ulaşabilmesi gerektiğini söyledi.

Tanpınar, vatandaşın “Bu araç denetlendi mi?”, “Bu işletmenin ruhsatı geçerli mi?”, “Bu asansörün son kontrolü ne zaman yapıldı?”, “Bu hizmetin gerekli izinleri var mı?” sorularının cevaplarını görebilmesi gerektiğini belirtti.

“Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda vatandaşın devlet daireleri arasında dolaştırılması kabul edilemez” diyen Tanpınar, şeffaf ve erişilebilir bir sistem kurulması çağrısı yaptı.

“MESELE YALNIZCA BİR GEMİ DEĞİLDİR”

Yaşanan facianın bütün gerçeklerinin mutlaka ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Tanpınar, yalnızca sorumluların bulunup dosyanın kapatılması halinde bir sonraki faciayı beklemekten başka bir şey yapılmış olmayacağını söyledi.

Tanpınar, “Çünkü mesele yalnızca bir geminin denetlenip denetlenmediği değildir. Mesele devletin denetim kapasitesidir. Mesele liyakat meselesidir. Mesele siyasi müdahaleden bağımsız kamu düzenidir. Ve en önemlisi mesele insan hayatıdır” ifadelerini kullandı.

“DÖRT YIL BİR DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN YETERİNCE UZUN BİR SÜREDİR”

Dört yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten hükümetin artık “Bu sistemi böyle bulduk” diyemeyeceğini belirten Tanpınar, dört yılın bir düzeni değiştirmek için yeterince uzun bir süre olduğunu savundu.

Bu nedenle hükümetin ve Başbakan Ünal Üstel’in siyasi sorumluluğunun tartışılmasının da son derece meşru olduğunu ifade eden Tanpınar, cezai sorumluluk ile siyasi sorumluluğun birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Tanpınar, “Ancak bizim görevimiz yalnızca bugünkü hükümete ‘neden yapmadınız?’ diye sormak da değildir. Bizim görevimiz ‘biz nasıl yapacağız?’ sorusunun cevabını vermektir” dedi.

“DENETLEYEN DEVLET KURULMALI”

Tanpınar, HP’nin ortaya koyduğu çözümün net olduğunu belirterek, denetleyen bir devlet kurulması gerektiğini söyledi.

“Denetleyen de denetlenmelidir. Belgeyi verenin hesabı tutulmalıdır. Denetim dijital olarak izlenebilir hale getirilmelidir. Siyasi ilişki ile kamu denetimi arasına duvar örülmelidir. İnsan hayatını ilgilendiren denetimler vatandaşın erişimine açık olmalıdır. Ve bir görev ihmal edildiğinde sorumluluğun kurumlar arasında kaybolmasına asla izin verilmemelidir” ifadelerini kullandı.

Özlenen devletin, facia yaşandıktan sonra soruşturma açmakla övünen bir devlet olmadığını belirten Tanpınar, facia yaşanmaması için önceden çalışan bir devlet istediklerini söyledi.

Tanpınar, bir anne-babanın çocuğunu sabah evden uğurlarken okul servisini kendisinin denetlemek zorunda olmadığını, vatandaşın bindiği geminin teknik yeterliliğini araştırmak zorunda bulunmadığını ve bir çalışanın girdiği binanın yangın güvenliğini kendisinin kontrol etmek zorunda olmadığını vurguladı.

“Bunları devlet yapar” diyen Tanpınar, devletin vatandaşına çok basit ancak çok değerli bir güvence vermesi gerektiğini belirterek açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

“Merak etme. Ben denetledim. Bizim yeniden kurmamız gereken şey tam olarak budur: Devlete güven. Çünkü vatandaşın devletten beklediği ayrıcalık değildir. Canının, çocuğunun ve geleceğinin şansa bırakılmamasıdır.”

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler