Lefkoşa 22°USD48,62EUR56,49GBP65,71GRAM ALTIN6.776,84 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

“Bu bir kaza değil cinayet!

Geminin denetim süreçlerinden sefere çıkış iznine, şirket yetkililerinden dönemin Ulaştırma Bakanlığı ve Liman Müdürlüğü’ne kadar zincirleme tüm ihmallerin bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılmasını talep eden Özbiler,…

6 dakika okumaHaber: https://www.yeniduzen.com/serap-sahin-198y.htm
Paylaş
“Bu bir kaza değil cinayet!

Girne açıklarında 30 Ağustos tarihinde yaşanan gemi faciası, geride yarım kalan hayatlar ve cevabını bekleyen onlarca soru bıraktı.

Kimi sevdiklerine kavuşamadı, kimi son kez sarılamadığı annesinin ardından kaldı. Evlerde yarım içilmiş kahveler, tamamlanamayan planlar ve bir daha açılmayacak kapılar kaldı…

O yolculardan biri de iki günlüğüne Türkiye’deki akrabalarını ziyaret etmek için yola çıkan Nuray Zeytun’du. Yanındaki iki arkadaşı faciadan sağ kurtuldu, Zeytun ise hayatını kaybetti. Kızı Dilek Özbiler, annesinin ölüm haberini saatler süren belirsizliğin ardından aldı.

Annesinin kaybının ardından “Benim her şeyim yarım kaldı” diyen Özbiler, yaşadığı acının yanında şimdi cevap bekleyen soruların peşinde. Facianın “cinayet” olduğunu düşündüğünü söyleyen Özbiler; geminin denetiminden sefere çıkış iznine, kaptan ve mürettebatın yeterliliğinden şirket ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna kadar tüm sürecin araştırılmasını istiyor.

Soruşturmanın yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlı kalmasına karşı çıkan Özbiler, facianın ardından görevden alınan, dönemin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’ya da tepki gösterdi. Annesinin yasını tuttukları sırada Arıklı’nın gülerek röportaj vermesini “insanlık dışı” olarak nitelendiren Özbiler, Ulaştırma Bakanlığı’nın geminin sefere çıkışındaki sorumluluğunun da araştırılmasını istedi.

“Kimse beni susturamaz” diyen Özbiler’in tek talebi ise adalet: “Belki bu ceza annemi geri getirmez. Ama belki bundan sonra böyle bir facia yaşanmaz.”

“Haberi sosyal medyadan öğrendim”

Annesi Nuray Zeytun’u gemi faciasında kaybeden Dilek Özbiler, geminin alabora olduğu haberini saat 13.10 sıralarında sosyal medyadan öğrendiğini, ilk anda habere inanamadıklarını söyledi. Lefkoşa’dan hızla Girne Limanı’na gittiğini anlatan Özbiler, limana ulaştığında yolcu yakınlarının beklediğini ancak kendilerine resmi makamlardan bilgi verilmediğini söyledi.

“Biz gittiğimizde geminin alabora olduğunu ve yolcuların denizde olduğunu söylediler. İnsanlardan duyduğumuz buydu. Herhangi bir polis ya da herhangi bir merciden açıklama gelmedi bize” diyen Özbiler, daha sonra gemide bulunan bazı yolcuların limanda bekleyen yakınlarını arayarak geminin battığını söylediğini aktardı.

“Annemi bulduklarında yaşamıyordu”

Saatler boyunca annesinden haber almaya çalıştıklarını anlatan Özbiler, önce annesinin özel bir hastaneden Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne sevk edileceği bilgisinin kendilerine verildiğini ve bu nedenle hayatta olduğunu düşündüklerini söyledi.

Özbiler, “Ben saat yediye kadar limanın önündeydim. Annemin vefat ettiğini yediyi on geçe öğrendim. Bize özel bir hastaneden Nalbantoğlu’na gideceğini söylediler. Biz hâlâ yaşadığını ümit ediyorduk” dedi.

Annesinin gemiden hayatını kaybetmiş halde çıkarıldığını anlatan Özbiler, “Gemiden vefat olarak iki kişi çıkarılmıştı, ikisinden biri benim annemdi. Annemi bulduklarında yaşamıyordu” ifadelerini kullandı.

whatsapp-image-2026-09-10-at-10-28-20.jpeg

“Bu kazanın cinayet olduğunu düşünüyorum”

Faciada ihmal bulunduğunu düşündüğünü dile getiren Özbiler, geminin kıyıya yakın bir noktada alabora olduğunu belirterek müdahalenin daha erken yapılıp yapılamayacağının da araştırılmasını istedi.

“Ben bu kazanın cinayet olduğunu düşünüyorum” diyen Özbiler, geminin geçmişi, denetimleri, kaptanın yeterliliği, mürettebatın eğitimi ve sefere çıkış izinlerinin bütün yönleriyle soruşturulması gerektiğini söyledi.

Özbiler, yolcuların can yeleklerini nasıl kullanacaklarını bilmediğini gösterdiğini söylediği görüntülere de dikkat çekerek, mürettebatın acil durum ve tahliye konusunda yeterli eğitime sahip olup olmadığının ortaya çıkarılmasını istedi.

“Sadece kaptan ve mürettebat tek başına günah keçisi ilan edilemez”

Soruşturmanın yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Özbiler, kaptan ve mürettebatın yeterliliği, eğitimi ve olası ihmallerinin araştırılması gerektiğini ancak sorumluluğun bunlarla sınırlandırılamayacağını söyledi.

Geminin denetim ve izin süreçlerinin bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını isteyen Özbiler; geminin en son ne zaman ve kim tarafından denetlendiği, gerekli izinlerin kimler tarafından verildiği, teknik durumu ile güvenlik şartlarının gerçekten kontrol edilip edilmediği ve sefere çıkmasına hangi kurumların izin verdiğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Facia sırasında denize neden bu kadar mazot boşaldığı, yaşanan tehlike karşısında gerekli müdahalenin neden zamanında yapılmadığı ve geminin neden geri dönmediğinin de yanıtlanması gerektiğini belirten Özbiler, denetim ve izin süreçlerinde herhangi bir ihmal, eksiklik veya sorumluluk bulunup bulunmadığının bağımsız, kapsamlı ve şeffaf bir soruşturmayla ortaya çıkarılması çağrısı yaptı.

Özbiler, “Kimin suçu varsa yukarıdan aşağıya, mevki, merci fark etmeksizin hepsinin yargılanmasını istiyorum. Kaptan, mürettebat, liman müdürlüğü, şirket… Bu gemi ne zaman denetlendi? Bunların hepsinin soruşturulmasını ve önümüze belge olarak sunulmasını istiyorum. Her şeyin nasıl olduğuna dair kanıt istiyorum” dedi.

Şirket yetkilileri, denetim mekanizmaları, ilgili kurumlar ve görevini ihmal ettiği tespit edilen kamu görevlilerinin de soruşturma dışında bırakılmaması gerektiğini kaydeden Özbiler, Ulaştırma Bakanlığı ve ilgili tüm denetim makamlarının sorumluluğunun araştırılmasını istedi.

“Kaybedilen canlar bir dosya numarası değildir”

Sorumluluğun yalnızca birkaç kişinin üzerine bırakılmasına karşı çıkan Özbiler, Filo Jet’in sahipleri ve çalışanlarının yanı sıra geminin sefere çıkmasına izin veren ve denetiminden sorumlu olanların da soruşturulmasını istedi.

“Eğer sadece kaptan ve mürettebatın üstüne atılırsa böyle bir suçlama benim acımın üstüne bir daha acı yükler” diyen Özbiler, “Bir tek kaptan ve mürettebatın suçu değil. Bu geminin sefere çıkmasına izin verenler, bu gemiyi denetlemeyenler, liman müdürlüğünde bu sefere çıkarken hangi yetkililer varsa onların da soruşturulmasını istiyorum” diye konuştu.

