Demokrasinin Temel İlkeleri:
- Halk Egemenliği: Yetki ve güç halka aittir.
- Özgür Seçimler: Halk kendini yönetecek olan kişileri belli zamanlarda yapılan seçimlerle belirler.
- Hak ve Özgürlükler:
İfade, din ve basın özgürlüğü gibi temel haklar kanunla korunur.
- Hukuk Üstünlüğü: Hukuk önünde herkes eşittir. Kim olursa olsun herkes kurallara uymak zorundadır.
Demokrasinin Türleri:
- Doğrudan Demokrasi: Halk kararları bizzat kendisi alır.
- Temsili Demokrasi: Halkın seçtiği temsilciler aracılığıyla yönetilmesi.
- Yarı Doğrudan Demokrasi: Her iki sistemin birlikte uygulanması.
Bizim ülkemizde uygulanan demokrasi sözde temsili demokrasidir. Ancak çeşitli nedenlerle bizde demokrasi çok fazla gelişmemiştir.
Hem kültür olarak, hem anlayış olarak, hem de karışanımız, görüşenimiz çok olduğu için bizde demokratik sistem olması gerektiği gibi çalışmıyor.
Temsili demokrasi aslında en sık uygulanan ve gerçek demokratik ülkelerde çok da başarılı uygulanan bir sistemdir.
Ancak her sistemin olduğu gibi bu sistemin da defoları çoktur. Açık söylemek gerekirse bu bir kültür ve anlayış işidir.
Demokrasi kültürünün yeterince anlaşılamadığı ülkelerde, genelde geri kalmış, ya da yeterince gelişmemiş ülkelerde çok kötü uygulamalar yaşanabiliyor.
Bugün KKTC’de yaşadığımız temsili demokrasi denen bu ucube yapıda tam da bu kötü uygulamaları her gün görüyoruz.
Birincisi KKTC demokrasisi dış karışma ve dış müdahalelere açık olduğundan çok sağlıklı bir temsili sistem uyguladığımızı söyleyemeyiz.
Özellikle son pandemi döneminin ardından yaşadığımız olaylar tam da sistemin çöktüğünün ispatıdır.
Düşünün 4’lü koalisyon iktidarı sürerken, 4 ortaktan birinin başkanı Ankara’ya davet ediliyor, burada dönemin ana muhalefet lideriyle buluşturuluyor, birtakım vaatlerle 4’lü koalisyondan ayrılarak yeni bir 2’li koalisyon kurulması sağlanıyor.
Ardından bu 2’li koalisyon verilen vaatler tutulmadığı ve küçük ortağın liderinin ortak cumhurbaşkanı adayı yapılmadığı için bozuluyor. Ama bu oyunu oynayan Ankara’daki güç odakları 2020 cumhurbaşkanlığı seçiminde müdahale ile istedikleri adayın kazanmasını sağlıyorlar.
Ardından olmadık operasyonlarla bugünkü 3’lü UBP-DP-YDP koalisyonu yine Ankara’da kurduruluyor.
Bu da yetmiyor seçim kazanmış olmasına rağmen istemedikleri kişiyi başbakanlıktan alarak yerine kurultayda en az oyu alan kişiyi başbakan tayin ediyorlar.
En acısı nedir bilir misiniz, koskoca parti, binlerce üyesiyle bu ayıbı hazmediyor ve hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor.
2025 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Ankara’nın açık ve aleni desteği ile bu hükümetin ortak adayı, 2020’de müdahale ile seçtirilen Ersin Tatar % 35 civarı oy alıyor, dönemin ana muhalefet lideri Tufan Erhürman % 63 oy oranıyla yeni cumhurbaşkanı seçiliyor.
Buna rağmen bu hükümet istifa etmiyor. Her zaman söylerim yine söyleyeyim normal demokratik bir ülkede bu sonuç açıklandığı andan bu hükümet istifa ederek mahalleye gider.
Hiçbir güç o hükümeti o makamda tutamaz. Ama bizde süreç farklı çalışır. Hemen başbakan ve ortaklarına bir Ankara daveti yapılır. Ardından kameraların karşısına geçilir ve “Ankara bu hükümeti destekliyor, istifa etmesine hiç gerek yok” mesajı veriliyor.
Aslında bu yalnızca bir mesaj değil. Bir uyarıdır. Böylece seçim gecesi, seçimi açık ara kaybettiği için istifa etmesi gereken hükümet, halktan yediği tokata aldırmadan koltuklarda oturmaya devam ediyor.
Demokrasilerde halkın seçtiği temsilci, halkın isteklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Halk kendini temsil edecek kişiyi seçer ve ondan kendi isteklerini yerine getirmesini ister. Kişi eğer bu isteklere uymaz ve kendisi ile çevresini mutlu etmeye, kendini seçen yurttaşları ise görmezden gelmeye devam ederse bir sonraki seçimde halk onu indirir ve kendisini gerçekten temsil edeceğine inandığı başka birini temsilcisi olarak meclise gönderir.
Bu demokrasi kültürü ve demokrasi anlayışıdır.
Demokrasilerde seçim yasası elbette günün koşullarına göre değiştirilebilir. Bu doğaldır. Doğal olmayan seçim yasasının seçime birkaç ay kala değiştirilmek istenmesidir. Üstelik bunun meclis tatildeyken olağanüstü çağrılacak bir genel kurulda apar topar yapılacak olmasıdır.
KKTC meclisi 50 kişiden oluşur. Koalisyon ortaklarının 2 istifadan sonra şu an 27 milletvekili var. Ana muhalefetin ise Tufan hocanın cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra 18 milletvekili var. Meclis’te 4 de bağımsız milletvekili var.
Buna rağmen iktidar sözcüleri koalisyon ortaklarının Ankara’nın desteği ile uzlaşarak seçim yasasını değiştireceğini çok rahat açıklayabiliyorlar.
Halbuki seçim yasası ile seçime beş kala oynanmaz. Oynanırsa da mecliste oy birliğine yakın bir çoğunluk olması gerekir.
Demokrasi bir biçimde ele geçirilen çoğunluğun diktatörlüğü değildir. Siz yarıdan bir fazla çoğunluğunuzla sizin en çok işinize geleceğine inandığınız bir seçim yasası yapamazsınız. Ya da sizin en çok işinize geleceğini düşündüğünüz gün 2 seçimi birden yapamazsınız.
Yaparsanız bunun adı demokrasi olmaz. Demokrasilerde “ben yaparım olur” anlayışına yer yoktur.
Bu nedenle herkes aklını başına alsın. Bu halk sizin istediğiniz gibi güdeceğiniz davar değildir.
Seçimden kaçamazsınız. Seçimin kurallarıyla şimdi artık oynayamazsınız. Sizi, kendisini temsil etmek için meclise gönderen halkı hiç küçümsemeyin. Bu halk günü geldiğinde gereğini yapmaktan hiç ama hiç çekinmez.
Tarih Kıbrıs Türk halkının neler yaptığını yazıyor. En son Ekim 2025 tarihinde tüm müdahalelere ve dış karışmalara rağmen % 63 oy oranıyla çözüm yanlısı Tufan hocayı cumhurbaşkanı seçti.
Sanırım mesajı alması gerekenler hala almamakta ısrar ediyor. Bunun bedeli çok ağır olacak.
Bu yazı toplam 1 defa okunmuştur.