Lefkoşa 34°USD48,63EUR56,13GBP65,58GRAM ALTIN6.681,67 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Devletin sorumluluğu cinayetten önce yaşamı korumaktır!

Bugün Kıbrıs Gönüllü psikiyatristler, psikologlar, akademisyenler ve eğitimcilerden oluşan Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, kadın cinayetlerinin ardından kapsamlı bir açıklama yayımlayarak kadınların yaşamını…

3 dakika okumaHaber: Emine Yüksel
Paylaş
Devletin sorumluluğu cinayetten önce yaşamı korumaktır!

Gönüllü psikiyatristler, psikologlar, akademisyenler ve eğitimcilerden oluşan Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, kadın cinayetlerinin ardından kapsamlı bir açıklama yayımlayarak kadınların yaşamını cinayetten önce koruyacak sistematik mekanizmaların kurulması çağrısı yaptı.

Grup, açıklamasına “Bir kadın daha öldürüldü. Yine bir kadının yaşam hakkı elinden alındı. Yine geride ailesi, yakınları, çocukları, arkadaşları ve yanıtlanması gereken sorular kaldı” sözleriyle başladı.

Artık yalnızca üzülmenin, öfkelenmenin ve “bir daha olmasın” demenin yeterli olmadığını belirten grup, kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel “öfke kontrol sorunları”, “kıskançlık” veya “psikolojik sorunlarla” açıklanmasının yanıltıcı olduğuna dikkat çekti.

Açıklamada, “Mental bir bozukluğun varlığı, şiddeti açıklayan ya da mazur gösteren bir neden olarak kullanılamaz. Şiddetin önemli bir bölümünde mesele kontrol kaybından çok, kadın üzerinde kontrol kurma, hak iddia etme ve bu kontrolün kaybını kabul etmeme örüntüsüdür” denildi.

“BU KADIN ÖLDÜRÜLMEDEN ÖNCE NASIL KORUNABİLİRDİ?”
Birçok kadın cinayetinden önce tehdit, aşağılama, kontrol, kıskançlık adı altında sahiplenme, ısrarlı takip, ekonomik şiddet, fiziksel veya cinsel şiddetin bulunduğuna işaret edilen açıklamada, bazı vakalarda çevrede şiddeti bilen, gören veya duyan kişilerin de bulunduğu belirtildi.

Grup, “Her kadın cinayetinin ardından yalnızca ‘Neden öldürdü?’ diye sormakla yetinemeyiz. Şunu da sormak zorundayız: ‘Bu kadın öldürülmeden önce nasıl korunabilirdi?’” dedi.

Kadın cinayetlerinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, insan hakları, eğitim sistemi, aile içindeki güç ilişkileri, kültür ve erkek egemen toplumsal yapılardan bağımsız değerlendirilemeyeceği kaydedildi.

Açıklamada, bir erkeğin bir kadının kimlerle görüşeceğine, nereye gideceğine, nasıl yaşayacağına veya bir ilişkiyi sonlandırıp sonlandıramayacağına karar verme hakkına sahip olduğuna inanmasının yalnızca bireysel bir sorun olmadığı belirtildi ve bunun kadın üzerinde söz ve kontrol hakkını normalleştiren bir tahakküm kültürünün parçası olduğu vurgulandı.

“EVİN KAPISI ŞİDDETİ ÖZEL HALE GETİRMEZ”
Çocukların yetiştirilme biçiminin de sorgulanması gerektiğini belirten grup, “Erkek çocuklarına gücü, kontrolü ve sahip olmayı; kız çocuklarına susmayı, uyum sağlamayı ve tahammül etmeyi öğreten bir kültürle kadın cinayetlerini önleyemeyiz” dedi.

Açıklamada, kıskançlığın sevgi, kontrolün koruma ve baskının sahiplenme olarak sunulamayacağı belirtilerek, kadının kendi yaşamı hakkında karar vermesinin, sınırlarını çizmesinin, bağımsızlaşmasının veya bir ilişkiyi sonlandırmasının temel hakkı olduğu kaydedildi.

Özellikle ayrılık dönemlerinde şiddet riskinin artabileceğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Evin kapısı şiddeti özel hale getirmez. ‘Aile’, ‘mahremiyet’, ‘gelenek’, ‘namus’ ya da ‘karı-koca meselesi’ gibi kavramlar şiddete dokunulmazlık sağlayamaz. Kadına yönelik şiddet özel hayatın değil; insan haklarının, halk sağlığının, adaletin ve toplumsal güvenliğin meselesidir.”

“KADIN CİNAYETLERİ KADER DEĞİLDİR, ÖNLENEBİLİR”
Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, cinayetin ardından failin yakalanıp cezalandırılmasının gerekli ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti.

“Devletin sorumluluğu yalnızca cinayetten sonra adaleti sağlamak değil, cinayetten önce yaşamı korumaktır” denilen açıklamada, kadına yönelik şiddetle mücadelede bütünlüklü, sistematik ve sürdürülebilir bir yapı kurulması istendi.

Sağlık, sosyal hizmetler, polis ve adalet sistemlerinde standart şiddet ve ölüm riski değerlendirmeleri yapılması gerektiğini kaydeden grup; tehdit, ısrarlı takip, kontrol davranışları ve daha önce yaşanmış şiddet öykülerinin ciddiye alınmasını, yüksek risk altındaki kadınların hızla belirlenmesini ve koruma mekanizmalarının gecikmeden devreye girmesini istedi.

Kadınların kolay ve güvenli şekilde ulaşabileceği destek hatları, kriz merkezleri ve güvenli barınma olanaklarının güçlendirilmesi; sağlık, sosyal hizmet, polis ve adalet kurumları arasında etkin koordinasyon ve gerekli bilgi paylaşımının sağlanması talep edildi.

HER KADIN CİNAYETİNDEN SONRA BAĞIMSIZ VAKA İNCELEMESİ TALEBİ
Şiddet uygulayan kişilere yönelik yalnızca cezalandırıcı değil, şiddet riskini azaltmayı amaçlayan yapılandırılmış müdahale programlarının geliştirilmesini isteyen grup, çocukluktan başlayarak toplumsal cinsiyet eşitliği, karşılıklı saygı, kişisel sınırlar, rıza ve şiddetsiz ilişki kurmayı öğreten eğitim politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamada, küçük bir toplumda failin, şiddete maruz bırakılan kadının ve yardım alınabilecek kişilerin birbirini tanımasının, mahremiyet ve gizlilik kaygılarının kadınların yardım istemesini daha da güçleştirebileceğine dikkat çekildi.

Grup, her kadın cinayetinden sonra yalnızca failin değil sistemin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu soruların sorulmasını istedi:

“Bu kadın daha önce tehdit edilmiş miydi? Şiddete maruz kalmış mıydı? Yardım istemiş miydi? Kim biliyordu? Kim gördü? Hangi kurum haberdardı? Risk değerlendirmesi yapıldı mı? Koruyucu mekanizmalar çalıştı mı? Çalışmadıysa neden çalışmadı?”

Bu soruların amacının suçlu aramak değil, bir sonraki ölümü önlemek olduğunu belirten grup, her kadın cinayetinin ardından bağımsız ve çok disiplinli bir vaka incelemesi yapılması çağrısı yaptı.

Açıklama şu çağrıyla tamamlandı:

“Bir kadın daha öldürüldükten sonra yalnızca yas tutmak istemiyoruz. Bir kadın daha öldürülmeden harekete geçilmesini istiyoruz. Kadınlar öldürüldükten sonra adalet istemek zorunda kalmayalım. Kadınları yaşarken koruyacak sistemi şimdi kuralım.”

Devletin sorumluluğu cinayetten önce yaşamı korumaktır!

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler