Girne açıklarında 30 Ağustos tarihinde yaşanan gemi faciası, geride yarım kalan hayatlar ve cevabını bekleyen onlarca soru bıraktı.
Kimi sevdiklerine kavuşamadı, kimi son kez sarılamadığı annesinin ardından kaldı. Evlerde yarım içilmiş kahveler, tamamlanamayan planlar ve bir daha açılmayacak kapılar kaldı…
O yolculardan biri de iki günlüğüne Türkiye’deki akrabalarını ziyaret etmek için yola çıkan Nuray Zeytun’du. Yanındaki iki arkadaşı faciadan sağ kurtuldu, Zeytun ise hayatını kaybetti. Kızı Dilek Özbiler, annesinin ölüm haberini saatler süren belirsizliğin ardından aldı.
Annesinin kaybının ardından “Benim her şeyim yarım kaldı” diyen Özbiler, yaşadığı acının yanında şimdi cevap bekleyen soruların peşinde. Facianın “cinayet” olduğunu düşündüğünü söyleyen Özbiler; geminin denetiminden sefere çıkış iznine, kaptan ve mürettebatın yeterliliğinden şirket ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna kadar tüm sürecin araştırılmasını istiyor.
Soruşturmanın yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlı kalmasına karşı çıkan Özbiler, facianın ardından görevden alınan, dönemin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’ya da tepki gösterdi. Annesinin yasını tuttukları sırada Arıklı’nın gülerek röportaj vermesini “insanlık dışı” olarak nitelendiren Özbiler, Ulaştırma Bakanlığı’nın geminin sefere çıkışındaki sorumluluğunun da araştırılmasını istedi.
“Kimse beni susturamaz” diyen Özbiler’in tek talebi ise adalet: “Belki bu ceza annemi geri getirmez. Ama belki bundan sonra böyle bir facia yaşanmaz.”
“Haberi sosyal medyadan öğrendim”
Annesi Nuray Zeytun’u gemi faciasında kaybeden Dilek Özbiler, geminin alabora olduğu haberini saat 13.10 sıralarında sosyal medyadan öğrendiğini, ilk anda habere inanamadıklarını söyledi. Lefkoşa’dan hızla Girne Limanı’na gittiğini anlatan Özbiler, limana ulaştığında yolcu yakınlarının beklediğini ancak kendilerine resmi makamlardan bilgi verilmediğini söyledi.
“Biz gittiğimizde geminin alabora olduğunu ve yolcuların denizde olduğunu söylediler. İnsanlardan duyduğumuz buydu. Herhangi bir polis ya da herhangi bir merciden açıklama gelmedi bize” diyen Özbiler, daha sonra gemide bulunan bazı yolcuların limanda bekleyen yakınlarını arayarak geminin battığını söylediğini aktardı.
“Annemi bulduklarında yaşamıyordu”
Saatler boyunca annesinden haber almaya çalıştıklarını anlatan Özbiler, önce annesinin özel bir hastaneden Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne sevk edileceği bilgisinin kendilerine verildiğini ve bu nedenle hayatta olduğunu düşündüklerini söyledi.
Özbiler, “Ben saat yediye kadar limanın önündeydim. Annemin vefat ettiğini yediyi on geçe öğrendim. Bize özel bir hastaneden Nalbantoğlu’na gideceğini söylediler. Biz hâlâ yaşadığını ümit ediyorduk” dedi.
Annesinin gemiden hayatını kaybetmiş halde çıkarıldığını anlatan Özbiler, “Gemiden vefat olarak iki kişi çıkarılmıştı, ikisinden biri benim annemdi. Annemi bulduklarında yaşamıyordu” ifadelerini kullandı.

“Bu kazanın cinayet olduğunu düşünüyorum”
Faciada ihmal bulunduğunu düşündüğünü dile getiren Özbiler, geminin kıyıya yakın bir noktada alabora olduğunu belirterek müdahalenin daha erken yapılıp yapılamayacağının da araştırılmasını istedi.
“Ben bu kazanın cinayet olduğunu düşünüyorum” diyen Özbiler, geminin geçmişi, denetimleri, kaptanın yeterliliği, mürettebatın eğitimi ve sefere çıkış izinlerinin bütün yönleriyle soruşturulması gerektiğini söyledi.
Özbiler, yolcuların can yeleklerini nasıl kullanacaklarını bilmediğini gösterdiğini söylediği görüntülere de dikkat çekerek, mürettebatın acil durum ve tahliye konusunda yeterli eğitime sahip olup olmadığının ortaya çıkarılmasını istedi.
“Sadece kaptan ve mürettebat tek başına günah keçisi ilan edilemez”
Soruşturmanın yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Özbiler, kaptan ve mürettebatın yeterliliği, eğitimi ve olası ihmallerinin araştırılması gerektiğini ancak sorumluluğun bunlarla sınırlandırılamayacağını söyledi.
Geminin denetim ve izin süreçlerinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını isteyen Özbiler; geminin en son ne zaman ve kim tarafından denetlendiği, gerekli izinlerin kimler tarafından verildiği, teknik durumu ile güvenlik şartlarının gerçekten kontrol edilip edilmediği ve sefere çıkmasına hangi kurumların izin verdiğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Facia sırasında denize neden bu kadar mazot boşaldığı, yaşanan tehlike karşısında gerekli müdahalenin neden zamanında yapılmadığı ve geminin neden geri dönmediğinin de yanıtlanması gerektiğini belirten Özbiler, denetim ve izin süreçlerinde herhangi bir ihmal, eksiklik veya sorumluluk bulunup bulunmadığının bağımsız, kapsamlı ve şeffaf bir soruşturmayla ortaya çıkarılması çağrısı yaptı.






