İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KIBRIS TV ekranlarında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Girne açıklarında meydana gelen ve can kayıplarına yol açan deniz faciasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Oğuz, yaşananların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde derin bir üzüntüye neden olduğunu belirtti.
Oğuz, önceliğin kayıp kişilerin naaşlarına ulaşılması olduğunu vurgulayarak, arama-kurtarma çalışmalarının Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC’nin tüm imkanları seferber edilerek sürdürüldüğünü söyledi.
“Büyük bir felaket. Hepimiz bunun acısını yaşıyoruz” diyen Oğuz, ailelerin en büyük beklentisinin yakınlarının naaşlarına ulaşmak olduğunu ifade etti.
Türkiye ile KKTC arasında en üst düzeyde koordinasyon bulunduğunu belirten Oğuz, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumların çalışmalara destek verdiğini kaydetti.
“Sorumluluğu kim varsa hesap vermeli”
Facianın nedenlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Oğuz, sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin kamu vicdanı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Oğuz, “Sorumlusu olan kim varsa, bedeli ne olursa olsun herkes bunun sorumluluğunu ödeyecek. Hiçbir şeyin üstü örtülmeden, kapatılmadan en ince detayına kadar gerekli araştırmalar yapılacak” ifadelerini kullandı.
Polisin başlattığı hukuki sürecin devam ettiğini belirten Oğuz, soruşturmanın ilerleyen süreçte daha geniş bir boyut kazanacağını söyledi.
“Meclis araştırmasında herkes yer almalı”
Cumhuriyet Meclisi’nin facianın ardından gerçekleştireceği olağanüstü toplantıya da değinen Oğuz, kurulması planlanan araştırma komitesinde Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerin yer almasının önemli olduğunu söyledi.
Oğuz, hükümetin de araştırma komitesi kurulmasına yönelik önerisinin bulunduğunu hatırlatarak, “Hükümet de kendisini denetim mekanizmasının içine sokuyor. Eksiklik ve hata ne varsa araştırılacak. Muhalefet de işin içerisinde olacak” dedi.
Araştırma sürecinde gerekli bilgi ve belgelerin komiteye sunulacağını belirten Oğuz, varsa eksikliklerin giderilmesi ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.
“Acılar üzerinden siyaset yapılmamalı”
Facianın ardından hükümetin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın arkasına saklandığı yönündeki eleştirilere de yanıt veren Oğuz, yaşanan felaket üzerinden siyasi tartışma yürütülmesini doğru bulmadığını söyledi.
Oğuz, siyasi eleştirilerin yapılabileceğini ancak bunun için doğru zamanın beklenmesi gerektiğini belirterek, “Acılar tazeyken, insanlar kayıplarını beklerken, buradan siyasi prim yapma adına yapılan konuşmalardan hicap duyuyorum” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı, hükümet, muhalefet ve diğer yetkililerin facianın ilk gününden itibaren sahada olduğunu kaydeden Oğuz, yaşanan sürecin siyasi görüş ayrılıklarının ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bu senin, benim acım değil. Bu hepimizin acısı, bu ülkenin acısı” diyen Oğuz, siyasi tartışmaların Meclis’te yapılabileceğini ifade etti.
Oğuz, “Bugün susalım, yarın Meclis’te konuşalım. Araştırma komitesini konuşalım, yapılması gerekenleri, hataları ve varsa suçluları konuşalım” dedi.
Güvenlik tartışmaları
Son dönemde artan güvenlik tartışmalarına da değinen Oğuz, KKTC’nin iç güvenliğinin güçlendirilmesi için çeşitli çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Polisin suçların aydınlatılması ve olaylara müdahale konusunda önemli bir başarı gösterdiğini belirten Oğuz, “Polis teşkilatımızın suçları aydınlatmadaki ve olaylara müdahale etmedeki başarısı da göz ardı edilmemeli” ifadelerini kullandı.
Ancak suç türlerinin zaman içerisinde değiştiğini ve polisin teknik altyapısının da buna göre geliştirilmesi gerektiğini belirten Oğuz, özellikle teknik takip, yazılım ve teknolojik imkanların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapıldığını söyledi.
“4 bin 370 kişinin ülkeye girişine izin verilmedi”
Ülkeye girişlerde yapılan kontrollerin de artırıldığını belirten Oğuz, 2026 yılı içerisinde şu ana kadar 4 bin 370 kişinin ülkeye girişine izin verilmediğini açıkladı.
Oğuz, 2025 yılında ise bu sayının 5 bin 193 olduğunu belirterek, ülkeye giriş yapmak isteyen kişilerin yalnızca sahip oldukları vize veya seyahat belgelerine göre değerlendirilmediğini, polis tarafından gerçekleştirilen mülakat ve kontrollerin de dikkate alındığını söyledi.
“Kimlikle gelebilirsin ama polis bir şey sorduğunda, mülakatta geçemiyorsan ülkeye giremiyorsun” diyen Oğuz, güvenlik açısından risk taşıdığı değerlendirilen kişilerin ülkeye alınmadığını kaydetti.
“Yeni güvenlik sistemleri devreye giriyor”
Girne ve Gazimağusa limanlarında araç güvenliğine yönelik yeni cihazların kullanıma alındığını belirten Oğuz, termal kamera sistemlerinin de kurulacağını söyledi.
Ülkeye giriş kapılarında yüz tanıma sistemlerine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Oğuz, parmak izi uygulamasının da başlatıldığını açıkladı.
Oğuz, amaçlarının suç ve suçlularla mücadelede daha hızlı şekilde bilgiye ulaşabilecek bir veri havuzu oluşturmak olduğunu belirtti.






