Cumhurbaşkanı Erhürman’ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle:
“Bizim açımızdan, ne “Barcelona”, ne “festival” ne de Sn. Mehmet Dana’nın ara bölgede büyükelçiler için yaptığı bilgilendirme toplantısını engelleme yönündeki girişimler, olmuş, bitmiş, geride kalmış, kapanmış dosyalardır. Ne mülkiyet konusundaki “hukuki” girişimler, ne de Avrupa Parlamentosu’nun başta “kayıplar” konusunda olmak üzere verdiği tek yanlı, tarafgir kararlar!
Kıbrıs Rum Liderliği’nin büyükelçilerle yapılacak görüşmeyi engelleme girişimi hangi sebeple yapılmış olursa olsun… O “sebep”le yapılmaması gerektiği iddia ediliyor iseydi, büyükelçilerin katılmış olması, o sebebin uluslararası toplum tarafından dikkate alınabilecek, meşru bir sebep olmadığını yeterince göstermiştir herhalde!
Görüşmeler devam etmesine karşın Kıbrıs Rum Liderliği Kıbrıslı Türkleri görünmez kılma çabalarına devam edecekmiş! Görüşmeler devam etmesine karşın bizler de, hem Kıbrıs Rum Liderliği’nin bu girişimlerini, hem de halkımızı görünür kılma çabalarımıza devam edeceğiz.
Bu çabaların görünen, görünmeyen tarafları vardır ve hep olacaktır tabii ki!
Bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olan Kıbrıslı Türkler masadan kaçsın, uluslararası toplumla ve kuruluşlarla tüm iletişimini koparsın diye iki taraflı bir çaba var! İki taraf birbirinin değirmenine su taşımaya devam ediyor her zamanki gibi. Güneydekiler Kıbrıslı Türkler masadan kaçsın, biz “çözüm isteyen mağdur taraf” rolünü oynamaya devam edelim derdinde, kuzeydekiler ise, “bizimkiler masadan kaçsın, çözümsüzlük çözümdür, hep izole kalalım, çocuklarımızın dünyayla buluşmasına gerek yok, biz böyle iyiyiz” gailesinde.
İkisinin buluştuğu yer, Kıbrıslı Türkler’in görünmez kılınması, dünyayla buluşamamasının sağlanması! Halkımız biliyor ki bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, ne birine teslim oluruz, ne de öbürüne!
Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlarla eşittir. Bunu kabul etmeyen Rum, Türk, uluslararası kuruluş, temsilci, kim varsa, bilecekler ki yolumuzun onlarla herhangi bir yerde kesişmesi mümkün değildir. Uluslararası kuruluşlar da bilecekler ki dünde değiliz! “Ama zaten siz de daha önce öyle, böyle”… Yok öyle! Dünyanın adil bir yer olmadığını kimse bize öğretmeye kalkmasın. Biz bunun bedelini ödedik, ödemeye devam ediyoruz. Ama adaletsizliğin “norm” haline getirilmesine teslim olmadık, olmayacağız.






