İncirli, ülkeye gelecek kişilerin seyahat öncesinde “Muhaceret Güvenlik Filtresi” kapsamında risk değerlendirmesine tabi tutulmasını, kimlik, geliş amacı, kalış süresi ve hukuki statü bilgilerinin kayıt altına alınmasını sağlayacaklarını kaydetti.
Ülkeye giriş sonrasında da kişilerin hangi statüyle ülkede kaldığının takip edileceğini belirten İncirli, ikamet ve adres kaydı, çalışma veya eğitim durumu ile izin sürelerindeki değişikliklerin ilgili kurumlar tarafından görülebileceği bütünleşik bir takip ve denetim sistemi olacağını söyledi.
“Güvenlik sorunu adli değil siyasidir.” diyen İncirli, yaşanan tablonun yalnızca nüfus veya muhaceret sorunu olmadığını, doğrudan yönetim kapasitesi ve toplum güvenliği sorunu haline geldiğine işaret etti.
CTP, toplum güvenliğinin sağlanmasına yönelik hazırladığı önlemleri bugün Cumhuriyet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında açıkladı.
TURKPA Konferans Salonu’nda yer alan toplantıda, CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, CTP Genel Sekreteri Mehmet Kale Kişi, CTP milletvekilleri ile bağımsız milletvekilleri Jale Refik Rogers ve Ayşegül Baybars yer aldı.
Basın toplantısı, “Toplum Güvenliği” gündemiyle bugün olağanüstü toplanma çağrısı yapılan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda nisap sağlanamamasının ardından gerçekleştirildi.
-“Sorunları görmezden gelerek çözmek mümkün değildir”
İncirli, halkın güvenlikle ilgili kaygı ve tepkisini uzun süredir hissettiklerini, Meclis tatil döneminde olmasına rağmen konunun Meclis’te ele alınmasını, eksikliklerin gözden geçirilmesini ve giderilmesine yönelik adımlar atılmasını önemli gördüklerini ifade etti.
“Sorunları görmezden gelerek, hafife alarak çözmek mümkün değildir.” diyen İncirli, bu kapsamda CTP ve bağımsız milletvekillerinin olağanüstü Genel Kurul çağrısını usulüne uygun yaptığını, iktidar milletvekillerinin de toplantıya katılmasını beklediklerini söyleyerek; “bir meseleyi yok saymanın onu ortadan kaldırmayacağını” dile getiredi.
-“Nüfusunu bilmeyen devlet güvenlik risklerini de zamanında tespit edemez”
İncirli, nüfus, göç, muhaceret, çalışma yaşamı, öğrenci izinleri, ikamet, yurttaşlık ve suçla mücadele alanlarının uzun süredir bütünlüklü devlet politikası yerine, birbirinden kopuk kurumlar ve geçici düzenlemeler üzerinden yürütüldüğünü söyledi.
Devletin ülkede kaç kişinin yaşadığını, kişilerin hangi statülerde bulunduğunu, nerede yaşadığını, ülkeye hangi amaçla geldiğini, yasal statüsünün devam edip etmediğini ve kamu hizmetleri üzerinde nasıl bir yük oluşturduğunu sürekli ve güvenilir verilerle ortaya koyamadığını belirten İncirli, bunun doğrudan yönetim kapasitesi ve toplum güvenliği sorunu olduğunu dile getirdi.
Arka arkaya çıkarılan muhaceret aflarıyla kayıt dışı yaşamla mücadele edilemeyeceğini savunan İncirli, afların kaç kişiyi kapsadığı konusunda dahi bilgi alamadıklarını belirtti.
-“Suç işlenmeden önce riskler belirlenmeli ve önlenmeli”
Polisin işlenen suçların aydınlatılmasında yüzde 99’un üzerinde başarı göstermesinin gurur verici olduğunun altını çizen İncirli, ancak esas meselenin suç meydana geldikten sonra failin yakalanması değil, suç işlenmeden önce risklerin tespit edilmesi ve önlenmesi olduğunu söyledi.
İncirli, nüfus hareketliliği karşısında polisin personel, teknoloji, altyapı ve mevzuat kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
İncirli, 2025 yılında yaklaşık 53 bin ceza nitelikli dava dosyalandığını ve bunların yaklaşık 47 bininin trafikle ilgili olduğunu belirterek, 2022’de 39 bin 600 olan trafik davası sayısının 2025’te 47 bine çıktığını kaydetti.
Ölümlü trafik kazalarını “ülkenin kanayan yarası” olarak niteleyen İncirli, kazalar, yaralanmalar ve can kayıplarını önlemek için mevcut uygulamaların yeterli olmadığına işaret etti.
-“Halkı esas tedirgin eden suçların niteliğidir”
Adi adli suçlarla ilgili dosyalanan dava sayısının azalmasıyla “suç azalıyor” yorumunun yapılmasını doğru bulmadıklarını söyleyen İncirli, bunların olay sayısı değil, dosyalanmış dava sayıları olduğuna dikkat çekti. Esas meselenin rakamlar değil, suçun niteliği ve vahameti olduğunu kaydeden İncirli, “Halkı esas tedirgin eden suçların niteliğidir” dedi.
İncirli, adam öldürmeye teşebbüs suçlarıyla ilgili dosyalanan dava sayısının 2023’te 8 iken 2025’te 14’e, ağır yaralama ve vahim darp suçlarının 63’ten 113’e, ateşli silah ve patlayıcı madde taşıma suçlarının ise 40’tan 87’ye yükseldiğini açıkladı.
Cinsel istismara yönelik suçlarla ilgili dosyalanan dava sayısının 2023’te 59, 2025’te 65 olduğunu kaydeden İncirli, uyuşturucuyla bağlantılı suçlarda ise 2023’te 364, 2024’te 487, 2025’te 500 dava dosyalandığını söyledi.
İncirli bunun yanında, cezaevindeki 863 kişinin, 221’inin KKTC, 110’unun çifte vatandaş, 290’ının Türkiye Cumhuriyeti, 242’sinin ise diğer ülke vatandaşı olduğuna dikkat çekti.