Özbiler, “Biz bir günah keçisi aramıyoruz. Gerçeği, ihmali ve sorumluları arıyoruz. Eğer bir ihmal varsa kim yaptıysa ortaya çıkarılmalı ve hukukun gerektirdiği şekilde hesap vermelidir. Çünkü kaybedilen canlar bir dosya numarası değildir. Her bir canın hesabı sorulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Annemin son içtiği kahve bile evdeydi”

Annesinin kaybını anlatırken gözyaşlarına hâkim olamayan Özbiler, evlerine döndüğünde karşılaştığı manzarayı şöyle anlattı:

“Ben bu kazada annemi kaybettim. Benim her şeyim yarım kaldı. Eve gittiğimde annemin kahvesi bile teknenin içindeydi, son içtiği kahve bile… Her şeyimiz yarım kaldı. Çok büyük bir acı, tarif edemem. On iki gün geçti üstünden. Alışmak gerçekten çok zor…”

Annesinin yolculuğa çıkarken çok mutlu olduğunu söyleyen Özbiler, “Annem evden giderken o kadar mutlu gitti ki babama bile sarılmadı mutluluktan, Türkiye’ye gidiyor diye. Annemin cansız bedenini getirdik eve. Bu çok acı bir şey. Kimse yaşamadan bilemez” dedi.

“Adalet için sonuna kadar savaşacağım”

Yargıya güvendiğini belirten Özbiler, soruşturmanın beklentilerinin dışında sonuçlanması ya da sorumluluğu bulunan kişilerin kapsam dışında bırakılması halinde annesi ve diğer aileler için mücadelesini sürdüreceğini söyledi.

“Adaletimize güveniyorum. Eğer beklemediğimiz şeyler olursa bunun peşini bırakmayacağım. Hem annem için hem diğer insanlar için, adalet için ne gerekirse her şeyi yapacağım” diyen Özbiler, şöyle devam etti:

“Susmayacağım. Kimse beni susturamaz. Hiçbir makam, merci, hiç kimse. Ben annemi kaybettim. Adalet istiyorum. Hiçbir şey annemi geri getirmez ama biraz olsun içimizdeki ateşi söndürür diye düşünüyorum.”

Özbiler, sorumluların cezalandırılmasının benzer faciaların yeniden yaşanmaması açısından da önemli olduğunu belirterek, “Belki bu ceza annemi geri getirmez. Ama belki bundan sonra böyle bir facia da yaşanmaz” dedi.

“Benim tek beklentim adaletin sağlanması”

Facianın ardından ailesine yeterince ulaşılmadığını da söyleyen Özbiler, cenaze törenine Başbakan Ünal Üstel, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ve CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin katıldığını, Türkiye’den dört milletvekilinin de daha sonra evlerine gelerek kendilerini ziyaret ettiğini anlattı.

Acılarını yaşarken herhangi bir yardım ya da ziyaret beklentisi içinde olmadığını belirten Özbiler, aradan zaman geçtikçe yaşananları daha fazla sorgulamaya başladığını söyledi.

“Benim bir beklentim yok. Benim sadece beklentim hükümetimizden adaletin sağlanması” diyen Özbiler, soruşturulması gereken çok sayıda nokta bulunduğunu belirterek, “Umarım suçu olan herkes soruşturulur ve cezasını alır. Almazsa da annem için sonuna kadar adalet için elimden geleni yapacağım. Diğer aileler için de” ifadelerini kullandı.

“Denizi gördüm, ağlamaya başladım”

15 yıldır yüzme eğitmenliği yaptığını anlatan Özbiler, annesini denizde yaşanan bir faciada kaybetmesinin mesleğini dahi etkileyebilecek bir travmaya dönüştüğünü söyledi.

“Ben yüzme eğitmeniyim. Şu an düşünüyorum, yapabilir miyim diye. Özbiler, Girne’ye gittiğinde yaşadıklarını, “Denizi gördüm, ağlamaya başladım. Girne’ye gitmek istemiyorum. Öyle bir travma yarattı bende. Bunun içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum” sözleriyle anlattı.

Kendilerine psikolojik destek için ulaşan derneklere de teşekkür eden Özbiler, “Bunların hiçbiri annemi geri getirmez” dedi.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler