Lefkoşa 24°USD49,97 ₺▲EUR56,15 ₺▲GBP67,20 ₺▲GRAM ALTIN6.265,54 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Cemaliye Onyıldız’ın ölümü, yargı kararındaki çarpıcı tespitleri yeniden gündeme taşıdı

Doğuştan işitme ve konuşma engelli olan, okuma yazma bilmeyen ve işaret diliyle iletişim kuramayan Cemaliye Onyıldız’ın cezaevinde rahatsızlanarak hayatını kaybetmesi, 2022’de mahkemenin engelli bireylerin eğitim hakkı…

6 dakika okumaHaber: Özel Haber
Paylaş
Cemaliye Onyıldız’ın ölümü, yargı kararındaki çarpıcı tespitleri yeniden gündeme taşıdı

Lefkoşa’da 5 Şubat 2021 tarihinde Halil İbrahim Mengi’yi başına keserle vurarak öldüren ve 9 yıl hapis cezasına mahkûm edilen Cemaliye Onyıldız, cezaevinde aniden rahatsızlanmasının ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Edinilen bilgilere göre, cezaevinde hükümlü olarak bulunan Onyıldız, dün sabah kaldığı koğuşta rahatsızlandı. İlk müdahalenin ardından ambulansla önce devlet hastanesine, ardından Yakın Doğu Hastanesi’ne sevk edilen Onyıldız, bugün tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Onyıldız’ın ölümü, 2021 yılında yaşanan cinayet olayını ve 2022 yılında sonuçlanan yargılama sürecini yeniden gündeme getirirken, dönemin mahkeme heyetinin sanığın yaşam koşullarına ve engelli bireylerin karşı karşıya kaldığı eşitsizliklere ilişkin değerlendirmeleri de yeniden önem kazandı.

CİNAYET DAVASININ ARDINDAKİ YAŞAM ÖYKÜSÜ

Cemaliye Onyıldız, 5 Şubat 2021 tarihinde Lefkoşa’da Ali Hasip Sokak üzerinde bulunan ikametgâhın banyosunda, kendisine cinsel tacizde bulunduğunu belirttiği yeğeninin erkek arkadaşı Halil İbrahim Mengi’yi başına keserle vurarak öldürdüğünü itiraf etmişti.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Nisan 2022 tarihinde Onyıldız’ı 9 yıl hapis cezasına mahkûm etmişti. Mahkemenin verdiği karar, daha sonra Yüksek Mahkeme tarafından da yerinde bulunarak onanmıştı.

Ancak davanın yargılama süreci, yalnızca işlenen cinayet ve verilen hapis cezasıyla değil, sanığın doğuştan sahip olduğu engeller, yaşamı boyunca karşılaştığı yoksunluklar ve kendisini ifade edebilme imkânlarından mahrum bırakılmasıyla da dikkat çekmişti.

NE OKUMA YAZMA BİLİYORDU NE DE İŞARET DİLİYLE İLETİŞİM KURABİLİYORDU

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun, Kıdemli Yargıç Şerife Kâtip ve Yargıç Murat Soytaç’tan oluşan mahkeme heyetinin kararında, Onyıldız’ın doğuştan işitme ve konuşma engelli olduğu, okuma yazma bilmediği ve işaret diliyle iletişim kuramadığı vurgulanmıştı.

Mahkeme, sanığın yalnızca yakın çevresindeki insanların anlayabildiği kendine özgü bir iletişim yöntemiyle yaşamını sürdürdüğüne dikkat çekmişti.

Yargılama sırasında Onyıldız’ın davayı anlayabilmesi için özel tercüman hazırlanmıştı.

Kararı açıklayan Fadıl Aksun, suç tarihinde 66 yaşında olan Onyıldız’ın bütün yaşamını bu engellerle geçirdiğini belirterek, doğuştan işitme ve konuşma yetilerinden yoksun büyüyen bir bireyin gelişim koşullarının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti.

Aksun, sanığın yaşam koşullarını değerlendirirken şu ifadeleri kullanmıştı:

“Huzurumuzdaki sanık doğuştan engelli bir kimsedir ve tüm yaşamını bu engeli ile sürdürmüştür. İnsanın en temel algılarından olan duyma ve konuşma yetisinden mahrum büyümek ve gelişmek durumunda kalan sanığın bu yetilere haiz insanlar gibi düzgün geliştiği ve aynı anlama yetisine haiz olduğunu düşünmek büyük bir hata olur.”

