Yılmaz, Kıbrıs Türkü’nün 1963’ten itibaren maruz kaldığı saldırılar ve verdiği varoluş mücadelesinin, Muratağa, Atlılar ve Sandallar katliamı başta olmak üzere, uluslararası alanda yıllardır tek taraflı anlatılarla gölgelenmeye çalışıldığını dile getirdi.
Yılmaz, “Her kaybın acısına aynı insani ölçüyle yaklaşılması gerektiğini savunuyor, Kıbrıs Türkü’nün yaşadıklarının da bu anlayış içinde ele alınmasını bekliyoruz.” dedi.
Cevdet Yılmaz, Muratağa, Atlılar ve Sandallar şehitlerinin hatırasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından hayata geçirilen Muratağa, Atlılar ve Sandallar Şehitler Müzesi’nin açılış töreninde konuştu.
"15 ATLILAR ŞEHİDİ DEVLET TÖRENİYLE KENDİ KABİRLERİNE DEFNEDİLDİ"
Konuşmasında, “Yarım asrı aşan bir acının emanetlerini koruma altına alan bu müzenin, aziz şehitlerimizin hatırasını yaşatacağına ve Kıbrıs Türkü’nün verdiği varoluş mücadelesini gelecek nesillere doğru biçimde aktaracağına inanıyorum.” ifadelerine yer veren Yılmaz, açılış töreni öncesinde, yürütülen titiz kimliklendirme çalışmaları sonucunda isimlerine kavuşan 15 Atlılar şehidinin devlet töreniyle kendi kabirlerine defnedildiğini belirtti.
Aradan geçen 52 yılın ardından şehitleri kendi adlarıyla toprağa vermenin, ailelerin yarım asırlık bekleyişine bir nebze de olsa teselli olduğunu dile getiren Yılmaz, “Bu vesileyle, bugün toprağa verdiğimiz şehitlerimizle birlikte, bu topraklarda katledilen bütün kardeşlerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum.” dedi.
14 Ağustos 1974 tarihinde; Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün korumasında bulunan ve hiçbir savunma gücü bulunmayan köylerin hedef alındığını anımsatan Yılmaz; kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 126 masum insanın hunharca katledilerek toplu mezarlara gömüldüğünü ifade etti.
“Bu katliamla üç köyün sakinleri hayattan koparıldı, aileler parçalandı, çocukların gelecekleri ellerinden alındı ve Kıbrıs Türkü’nün hafızasında nesiller boyunca taşınacak derin bir yara açıldı.” şeklinde konuşan Yılmaz, şehitlerin naaşlarının dönemin ağır şartları nedeniyle isimleri belirlenemeden defnedilmesinden dolayı, ailelerin sevdiklerinin izini bulabilmek adına onlarca yıl beklemek zorunda kaldığını kaydetti.
Kayıp Şahıslar Komitesi’nin 2008 yılında başlattığı kazılar, adli incelemeler ve DNA analizleri neticesinde Muratağa ve Sandallar’da şehit edilen 89 kişinin tamamının, Atlılar’daki 37 şehidin ise 15’inin kimliğinin belirlendiğini belirten Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kalan 22 şehidimiz için yürütülen çalışmalar kararlılıkla devam ederken, her bir kimlik tespiti, isimsiz kalmış bir kahramanı yeniden kendi adıyla aile ocağına ve vatan toprağına kavuşturmaktadır.
Kazılar sırasında toplu mezarlardan çıkarılan sandıklar açıldığında, geriye kalanlar sadece kişisel eşyalar değildi; yarım kalmış hayatlar, söylenmemiş sözler ve silinmeyen hatıralardı.
Kimliklendirme çalışmaları sırasında toplu mezarlardan çıkarılan kişisel eşyalar ailelere teslim edildiğinde, şehitlerimizden geriye kalan bu emanetlerin nasıl korunacağı ve onların hayatlarının yeni nesillere nasıl anlatılacağı sorusu da gündeme geldi. Bir mektup, bir okul defteri, bir aile fotoğrafı veya gündelik hayatta kullanılan küçük bir eşya, aileler için sevdiklerinden kalan son hatırayı; Kıbrıs Türkü açısından ise yaşananları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan tarihî bir tanıklığı ifade ediyordu.”
Yılmaz, Muratağa, Atlılar ve Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği’nin 2024 yılında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı’na yaptığı başvurunun, bu emanetleri bir araya getirip, taşıdıkları hikayeleri koruyacak müzenin kurulmasına vesile olduğunu ifade etti.
“MÜZE, KURUMLARIMIZIN İŞ BİRLİĞİYLE HAYATA GEÇİRİLDİ”
Konuşmasında, “Şehit ailelerimizin hassasiyetiyle şekillenen ve kurumlarımızın iş birliğiyle hayata geçirilen bu müze, 126 kardeşimizi katliamın yaşandığı ana sıkıştırmadan, köylerindeki hayatları ve aileleriyle birlikte anlatacaktır.” ifadelerine yer veren Yılmaz, burada sergilenen mektuplar, el yazısı defterler, okul kayıtları ve kişisel eşyaların her şehidin kendine ait bir hayatı, sevdikleri ve yarım kalan hayalleri olduğunun ziyaretçilere göstereceğini dile getirdi.
Müze alanında aslına uygun biçimde korunan tarihi okul binasının da Muratağa, Atlılar ve Sandallar’da katliamdan önce süren hayatın en güçlü tanıklarından biri olarak yerini aldığını dile getiren Yılmaz, “Atlılar ve Sandallar köylerinin ortak ilkokulu olarak kullanılan bu bina, 14 Ağustos 1974’te 16 öğrencisinden 14’ünü kaybetmiştir. Bir zamanlar çocukların ders gördüğü ve geleceklerini kurmaya hazırlandığı bu okulun neredeyse bütün öğrencilerinin aynı gün katledilmesi, yaşanan vahşetin hedef aldığı hayatı ve Kıbrıs Türkü’nün ödediği bedeli bütün açıklığıyla göstermektedir.” ifadelerine yer verdi.
Yılmaz, “Bugün o çocukların defterleri, okul kayıtları ve isimleri yeniden aynı çatı altında buluşurken onlardan geriye kalan boşluk da ortak hafızamızda hak ettiği yeri almaktadır.” dedi.






