Lefkoşa 32°USD48,48EUR56,50GBP65,79GRAM ALTIN6.890,31 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Dursun Oğuz: Devlet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KIBRIS TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Girne açıklarında yaşanan deniz faciası,...

6 dakika okumaHaber: Yusuf Bahadır AYDIN
Paylaş
Dursun Oğuz: Devlet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KIBRIS TV ekranlarında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Girne açıklarında meydana gelen ve can kayıplarına yol açan deniz faciasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Oğuz, yaşananların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde derin bir üzüntüye neden olduğunu belirtti.
Oğuz, önceliğin kayıp kişilerin naaşlarına ulaşılması olduğunu vurgulayarak, arama-kurtarma çalışmalarının Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC’nin tüm imkanları seferber edilerek sürdürüldüğünü söyledi.

“Büyük bir felaket. Hepimiz bunun acısını yaşıyoruz” diyen Oğuz, ailelerin en büyük beklentisinin yakınlarının naaşlarına ulaşmak olduğunu ifade etti.

Türkiye ile KKTC arasında en üst düzeyde koordinasyon bulunduğunu belirten Oğuz, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumların çalışmalara destek verdiğini kaydetti.
 

  “Sorumluluğu kim varsa hesap vermeli”

Facianın nedenlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Oğuz, sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin kamu vicdanı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Oğuz, “Sorumlusu olan kim varsa, bedeli ne olursa olsun herkes bunun sorumluluğunu ödeyecek. Hiçbir şeyin üstü örtülmeden, kapatılmadan en ince detayına kadar gerekli araştırmalar yapılacak” ifadelerini kullandı.

Polisin başlattığı hukuki sürecin devam ettiğini belirten Oğuz, soruşturmanın ilerleyen süreçte daha geniş bir boyut kazanacağını söyledi.

   “Meclis araştırmasında herkes yer almalı”

Cumhuriyet Meclisi’nin facianın ardından gerçekleştireceği olağanüstü toplantıya da değinen Oğuz, kurulması planlanan araştırma komitesinde Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerin yer almasının önemli olduğunu söyledi.
Oğuz, hükümetin de araştırma komitesi kurulmasına yönelik önerisinin bulunduğunu hatırlatarak, “Hükümet de kendisini denetim mekanizmasının içine sokuyor. Eksiklik ve hata ne varsa araştırılacak. Muhalefet de işin içerisinde olacak” dedi.
Araştırma sürecinde gerekli bilgi ve belgelerin komiteye sunulacağını belirten Oğuz, varsa eksikliklerin giderilmesi ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
“Acılar üzerinden siyaset yapılmamalı”

Facianın ardından hükümetin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın arkasına saklandığı yönündeki eleştirilere de yanıt veren Oğuz, yaşanan felaket üzerinden siyasi tartışma yürütülmesini doğru bulmadığını söyledi.

Oğuz, siyasi eleştirilerin yapılabileceğini ancak bunun için doğru zamanın beklenmesi gerektiğini belirterek, “Acılar tazeyken, insanlar kayıplarını beklerken, buradan siyasi prim yapma adına yapılan konuşmalardan hicap duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı, hükümet, muhalefet ve diğer yetkililerin facianın ilk gününden itibaren sahada olduğunu kaydeden Oğuz, yaşanan sürecin siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bu senin, benim acım değil. Bu hepimizin acısı, bu ülkenin acısı” diyen Oğuz, siyasi tartışmaların Meclis’te yapılabileceğini ifade etti.
Oğuz, “Bugün susalım, yarın Meclis’te konuşalım. Araştırma komitesini konuşalım, yapılması gerekenleri, hataları ve varsa suçluları konuşalım” dedi.

   Güvenlik tartışmaları

Son dönemde artan güvenlik tartışmalarına da değinen Oğuz, KKTC’nin iç güvenliğinin güçlendirilmesi için çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Polisin suçların aydınlatılması ve olaylara müdahale konusunda önemli bir başarı gösterdiğini belirten Oğuz, “Polis teşkilatımızın suçları aydınlatmadaki ve olaylara müdahale etmedeki başarısı da göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullandı.

Ancak suç türlerinin zaman içerisinde değiştiğini ve polisin teknik altyapısının da buna göre geliştirilmesi gerektiğini belirten Oğuz, özellikle teknik takip, yazılım ve teknolojik imkanların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapıldığını söyledi.

   “4 bin 370 kişinin ülkeye girişine izin verilmedi”
Ülkeye girişlerde yapılan kontrollerin de artırıldığını belirten Oğuz, 2026 yılı içerisinde şu ana kadar 4 bin 370 kişinin ülkeye girişine izin verilmediğini açıkladı.

Oğuz, 2025 yılında ise bu sayının 5 bin 193 olduğunu belirterek, ülkeye giriş yapmak isteyen kişilerin yalnızca sahip oldukları vize veya seyahat belgelerine göre değerlendirilmediğini, polis tarafından gerçekleştirilen mülakat ve kontrollerin de dikkate alındığını söyledi.

“Kimlikle gelebilirsin ama polis bir şey sorduğunda, mülakatta geçemiyorsan ülkeye giremiyorsun” diyen Oğuz, güvenlik açısından risk taşıdığı değerlendirilen kişilerin ülkeye alınmadığını kaydetti.

   “Yeni güvenlik sistemleri devreye giriyor”
Girne ve Gazimağusa limanlarında araç güvenliğine yönelik yeni cihazların kullanıma alındığını belirten Oğuz, termal kamera sistemlerinin de kurulacağını söyledi.