“ENGELLE DOĞMAK BİR KADERSE ENGELİYLE ATIL BIRAKILMAK BİR AYIPTIR”

Mahkeme kararının en dikkat çekici bölümlerinden biri, engelli bireylerin eğitim, sağlık ve toplumsal yaşama katılım hakları konusunda devletin sorumluluğuna yapılan vurgu olmuştu.

Fadıl Aksun, Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına Dair Sözleşme'ye işaret ederek, engelli bireylerin temel haklardan yararlanabilmesi için gerekli koşulların oluşturulmasının devletin yükümlülüğü olduğunu belirtmişti.

Kararda, engelli bireylerin toplumdan soyutlanmadan gelişimlerini sürdürebilmelerinin ve yaşamlarını devam ettirebilmelerinin öncelikle devletin sorumluluğunda olduğu ifade edilmişti.

Aksun'un şu sözleri ise davanın üzerinden geçen yıllara rağmen önemini koruyor:

“Engelle doğmak bir kaderse engeliyle atıl bırakılmak bir ayıptır ve bu ayıp en başta devlete aittir.”

Mahkeme Başkanı Aksun, Onyıldız’ın eğitim hakkından yararlanabilmiş olması durumunda en azından okuma yazma öğrenebileceğine ve tepkilerini ifade edebileceğine dikkat çekmişti.

Bu değerlendirmeler, Kıbrıs’ın kuzey kesiminde engelli bireylerin eğitim ve iletişim olanaklarına erişiminin yalnızca bireysel bir sorun değil, kamusal sorumluluk ve temel insan hakları meselesi olduğunu ortaya koyması bakımından da önem taşıyor.

MAHKEME, MARUZ KALDIĞI CİNSEL VE FİZİKSEL SALDIRIYI CEZA TAKDİRİNDE DEĞERLENDİRMİŞTİ

Mahkeme kararında Onyıldız’ın cinayet sırasında maktul tarafından cinsel ve fiziki saldırıya maruz kaldığı belirtilmişti.

Fadıl Aksun, sanığın engelleri nedeniyle yardım istemesinin güçleştiğini, ayrıca yeğeni ve maktul tarafından sistematik biçimde manevi şiddete maruz bırakıldığının ve ekonomik olarak sömürüldüğünün de mahkemenin değerlendirmeleri arasında yer aldığını açıklamıştı.

Mahkeme, Onyıldız’ın kendi yaşamını belirleme imkânlarının sınırlı olduğuna, başkalarına bağımlı şekilde yaşamak zorunda bırakıldığına ve kendisini savunabilecek iletişim olanaklarından yoksun bulunduğuna dikkat çekmişti.

Aksun, sanığın içinde bulunduğu koşulların ceza takdirinde diğer sanıklardan farklı değerlendirilmesi gerektiğini şu sözlerle açıklamıştı:

“Ceza takdir ederken böyle bir hayat döngüsü içinde eve hapsedilmiş, kendisini ifade edecek herhangi bir yetisi olmayan bir sanığı diğer sanıklardan ayırmak mahkememizin en temel görevidir.”

Mahkeme, Onyıldız’ın suçu ciddi bir tahrik altında işlediği yönünde bulgu yapmış ve bu durumu sanık lehine değerlendirmişti.

“MAHKEMELER SANIKLARIN ŞAHSİ DURUMLARINI GÖZ ARDI EDEMEZ”

Mahkeme heyeti, kararında insan yaşamının en temel değer olduğunu, hiçbir koşulda bir insanın başka bir insanın hayatına son vermesinin kabul edilemeyeceğini de vurgulamıştı.

Bununla birlikte, her davanın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmişti.

Fadıl Aksun, engelleri nedeniyle kendisine yönelik saldırıları başkalarına anlatamayan, yardım çağıramayan ve yaşamı boyunca ciddi yoksunluklarla karşı karşıya kalan bir kişinin suç anındaki tepkilerinin de bu koşullar çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtmişti.

Aksun, kararında şu ifadelere yer vermişti:

“Sanığın yaptığı eylemi haklı görmek mümkün olmasa da her davayı kendi olguları içerisinde değerlendirmek gerekir. Mahkemeler sanıkların şahsi durumlarını göz ardı edip sadece işlenen suçlara ceza verecek olsa idi biz yargıçlara ihtiyaç da kalmazdı.”
Mahkeme, sanığın 66 yaşında, sabıkasız, suçunu kabul etmiş ve ağır tahrik altında hareket etmiş olmasını dikkate alarak 9 yıl hapis cezası vermişti.

