Lefkoşa 30°USD48,46EUR56,36GBP65,66GRAM ALTIN6.861,98 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Cansu Nazlı: Kadın cinayetlerinin önlenmesinde devletin ağır ihmali var!

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu Nazlı, eski eşi tarafından öldürülen kadının daha önce koruma emri almasına rağmen korunamadığını belirterek, devletin kadına yönelik şiddeti önleme konusunda ağır ihmali…

4 dakika okumaHaber: Kıbrıs Postası
Paylaş
Cansu Nazlı: Kadın cinayetlerinin önlenmesinde devletin ağır ihmali var!

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, eski eşi tarafından öldürülen kadınla ilgili yaptığı açıklamada, devletin kadına yönelik şiddeti önleme ve kadınları koruma konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtti. Nazlı, “Kız kardeşimiz kendisinin başvurabileceği her yola başvurmaya çalışmış” diyerek, yaşanan cinayetin önlenmesinde devletin sorumluluğuna dikkat çekti.

Nazlı, öldürülen kadının daha önce mahkemeye başvurduğunu, koruma emri aldığını ve eski eşinin koruma emrini ihlal dahil çeşitli suçlardan mahkum edilerek ceza aldığını Bugün Kıbrıs aracılığıyla öğrendiklerini belirtti.

Kadının kendisini korumak için başvurabileceği her yolu denediğine işaret eden Nazlı, “Ancak yasada yazan pek çok tedbir ve uygulama yaşamda olmadığından devlet hem kız kardeşimizin yaşam hakkını korumayı başaramamış, hem de failin şiddet suçunu tekrar tekrar işlemesini önleyememiştir” dedi.

“HÜKÜMETİN HER KADIN CİNAYETİNDE SORUMLULUĞU VAR”

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların şiddetten korunması için bugüne kadar çok sayıda açıklama yaptıklarını, yazdıklarını ve eylem gerçekleştirdiklerini belirten Nazlı, bu olay özelinde bazı noktaların yeniden öne çıkarılmasının gerekli olduğunu ifade etti.

Nazlı, ilk olarak Şiddet Önleme Merkezlerine dikkat çekti. Mevzuatta şiddet tehdidi ve şiddet durumunda kadınların başvurabileceği merkezlerin tanımlandığını belirten Nazlı, bu merkezler kurulmuş olsaydı risk değerlendirmesi, takip ve ihtiyaç duyulan her türlü desteğin tek bir merkezden koordineli ve organize biçimde sağlanabileceğini söyledi.

“Birçok kadının şiddetten korunmasına doğrudan etkisi olacak bu merkezleri ve sığınma evlerini kurmayan hükümetin yaşanan her kadın cinayetinde sorumluluğu var” diyen Nazlı, sorumluluğun yalnızca mevcut hükümetle sınırlı olmadığını vurguladı.

Şiddet Önleme Merkezlerini kurmayıp kadınları şiddete karşı korumasız ve güvensiz bırakanın yalnızca mevcut hükümet olmadığını belirten Nazlı, İstanbul Sözleşmesi’nin 2011’de iç hukukun bir parçası haline gelmesinden itibaren hükümet eden tüm partilerin siyasi sorumluluğu bulunduğunu söyledi.

Nazlı, “Şu an muhalefette olan rejim partilerinin noksanlığını daha yüksek sesle sorguladığı bu tedbirlerin alınmasını ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesinin teşkilatlanmasını neden hükümetleri döneminde yapmadıkları halen izaha muhtaç” ifadelerini kullandı.

“ASLAN PAYI İSKELE POLİSİNİN”

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların korunması açısından en önemli ve hayati eksikliklerin önemli bir bölümünün Polis Teşkilatında bulunduğunu belirten Nazlı, kadına şiddetle ilgili birimlerin her bölgede olması ve köy karakollarına kadar teşkilatlanması gerektiğini kaydetti.

Bu talebi her fırsatta yükselttiklerini ifade eden Nazlı, söz konusu olay özelinde ise “aslan payının İskele Polisinin” olduğunu söyledi.

Polis teşkilatlanmasında merkezden uzaklaşıldıkça pek çok hassasiyet gibi kadına yönelik şiddetle ilgili hassasiyetlerin de berhava olduğunu belirten Nazlı, İskele Polisinin bu konuda en sıkıntılı bölge polisi konumunda olduğunu işaret etti.

Nazlı, bölgede şiddete uğrayan kadınların şikayetlerinin alınması ve bu şikayetlerle ilgili ciddi tahkikat yürütülmesi konusunda karşılaşılan sorunların kronik hale geldiğini belirterek, öldürülen kadının geçmişte yaptığı başvuruların da ayrıca araştırılması gerektiğini söyledi.

