Halkın Partisi (HP) Genel Başkan Danışmanı Fevzi Tanpınar, devlet yönetiminde liyakat, denetim ve standart konularına ilişkin açıklamalarda bulundu. Tanpınar, KKTC’nin parça parça önlemler yerine baştan sona bir Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu’na ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faciadan sonra değil, faciadan önce devlet” anlayışının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Tanpınar, yaşanan gemi faciasının yalnızca bir deniz kazası olarak görülemeyeceğini belirterek, facianın nedenleri, varsa ihmaller, kusurlar ve cezai sorumluluğun soruşturma ve bağımsız yargı tarafından ortaya çıkarılacağını ifade etti. Kimsenin suçuna veya suçsuzluğuna siyasetin karar veremeyeceğini kaydeden Tanpınar, siyasetin cevaplaması gereken daha büyük bir soru bulunduğunu söyledi.
Tanpınar, “Bu ülkede vatandaş, devletin ‘denetledim’ dediği bir şeye gerçekten güvenebiliyor mu? Bugün halkın asıl kaygısı budur” dedi.
“DENETLEYEN DE DENETLENMELİDİR”
KKTC’nin artık parça parça önlemlere değil, kapsamlı bir Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu’na ihtiyacı olduğunu belirten Tanpınar, yalnızca denetlenenlerin değil, denetleyenlerin de denetlenmesi gerektiğini söyledi.
Tanpınar, “Çünkü denetimsiz denetim, güvence değildir” ifadelerini kullanarak, her denetimin izinin tutulması, her imzanın sorumlusunun bilinmesi ve siyasi ilişkilerle kamu denetimi arasına aşılmaz bir duvar örülmesi gerektiğini kaydetti.
Vatandaşın devletten ayrıcalık değil, canının, çocuğunun ve geleceğinin şansa bırakılmamasını beklediğini belirten Tanpınar, ülkenin yeni bir denetim düzenine ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Tanpınar, “Kağıt üzerinde değil, gerçekten çalışan bir düzene” ihtiyaç olduğunu vurguladı.
“BİR GEMİ FACİASINDAN SONRA YALNIZCA ‘KİM SUÇLU?’ DİYE SORMAK YETMEZ”
Gemi faciasının ortaya koyduğu en önemli sorulardan birinin gelecekte benzer faciaların nasıl önleneceği olduğunu ifade eden Tanpınar, “Bir gemi faciasından sonra yalnızca ‘Kim suçlu?’ diye sormak yetmez. Asıl soru şudur: Bir sonraki faciayı önlemek için bugün neyi değiştireceğiz?” dedi.
Çözümün açık olduğunu belirten Tanpınar, Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu’nun derhal başlatılması ve insan hayatını ilgilendiren bütün kritik denetimlerin yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
Tanpınar, “Denetim, facia yaşandıktan sonra dosya açmak değildir. Denetim, o facianın yaşanmasını önlemektir” ifadelerini kullandı.
HP olarak facia yaşandıktan sonra soruşturma açmakla yetinen değil, facia yaşanmasın diye önceden çalışan bir devlet istediklerini belirten Tanpınar, devletin başarısının felaketten sonra kaç kişinin soruşturulduğuyla değil, kaç felaketin yaşanmadan önlendiğiyle ölçülmesi gerektiğini kaydetti.
“VATANDAŞ DEVLETE GÜVENMELİ”
Tanpınar, vatandaşın günlük yaşamında karşılaştığı birçok alanda devletin denetim görevini eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini belirtti.
Bir gemiye binildiğinde geminin gerçekten ve gerektiği gibi denetlendiğinden emin olunması gerektiğini ifade eden Tanpınar, çocukların okul servisine bindirilmesi sırasında aracın güvenli olduğunun ve direksiyon başındaki kişinin gerekli yeterliliğe sahip bulunduğunun bilinmesi gerektiğini söyledi.
Bir binaya girildiğinde asansörün, elektrik tesisatının, yangın ve deprem güvenliğinin kontrol edildiğine güvenilmesi gerektiğini belirten Tanpınar, şantiyelerde çalışan insanların hayatlarının yalnızca işverenin insafına bırakılmaması gerektiğini kaydetti.
Devlet tarafından verilen ehliyet, ruhsat, sertifika veya yeterlilik belgelerinin arkasında gerçek bir eğitim, gerçek bir sınav ve gerçek bir denetim bulunduğundan kuşku duyulmaması gerektiğini ifade eden Tanpınar, “Çünkü vatandaş bunların hiçbirini kendi başına denetleyemez. Devletin varlık nedenlerinden biri tam da budur: Vatandaşın göremediği tehlikeyi onun adına görmek ve önlemek” dedi.
“KKTC’NİN BÜTÜN DENETİM SİSTEMİ MASAYA YATIRILMALI”
Tanpınar, yapılması gerekenin yalnızca gemi faciasından kimin sorumlu olduğunu araştırmak olmadığını, KKTC’nin bütün denetim sisteminin masaya yatırılması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda kapsamlı bir Kamu Güvenliği ve Denetim Reformu başlatılması gerektiğini ifade eden Tanpınar, reform kapsamında atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
1. TÜM KRİTİK DENETİMLER BAĞIMSIZ BİR TARAMADAN GEÇİRİLMELİ
Deniz ulaşımından okul servislerine, toplu taşımadan iş güvenliğine, asansörlerden yangın ve deprem güvenliğine kadar insan hayatını doğrudan ilgilendiren alanlarda olağanüstü bir denetim taraması yapılması gerektiğini belirten Tanpınar, bunun aynı kişilerin aynı kurumları denetlemesiyle yapılmaması gerektiğini söyledi.
Gerekmesi halinde bağımsız uzmanlardan, meslek kuruluşlarından ve üniversitelerden destek alınması gerektiğini ifade eden Tanpınar, “Önce sistemin nerede çürüdüğü bulunmalıdır” dedi.
2. “DENETİM YAPILDI” DEMEK YETMEYECEK
Her denetimin tarihinin, kapsamının, sonucunun ve denetimi yapan yetkilinin kayıt altına alınması gerektiğini belirten Tanpınar, insan hayatını ilgilendiren alanlarda denetim sonuçlarının kamuoyunun erişimine açılacağı dijital bir sistem kurulmasını önerdi.
Vatandaşın kullandığı hizmetin son denetiminin ne zaman yapıldığını görebilmesi gerektiğini söyleyen Tanpınar, “Çünkü şeffaflık yalnızca yolsuzlukla mücadele yöntemi değildir. Şeffaflık aynı zamanda denetleyenin denetlenmesidir” ifadelerini kullandı.
3. DENETÇİLERİN YETERLİLİĞİ DE DENETLENMELİ
Tanpınar, “Bizi denetleyenlerin denetleme yeterliliğinden emin miyiz?” sorusunun sorulması gerektiğini belirtti.
Denetim görevi verilen kamu personeli için açık mesleki kriterler, eğitim, sertifikasyon ve periyodik yeterlilik sistemi oluşturulması gerektiğini ifade eden Tanpınar, siyasi yakınlık, partizanlık veya kişisel ilişkilerin teknik yeterliliğin önüne geçmemesi gerektiğini söyledi.