AVUKATI ÖYKÜ AKCAN: ÖZGÜRLÜĞE BU KADAR YAKLAŞMIŞKEN ONU KAYBETTİK

Cemaliye Onyıldız’ın ölümünün ardından avukatı Öykü Akcan da sosyal medya hesabından duygusal bir veda mesajı yayımladı.

Akcan, meslek hayatı boyunca müvekkillerinin yaşadıklarını kişisel bir anlatıya veya reklam malzemesine dönüştürmediğini belirterek, her dava dosyasının ardında anlaşılmayı bekleyen bir insan hikâyesi bulunduğunu ifade etti.

Cemaliye Onyıldız’ın kendisini meslek hayatında en fazla etkileyen müvekkillerinden biri olduğunu kaydeden Akcan, onun işitme engelli bir birey olarak kendisini ifade etme, anlaşılma ve hayata tutunma mücadelesine yakından tanıklık ettiğini belirtti.

Onyıldız’ın yaşadıklarının kendisi açısından hiçbir zaman yalnızca bir ceza dosyasından ibaret olmadığını ifade eden Akcan, müvekkilinin zamanla hukuken savunulması gereken bir insanın ötesinde, anlaşılmayı ve şefkati hak eden biri olarak hayatında yer edindiğini kaydetti.

Akcan, istinaf sürecinin tamamlandığını, hukuki mücadelelerinin sona erdiğini ve şartlı tahliye yoluyla Onyıldız’ın özgürlüğüne kavuşmasının kuvvetle muhtemel hale geldiğini belirtti.

Müvekkilinin yaşamının geri kalanında huzur bulabileceği günlere yaklaştıklarını düşündüğünü ifade eden Akcan, özgürlüğüne kavuşmasına kısa bir süre kaldığına inandıkları dönemde onu kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığını dile getirdi.

“BU HAYAT SANA İYİ DAVRANMADI ABLACIĞIM”

Öykü Akcan, Cemaliye Onyıldız’a şu sözlerle veda etti:

“Sana yalnızca avukatın olarak değil, hayat hikâyene tanıklık etmiş, seni tanımış ve seni yüreğinde taşıyan biri olarak veda ediyorum.

Bu hayat sana iyi davranmadı ablacığım. Çok şey yaşadın, çok şeyle mücadele ettin. Dilerim diğer yaşam sana bu dünyada bulamadığın huzuru, iyiliği ve şefkati sunar.

Huzur içinde uyu Cemaliye Abla. Seni unutmayacağım.”

CEMALİYE ONYILDIZ’IN ÖLÜMÜ, ENGELLİ BİREYLERİN HAKLARINI YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI

Cemaliye Onyıldız’ın yaşam öyküsü ve yargılama süreci, engelli bireylerin yalnızca fiziksel engelleriyle değil, eğitimden, iletişim olanaklarından ve toplumsal yaşamdan dışlanmanın yarattığı çok yönlü eşitsizliklerle de mücadele etmek zorunda kaldığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak yeniden gündeme geldi.

Mahkemenin 2022 yılında ortaya koyduğu değerlendirmeler, bir kişinin engelli olmasının ötesinde, yaşamı boyunca gerekli eğitim ve destek mekanizmalarından yararlandırılmamasının sonuçlarına dikkat çekmişti.

Onyıldız’ın kendisini ifade edememesi, yaşadığı saldırıları başkalarına aktaramaması ve yardım isteyememesi, yargılama sırasında mahkemenin özellikle üzerinde durduğu koşullar arasında yer almıştı.

Bugün Onyıldız’ın hayatını kaybetmesiyle birlikte, mahkeme kararında yıllar önce dile getirilen sorumluluklar yeniden önem kazandı.

Cemaliye Onyıldız’ın hikâyesi, işlediği suçun hukuki sorumluluğunun yanı sıra, engelli bireylerin yaşamları boyunca karşılaştıkları hak mahrumiyetlerinin, toplumsal dışlanmanın ve devletin yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin de sorgulanmasını gerektiren bir tabloyu ortaya koyuyor.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler