-*-*-
“Yani zeki – akıllı bir insan kesinlikle ırkçı olamaz” diye bir saptama yapmak o kadar kolay değildir!
-*-*-
Veya “… kişi gerçekten geri zekalıysa, ırkçı olması daha kolaydır” demek, bilimsel bir açıklama kabul edilemez!
-*-*-
Elbette “… zeki veya eğitimli bir insan da ırkçı olabilir”…
Ancak hayattaki gerçekler, tecrübeler dikkatli bakıldığı zaman bize şunu gösteriyor ki, zeki bir insandan kolay kolay ırkçı çıkmaz!
-*-*-
Çevremizdeki çeşitli faşist – ırkçı gruplara baktığımız zaman “zeki insandan faşist olmaz”ın bir gerçek olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz!
-*-*-
Haaa Kıbrıs Türk Toplumu’nun bu konuda ufak bir ayrıcalığı var…
Nedir bu ayrıcalık?
-*-*-
Bizim toplum içerisindeki aşırı milliyetçilik ya da ırkçılık veya faşizm ki üçü bir sepetin yavrucuklarıdır; kişisel çıkar, Türkiye’deki belirli çevrelere şirin görünme hatta yalakalık yapma gibi sebeplerle de “o sepette oturuyor”dur!
-*-*-
Annemin babası – dedem Hüseyin Teralı, elbette İoanna Kuçuradi değildi ama çok zeki biriydi ve insanları etnik kökenlerine göre ayırmayı “onurlu bir görev” kabul etmedi…
-*-*-
Herkesi sevmek, olanakların sınırları içerisinde eğlenmek, hep neşeli olmak, hep güldürmekle geçti hayatı…
-*-*-
Bir tek kişiden nefret ettiğini işitmedim!
-*-*-
En az yüz sene yaşadı; ana dili Kıbrıs Rumcasıydı; hatta bu dilde halk ozanıydı, çatisto ustasıydı…
-*-*-
Yemyeşil gözleri, elbette güneşin de etkisiyle kalıcılaşmış esmer teni ve çok uzun boyu vardı ki antropolojik anlamda Orta Asya’dan gelmediği gayet açıktı!
-*-*-
Gözler çekik, saçlar dümdüz, elmacık kemikleri atık, boy kısa, ata binmekten bacaklar eğri değildi!
-*-*-
Kimsenin etnik kökeni beni ilgilendirmez, dedeminki de ilgilendirmedi!
-*-*-
Çünkü dedem, yaşadığı ülke Kıbrıs’ı, doğduğu köyü Tera’yı ve Bafidi olmayı gururla anlatan biriydi ancak “tekrar edeyim” kimseyi, rengine, dinine, inancına göre ayırmamıştı, ayırmazdı!
-*-*-
Haaa Nazım Hikmet’in yazdığı gibi, “…
“Sarışın bir kurda benziyordu / Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı”; hç değildi!
-*-*-
Dedem Türkçeyi anlaşacak kadar bilirdi ama bu dil, sanırım üçüncü diliydi çünkü 4-5 yıl İngiliz Ordusu’nda Süveyş’te ve Yunanistan’da görev yapmıştı… Yani ikinci dili İngilizceydi…
-*-*-
Dedeme sormuştum; “Biz nereliyik be dede?”
“Bildiğim kadarıyla Girit ya da İtalya” demişti!
Umurunda değildi nereden gelmiş olmak, doğduğu – yaşadığı yeri sevmek önemliydi!
-*-*-
“Yani biz Türk değil miyiz?” sorusuna verdiği yanıt da, “… Kıbrıslı” şeklinde tek kelimeydi!
-*-*-
Türkiye’nin önde gelen filozoflarından, akademisyenlerinden ve insan hakları düşünürlerinden
biri olan Ioanna Kuçuradi vefat etti…-*-*-
Profesör Doktor Kuçuradi’nin insan hakları konusunda felsefenin efsanelerinden biri kabul edilir…
-*-*-
Çok akademik tartışmaya girecek kapasitede değilim elbette ama Kuçuradi,
“İstanbul'da, Rum bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişim” diye kendisini tarif eden ama etnik kökeni asla tartışılmamış bir büyük filozoftu…
-*-*-






