Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’ndeki (KSTÜ) “sahte diploma” soruşturması kapsamında 16 ayrı suçtan yargılanan UBP Girne Kadın Kolları eski Başkanı Fatma Ünal’ın Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davasında tanıkların dinlenmesine devam edildi. 8 Eylül’deki duruşmada YÖDAK kayıtları mahkemeye emare olarak sunulurken, Mali Suçlarla Mücadele Şube Amiri Başmüfettiş İzzet Çiftgül de üniversite çalışanlarının neden sanık değil tanık yapıldığına ilişkin savunmanın sorularını yanıtladı.
YÖDAK’A GÖNDERİLEN 17 EVRAK MAHKEMEDE
Özgür Gazete’den Pınar Barut’un Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi önünden yaptığı canlı yayında aktardığına göre, 8 Eylül’deki duruşmada savcılık üç tanık daha dinletti. Bunlar arasında YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Aykut Hocanın ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Amiri Başmüfettiş İzzet Çiftgül de yer aldı. YÖDAK’ın üniversiteye ilişkin elinde bulunan 17 evraktan oluşan belge grubu mahkemeye emare olarak sunuldu.
Belgeler arasında KSTÜ’nün kuruluş sürecinde YÖDAK’a sunduğu evraklar, kuruluş tüzüğü taslağı, mütevelli heyeti, akademik kadro, fakülte ve programlara ilişkin kayıtlar yer aldı.
YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Aykut Hocanın da üniversitelerin izinlendirilme ve program açma süreçlerine ilişkin mahkemeye bilgi verdi.
ÜNAL’IN ADI MEZUNLAR LİSTESİNDE
Duruşmada öne çıkan belgelerden biri, YÖDAK’ın 23 Aralık 2024’te KSTÜ’den Eğitim Yönetimi ve Denetimi Yüksek Lisans Programı mezunlarının listesini istemesinin ardından üniversitenin gönderdiği kayıtlar oldu.
Mahkemede aktarıldığına göre üniversitenin YÖDAK’a resmi olarak gönderdiği bu listede Fatma Ünal’ın adı ve kimlik bilgileri, Eğitim Yönetimi ve Denetimi Yüksek Lisans Programı mezunları arasında yer aldı.
YÖDAK’ın talep ettiği bir başka kayıt ise üniversitenin aktif öğrenci listesi oldu. Mahkemede, KSTÜ’nün 18 Nisan 2024’te YÖDAK’a gönderdiği 2019-2020 dönemine ait aktif öğrenci listesinde de Fatma Ünal’ın adının bulunduğu aktarıldı. Her iki belge de mahkemeye emare olarak sunuldu.
HUKUK FAKÜLTESİNİN ÖĞRENCİSİ VE AKADEMİSYENİ OLMADIĞI AKTARILDI
Duruşmada KSTÜ’nün Hukuk Fakültesi de gündeme geldi. Savunmanın bir önceki celsede Ünal’ın aslında hukuk okumak istediği, bu nedenle Ziya Öztürkler’e lisans diploması ve kimlik bilgilerini gönderdiği yönündeki savunmasına karşılık YÖDAK kayıtları ele alındı.
Mahkemede verilen bilgiye göre KSTÜ kuruluş döneminde Hukuk Fakültesi için YÖDAK’tan izin aldı ancak Türkiye Yükseköğretim Kurulu (YÖK) fakültenin programlarını kılavuzuna almadı. Bu nedenle fakülteye öğrenci kaydı yapılmadığı ve akademik kadro oluşturulmadığı aktarıldı. Hukuk Fakültesi izninin 2025 yılında YÖDAK tarafından iptal edildiği de mahkemeye bildirildi.
SAVUNMA ÜNİVERSİTENİN TÜZEL KİŞİLİĞİNİ TARTIŞMAYA AÇTI
Savunma, KSTÜ’nün kuruluş tüzüğünün Resmi Gazete’de yayımlanmaması nedeniyle üniversitenin tüzel kişiliğinin oluşmadığını ileri sürdü.
YÖDAK Başkanı Hocanın ise bu görüşe katılmadı. Üniversitenin gerekli başvuruları yaptığını, belgelerinin YÖDAK tarafından incelendiğini ve kuruluş tüzüğünün Eğitim Bakanlığı’na gönderildiğini belirten Hocanın, Bakanlar Kurulu aşamasında Resmi Gazete’de yayımlanmamasının YÖDAK’ın sorumluluğunda olmadığını kaydetti.
Hocanın ayrıca Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir kararına atıfta bulunarak kuruluş tüzüğünün Resmi Gazete’de yayımlanmamasının tek başına tüzel kişiliği ortadan kaldırmayacağı görüşünü mahkemeye aktardı.
POLİS, ÜNİVERSİTE ÇALIŞANLARININ NEDEN TANIK OLDUĞUNU AÇIKLADI
Duruşmanın dikkat çeken bölümlerinden biri de Mali Suçlarla Mücadele Şube Amiri Başmüfettiş İzzet Çiftgül’ün tanıklığı oldu.
Savunma, önceki celselerde Serdal Gündüz’ün talimatıyla Ünal’ın ders seçimi, not girişleri, transkript, geçici diploma ve diploma işlemlerini gerçekleştirdiği ileri sürülen üniversite çalışanlarının neden sanık yapılmadığını sorgulamıştı.
Çiftgül, KSTÜ soruşturmasının başlangıçta mali usulsüzlük ve yolsuzluk soruşturması olarak başladığını, alınan ifadeler sonrasında sahte diploma ve sahte evrak boyutunun ortaya çıktığını anlattı.
Çiftgül’e göre söz konusu çalışanlardan ilk ifadeler alındığı sırada Fatma Ünal’a ilişkin bu dava henüz ortaya çıkmamıştı. Polis, çalışanların Serdal Gündüz’ün talimatları doğrultusunda işlem yaptığını tespit etti ancak dolandırma niyeti olup olmadığının ispatlanması gerektiğini söyledi.
“BÜYÜK BALIĞI YAKALAMAK İÇİN KÜÇÜK BALIKLARI BIRAKMA YÖNTEMİNİ UYGULADIK”
Çiftgül, soruşturmanın ilerleyen aşamasında konunun Başsavcılıkla değerlendirildiğini belirtti. Daha önceki bir davaya da atıfta bulunan Çiftgül, “Büyük balığı yakalamak için küçük balıkları bırakma yöntemini uyguladık” dedi ve söz konusu kişilerin “kral tanık” yapılmasını kendisinin Başsavcılığa önerdiğini, Başsavcılığın da bunu uygun bulduğunu anlattı.






