Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde (KSTÜ) yürütülen sahte diploma soruşturmalarının pilot davası olarak görülen Fatma Ünal dosyasında yargılama karar aşamasına geldi. Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen ve yaklaşık iki buçuk saat süren duruşmada, 12 celse boyunca mahkemeye sunulan deliller ve tanıkların şahadetleri üzerinden savcılık ile savunmanın son değerlendirmeleri yapıldı. Savunma, ortada fiziki bir diploma bulunmadığını ve tanıkların ifadelerinin güvenilir olmadığını öne sürerken savcılık, Serdal Gündüz’ün şahadetinin telefon kayıtları, elektronik yazışmalar ve diğer tanıkların anlatımlarıyla desteklendiğini savundu.
Duruşmada, Ünal adına hazırlandığı iddia edilen diploma karşılığında Serdal Gündüz’ün kız arkadaşına vatandaşlık verilmesi, Girne’deki Avanti Cafe’de Ziya Öztürkler’in de katıldığı görüşme, Ünal’ın 108 gün boyunca yurt dışında kalması ve üniversiteden gönderilen WhatsApp mesajlarına kimin yanıt verdiği yeniden gündeme geldi.
SAVUNMA: “ORTADA FİZİKİ BİR DİPLOMA YOK”
Özgür Gazete’den Pınar Barut’un aktardığı haberde, savunma avukatı Süleyman Özsoylular, yaklaşık 55 dakika süren hitabında, Ünal hakkındaki 16 suçlamanın temelinde 2021 ve 2022 yıllarında sahte yüksek lisans diploması, transkript ve not girişleri hazırlanmasını teşvik ettiği iddiasının bulunduğunu hatırlattı. Özsoylular, söz konusu işlemlerin Ünal’ın bilgisi ve talimatı dışında gerçekleştirildiğini, sanığın bunlardan haberdar olduğunu gösteren bağımsız bir delil sunulamadığını savundu.
Ünal’a üniversitenin öğrenci sistemine giriş için herhangi bir şifre verilmediğini belirten Özsoylular, 28 Ekim 2021 tarihinde sisteme girilerek beş ders seçilmesi işleminin de Ünal tarafından gerçekleştirilmediğini öne sürdü. Serdal Gündüz’ün ilk tahkikat aşamasındaki şahadetinde, Ünal’ın kalan derslerinin seçilmesi için öğrenci işlerine e-posta gönderdiğini söylediğini hatırlatarak ders seçimlerinin Gündüz’ün talimatıyla yapıldığını kaydetti.
Ünal’ın üniversiteye ait telefonlardan arandığını gösteren kayıtların da görüşmelerin içeriğini ortaya koymadığını söyleyen Özsoylular, okul tarafından yapılan aramaların kimler tarafından ve hangi amaçla gerçekleştirildiğinin belirlenemediğini ifade etti.
Savunma, mezuniyet işlemleri, transkript ve diploma hazırlanmasına ilişkin kayıtların bulunmasına rağmen mahkemeye fiziki diploma veya transkript sunulmadığına dikkat çekti. Serdal Gündüz’ün söz konusu belgelerin asıllarını görüp görmediğine ve bunların nasıl teslim edildiğine ilişkin farklı aşamalarda çelişkili ifadeler verdiğini ileri süren Özsoylular, Gündüz’ün daha önce belge asıllarını görmediğini söylediğini, sonraki şahadetlerinde ise belgeleri gördüğünü ve kırmızı bir kutuya koyarak gönderilmek üzere teslim ettiğini anlattığını belirtti.
SAVUNMA, DÖRT TANIK YERİNE SERDAL GÜNDÜZ’ÜN İFADESİNE DAYANILDIĞINI SAVUNDU
Özsoylular, savcılığın tanık olarak dinlettiği dört üniversite çalışanının ifadelerine de itiraz etti. Çalışanların not girişleri, ders seçimleri, diploma ve tez hazırlanması gibi işlemleri Serdal Gündüz’ün talimatıyla gerçekleştirdiklerini söylediklerini hatırlatan savunma, bu kişilerin Ünal tarafından doğrudan yönlendirildiklerine ilişkin herhangi bir şahadet vermediklerini belirtti.
Savunma, daha önce başka bir davadan 15 yıl hapse mahkum edilen Serdal Gündüz’ün, kendisiyle bağlantılı kişilerin ifadelerini doğrulayan bağımsız bir tanık olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürdü. Dört tanığın ifadelerini desteklemek için yine Gündüz’ün şahadetine başvurulmasının yeterli olmadığını savundu.
Özsoylular, üniversite çalışanlarının Gündüz tarafından baskı altında tutulduklarını ve işlerini kaybetmemek için verilen talimatları yerine getirdiklerini söyleyerek tanık konumuna getirildiklerini de belirtti. Asıl yargılanması gerekenlerin bu işlemleri gerçekleştiren kişiler olduğunu savunan Özsoylular, Ünal’ın kimseyi sahte belge düzenlemeye azmettirmediğini ifade etti.
VATANDAŞLIK DOSYASINDA MAYIS 2021 TARİHİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Savunmanın üzerinde durduğu bir diğer konu, Serdal Gündüz’ün kız arkadaşına verilen istisnai vatandaşlık oldu. Özsoylular, vatandaşlık işlemlerinin diploma sürecinden önce, Mayıs 2021’de başlatıldığını belirterek savcılığın diploma karşılığında vatandaşlık verildiği iddiasına karşı çıktı.
Savunma, İçişleri Bakanlığı Muhaceret Dairesi’nden getirilen belgelerde ilgili kişinin Mayıs 2021’de güvenlik soruşturmasına gönderildiğini ve 84 kişilik listede yer aldığını hatırlattı. Girne’deki Avanti Cafe’de Fatma Ünal, Serdal Gündüz ve Ziya Öztürkler arasında gerçekleşen görüşmenin konusunun sahte diploma değil, Gündüz’ün kız arkadaşının vatandaşlık işlemleri olduğunu savundu.
Özsoylular ayrıca, Ünal adına hazırlandığı iddia edilen diplomanın ardından aylar geçmesine rağmen tezin daha sonra gündeme gelmesinin savcılığın ortaya koyduğu zaman çizelgesiyle bağdaşmadığını ileri sürdü.
SAVCILIK: “BALİNALARI BIRAKIP KÜÇÜK BALIKLARIN PEŞİNDEN KOŞACAK DEĞİLDİK”
Savunmanın ardından son hitabını yapan Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz, dört üniversite çalışanının neden sanık değil, tanık olarak dinlendiği konusuna yanıt verdi.
İldeniz, Ünal’ın yargılandığı davanın yanı sıra üniversiteyle bağlantılı 17 ayrı sahte diploma ve yolsuzluk davasında da görevli olduğunu belirtti. Üniversite çalışanlarının tanık yapılması yönündeki görüşü kendisinin verdiğini açıklayan savcı, “Balinaları bırakıp küçük balıkların peşinden koşacak değildik” diyerek soruşturmada esas sorumluluğu taşıdığını düşündükleri kişilere yöneldiklerini ifade etti.
İldeniz, dosyada temel iki ismin Serdal Gündüz ve Fatma Ünal olduğunu savundu. Başsavcılığın Anayasa’nın 158’inci maddesinden kaynaklanan yetkilerine işaret ederek diğer sahte diploma davalarında da benzer tanıklık uygulamalarının görüleceğini belirtti.
Savcı, Serdal Gündüz’ün mahkemede verdiği 122 sayfalık şahadetin yarısının iddia makamının, diğer yarısının ise savunmanın sorularından oluştuğunu aktardı. Gündüz’ün davanın esasına ilişkin anlatımında herhangi bir çelişkiye düşmediğini savunan İldeniz, ifadelerindeki farklılıkların şahadetin güvenilirliğini ortadan kaldıracak nitelikte olmadığını ileri sürdü.
İldeniz ayrıca, Gündüz’ün daha önceki davasında avukatlığını üstlenen Doğa Zeki’nin, müvekkilinin soruşturmanın aydınlatılmasına önemli katkı sağladığını mahkemeye anlattığını hatırlattı. Zeki’nin mevcut davada Ünal’ın avukatları arasında bulunduğuna dikkat çekti.
SAVCI: “EN BÜYÜK TEYİT ARACI TELEFON GÖRÜŞMELERİNİN DÖKÜMLERİDİR”
İldeniz, Ünal’ın suçlamalara konu işlemleri doğrudan gerçekleştirmesi gerekmediğini, Serdal Gündüz’ü azmettirmek ve teşvik etmenin de suçlamalar bakımından değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Ünal’ın sahte diploma sahibi olabilmek amacıyla Gündüz’le doğrudan ilişki kurduğunu ve üniversitedeki işlemlerin bu ilişki üzerinden yürütüldüğünü ileri sürdü.