Ülkeye giriş kapılarında yüz tanıma sistemlerine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Oğuz, parmak izi uygulamasının da başlatıldığını açıkladı.

Oğuz, amaçlarının suç ve suçlularla mücadelede daha hızlı şekilde bilgiye ulaşabilecek bir veri havuzu oluşturmak olduğunu belirtti.

Gemide yaşanan facia sonrasında kimlik tespitinde kullanılan teknolojinin önemine de dikkat çeken Oğuz, Türkiye’deki yüz tanıma sistemiyle gerçekleştirilen tespitlerden etkilendiğini belirterek, benzer bir sistemin KKTC’de de kurulması gerektiğini söyledi.

“86 milyonluk Türkiye bunu yapabiliyor. Benim ülkemde niye olmasın?” diyen Oğuz, bu konuda Türkiye ile iş birliği içerisinde çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

   “Amaç ülkeye girişleri daha sıkı kontrol etmek”

Nijerya, Ermenistan ve Suriye vatandaşlarına yönelik e-vize uygulamasının başlatıldığını belirten Oğuz, sistemin aşamalı olarak geliştirileceğini söyledi.

Yeni uygulamayla birlikte ülkeye gelmek isteyen kişilerin öncelikle KKTC sisteminde uygunluk alacağını, ardından Türkiye üzerinden gerekli transit vize süreçlerini tamamlayacağını anlatan Oğuz, böylece çift taraflı bir güvenlik kontrolünün oluşturulacağını ifade etti.

Oğuz, “Buradaki amacımız ülkeye girişlerdeki kontrolü daha sıkı hale getirmek. Bu, turist amaçlı gelenlere zorluk çıkarmak anlamına gelmiyor” dedi.

   Kayıt dışılıkla mücadele

Ülke genelinde kayıt dışılığın önlenmesine yönelik denetimlerin de sürdüğünü belirten Oğuz, altı ilçede polis ve ilgili kurumların iş birliğiyle kontroller gerçekleştirildiğini söyledi.

Af başvurusunda bulunup sürecini tamamlamayan veya aftan yararlanamayan kişilerin tespit edildiğini belirten Oğuz, bu kişilerin ülkeden çıkarılmasına yönelik çalışmaların başladığını kaydetti.

Oğuz, amaçlarının yalnızca belirli noktalarda denetim yapmak olmadığını, farklı yerleşim bölgelerinde devletin varlığını ve otoritesini göstermek olduğunu ifade etti.

   “Maks Projesi ile adresler kayıt altına alınacak”

“Maks Projesi”nin de bu çalışmaların önemli bir parçası olduğunu belirten Oğuz, belediyelerin kendi bölgelerindeki binalar ve bu binalarda yaşayan kişilere ilişkin verileri sisteme girmeye başladığını söyledi.

Projenin tamamlanmasıyla birlikte ülkedeki nüfus ve adres bilgilerinin daha etkin şekilde kontrol edilebileceğini belirten Oğuz, göç sisteminin de bu yapıyla entegre çalışacağını ifade etti.
Oğuz, hedefin devlet kurumları arasındaki veri paylaşımını artırarak daha bütünlüklü bir sistem oluşturmak olduğunu söyledi.

   “KKTC güvensiz bir ülke değildir”

Son dönemde güvenlik konusunda yapılan açıklamaların ülkenin turizm ve yükseköğrenim sektörlerine zarar verebileceği uyarısında bulunan Oğuz, hükümetin eleştirilebileceğini ancak KKTC’nin güvensiz bir ülke olarak gösterilmesinin doğru olmadığını söyledi.
Oğuz, “Hükümeti eleştirebilirsiniz ama KKTC’ye zarar vermek doğru değil. Bu ülkenin geleceğine zarar vermek doğru değil” dedi.
Turizm ve yükseköğrenimin KKTC ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında bulunduğunu belirten Oğuz, güvenlik tartışmalarının bu sektörler üzerinde olumsuz algı oluşturmaması gerektiğini ifade etti.
Polis teşkilatının halkın en güvenilir kurumlarından biri olduğunu belirten Oğuz, güvenlik alanında eksikliklerin bulunduğunun kabul edildiğini ancak bunların giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Kadın cinayetleri ve şiddetle mücadele
Kadın cinayetleri ve aile içi şiddet konusunda da değerlendirmelerde bulunan Oğuz, mevcut mekanizmaların daha etkin hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Uzaklaştırma kararlarının yanı sıra kadınların korunmasına yönelik daha kapsamlı sistemlere ihtiyaç olduğunu belirten Oğuz, kadın sığınma evleri ve ilgili devlet birimlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Oğuz, “Yasa yapmak tek başına yetmiyor. Uygulamayla ilgili de devlet olarak yapmanız gerekenler var” dedi.
Kadınların korunmasına yönelik çalışmaların yalnızca polisle sınırlı olmadığını belirten Oğuz, Sosyal Hizmetler ve diğer ilgili kurumların da sürece daha etkin şekilde dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

   “Hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız”

Programın sonunda yeniden deniz faciasına değinen Oğuz, devletin arama-kurtarma çalışmalarını sürdüreceğini ve hukuki sürecin takipçisi olacağını belirtti.

Oğuz, “Hepimizin duası, naaşlara en kısa sürede ulaşılması. Devlet olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak üzerimize düşen ne varsa en üst seviyeye getirmek için çalışıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ile beraber inşallah en kısa sürede naaşlara ulaşırız. Hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

Oğuz, facianın ardından sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini vurgulayarak, ailelerin acısının bir nebze olsun hafifletilmesinin öncelikleri olduğunu söyledi.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler