Türkmenköy’de devlete ait tarlanın üzerine kaçak yapı kuruldu, 6 yabancı işçi bu derme çatma barakada insanlık dışı koşullara mahkûm edildi;
barınma koşullarından devlet arazisinin kullanımına, kanalizasyon sorunundan halk sağlığı riskine kadar uzanan tablo, acı gerçeği gözler önüne serdi.YENİDÜZEN’in yerinde yaptığı inceleme ve çektiği fotoğraflar neticesinde, işçilerin tek göz bir odada, temel hijyen koşullarından yoksun şekilde yaşadığı, yapının hemen yanındaki tuvalet ve banyodan taşan lağım suyunun çevreye yayıldığı ortaya çıktı. Atık suların yakınında bulunan kuyudan su temin edildiği öğrenilirken, lağım suyunun kuyuya sızma ihtimali ciddi bir halk sağlığı riski oluşturuyor.
Skandalın bir diğer boyutunu ise yapının bulunduğu arazinin statüsü oluşturuyor. YENİDÜZEN’in Şehir Planlama Dairesi’nden edindiği bilgilere göre söz konusu tarla “KKTC” devletine ait ve imar planında “tarımsal gelişme alanı” içerisinde bulunuyor. Tarımsal kullanım amacı taşıması gereken alana, işçilerin barınması amacıyla izinsiz bir yapı inşa edildiği belirtiliyor.
Üstelik bölgede yaşayan yurttaşların durumu ilgili kurumlara bildirdi, konuya ilişkin bugüne kadar etkili bir adım atılmaması bir yana herkesin bildiği insanlık dramı gizlenmeye çalışıldı.
Beyarmudu Belediye Başkanı Bülent Bebek ise konuya ilişkin birbirinden farklı iki açıklama yaparak adeta “gizleme oyunu” oynadı.
YENİDÜZEN’in ulaştığı Bebek, ilk açıklamasında belediyeye ihbar geldiğini ve Mağusa Kaymakamlığı’ndan bilgi beklediklerini söylerken, sonraki açıklamasında arazinin devlet malı olmadığını, şahıs tapulu olduğunu ve yapıda kimsenin yaşamadığını savundu. Bu ifadeler, YENİDÜZEN’in yerinde yaptığı inceleme ve resmi kurumlardan elde ettiği bilgilerle açıkça çelişiyor.
Taşeron firma sahiplerinden Hasan Külahlılar ise işçileri bölgede kiralık ev bulunmadığı için söz konusu yapıda barındırdıklarını kabul ederken, durumun geçici olduğunu öne sürdü. Yapının kaçak olduğu yönündeki soruya, “Her yerde böyle şeyler var” sözleriyle cevap veren Külahlılar, arazinin devlete ait olduğunu kabul etti; çalışanları için yeni ve izinli bir ev yapma hazırlığında olduklarını iddia etti.

6 işçi tek göz odada barınıyor
Türkmenköy’deki bir tarlada motor evinin üzerine kaçak olarak inşa edilen derme çatma yapıda, insani olmayan koşullarda 6 yabancı uyruklu işçinin kaldığı ortaya çıktı.
YENİDÜZEN’in gelen ihbar üzerine yerinde yaptığı incelemede, baraka niteliğindeki tek göz odada yaşayan işçilerin asgari hijyen koşullarından dahi yoksun olduğu görüldü.

Yapının hemen yanında bulunan derme çatma tuvalet ve banyodan çıkan lağım suyunun çevreye taştığı, atık suların yayıldığı noktanın yakınında ise bir su kuyusunun bulunduğu belirlendi. Lağım suyunun kuyuya sızma ihtimali ciddi bir halk sağlığı riski yaratırken, işçilerin söz konusu kuyudan su çekerek yemek yapmak, banyo yapmak ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kaldığı öğrenildi.
Başka bir ifadeyle, insanların barındırıldığı yapının hemen yanında kanalizasyon sorunu bulunuyor; bu atık suyun sızabileceği bir kuyudan ise işçiler günlük yaşamları için su temin ediyor. Ortaya çıkan tablo, çalışanların sağlığını doğrudan hiçe sayan ciddi bir ihmal görüntüsü oluşturuyor.

Devlet arazisine kaçak yapı
Üstelik skandal yalnızca barınma koşullarıyla sınırlı değil.
YENİDÜZEN’in Şehir Planlama Dairesi’nden elde ettiği bilgilere göre, söz konusu tarla ‘KKTC’ devletine ait. 1975’ten sonra terk edilen tarla statüsündeki taşınmazın devlete ait olduğu, Anayasa’nın 159. maddesi kapsamında güvence altına alınıyor.
Bahse konu taşınmaz, imar planında ise “tarımsal gelişme alanı” içerisinde bulunuyor. Bu alanlarda yapılacak yapıların tarımsal nitelikte olması gerekiyor. Konut veya konaklama amacı taşıyan yapıların ise bu alanda inşa edilmesine izin verilmiyor.
Dolayısıyla işçilerin konaklaması amacıyla kullanılan sözde yapı, yalnızca kaçak olması yönüyle değil, bulunduğu alanın imar planındaki kullanım amacı bakımından da ciddi bir hukuki sorun taşıyor.
Edinilen bilgilere göre geçmiş yıllarda söz konusu tarlaya su kuyusu yapılması için izin verildi. Ancak kuyunun üzerine sonradan inşa edilen yapı için herhangi bir izin alınmadı.
Bölgede yaşayan duyarlı yurttaşların durumu ilgili kurumlara ihbar ettiği de belirtilirken, buna rağmen bugüne kadar etkili bir adım atılmaması ayrıca soru işareti yaratıyor.