“İSKELE POLİSİNİN ŞİKAYETLERİ NE KADAR CİDDİYE ALDIĞI ARAŞTIRILMALI”

Nazlı, cinayetle ilgili yürütülecek tahkikatın yanı sıra, kadının aldığı şiddet tehdidi, mahkeme emri ihlali, şiddet şikayeti veya ihbarlarının İskele Polisi tarafından ne kadar ciddiye alındığının, bunların ne kadarının soruşturulup ne kadarının ilerletildiğinin de ayrıca soruşturulması gerektiğini ifade etti.

“Burada dava numarası olan ceza tahkikatlarından söz etmiyorum” diyen Nazlı, şikayet ya da ihbar konusu edildiği halde dosya açılmayan vakaların bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.

Varsa bu ihbar ve şikayetlerin niteliği ile sayısının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Nazlı, bunları dikkate almayan yetkililer hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılması gerektiğini vurguladı.

“BİR ERKEK, TANIDIĞI BİR KADINI BİR GÜNDE ANİDEN ÖLDÜRMEZ”

Kadın cinayetlerinin arkasındaki şiddet sarmalına dikkat çeken Nazlı, “Bir erkek, tanıdığı bir kadını bir günde aniden öldürmez” ifadelerini kullandı.

Özellikle tanıdık tarafından bir kadın öldürülüyorsa, cinayete varana kadar farklı zamanlarda, farklı türlerde ve değişik biçimlerde onlarca, belki yüzlerce şiddet vakasının mevcut olduğunu belirten Nazlı, geçmişte yaşanan şiddet vakalarının bütünlüklü biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.

Nazlı, tüm bu noktaların araştırılıp ortaya çıkarılmasının, bir adamın göz göre göre bir kadını öldürmesiyle sonuçlanan şiddet sarmalının nasıl görmezden gelindiğini göstereceğini belirtti.

Bu sürecin, önleyici tedbirleri ve uygulamaları hayata geçirmeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kadar Polisin de cinayetin önlenmesinde ağır ihmali olduğunu ortaya koymasının çok muhtemel olduğunu ifade etti.

“DEVLET FARKINDALIK VE BİLİNÇ ARTIRMAKLA YÜKÜMLÜ”

Kadına yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayan Nazlı, devletin elindeki her araçla farkındalık ve bilinç artırmasının oldukça önemli olduğunu söyledi.

Bunun aynı zamanda mevzuata göre devletin yasal yükümlülükleri arasında bulunduğunu belirten Nazlı, bu eksikliğin giderilmesinin yarın doğrudan bir sonuç yaratmayabileceğini, ancak yapısal olan bu sorunun çözümü açısından daha fazla ertelenemeyecek kadar elzem olduğunu ifade etti.

“ŞİDDET FAİLLERİNİN REHABİLİTASYONU SAĞLANMALI”

Nazlı, bugüne kadar üzerinde çok durmadıkları ancak verilen mahkumiyetlere ve çekilen cezalara rağmen suçların tekrar etmesi nedeniyle daha fazla gündeme getirilmesi gereken bir başka noktaya da dikkat çekti.

Genel olarak suçluların rehabilitasyonu, özel olarak ise kadına yönelik şiddet faillerinin şiddet eylemlerini engellemesi ve şiddet içermeyen davranışları benimsemesi amacıyla devlet tarafından programlar oluşturulması gerektiğini belirten Nazlı, faillerin bu programlara katılmasının sağlanması ve programı tamamladıktan sonra da durum takibinin yapılması gerektiğini söyledi.

“7/24 POLİS KORUMASI YASADA KÜFLENMİŞ BİR TEDBİR HALİNE GELDİ

Nazlı, Aile Yasası’nda yer alan ancak fiilen uygulanmayan bir başka koruma tedbirinin de 7/24 polis koruması olduğunu belirtti.

“Böylesi bir şiddetin; boyutuna, sıklığına, uzaklaştırmaya yönelik mahkeme emrine riayetsizliğe ve şiddet suçundan mahkum edilmeye rağmen tekrarı durumunda dahi polis koruması uygulanamayacaksa, uygulamaya başlanması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?” diye soran Nazlı, konunun hem Polis Teşkilatı hem de Mahkemeler tarafından ivedilikle kurumların kendi gündemlerine alınması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu tedbirin uygulanmaması nedeniyle pratikte talep edilmez hale geldiğini belirten Nazlı, “uygulanmadığından pratikte talep edilmez hale gelmiş bir tedbir olarak yasada küflenmiş” değerlendirmesinde bulundu.

Nazlı, böylesi ciddi durumlarda 7/24 polis korumasının uygulanabilir hale getirilmesinin, diğer tüm yollara ve tedbirlere başvurulmasına rağmen şiddete uğramaya devam eden kadınların hayatını kurtarabileceğini belirtti.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler