"Bugün de bıçaklanmadım..."
"Bugün de ezilmedim..."
"Bugün de şiddete uğramadım..."
"Bugün de kanım akmadı..."
Bu memleketi yıllardır sürükledikleri "sağ" kulvarın, kimse için pek "salim" bir liman yaratmadığı aşikâr. Gelecek güvencesinden yoksun, sığ bir sürükleniş bu.
Şimdi kalkıp desek ki: “Gelin, bu adanın kuzeyine Avrupa Birliği standartlarında bir giriş-çıkış denetimi getirelim…”
Mümkün mü?
Siyasal iradenin sınırları, elçilik koridorlarında çekilen kulaklarla çizilmişken...
Ama dahası...
Adanın kuzeyine Avrupalı turist gelmiyor ki...
Öyle bir yer yarattılar, öyle bir yersizlik yurtsuzluk hali...
Görüyorsunuz gelenleri, gidenleri...
Yabancıya “yabancı” demek zor bu ülkede, yerliye “yerli”!
Yabancının da yerlisi var...
Yerlinin de yabancısı (!)
Kim kimdir, kim nerelidir, kim hangi hukuka tabidir; artık kimse emin değil.
Ama asla toprak vermeyiz ha!
Tek karış...
Bıçaklana bıçaklana ölürüz bu toprakta...
Ezile ezile...
Maraş'ı bile koklatmayız; telleriz, kokuturuz, çürütürüz ve turiste açarız!
Gel gör cinayetimizi (!)
***
Ne söylemek gerekiyor, sevgili Serap Şahin'in araştırmasını okuduktan sonra örneğin...






