A+
A-
YENİDÜZEN - Özel
IQOS’un Kuzey Kıbrıs’ta 2017’de başlayan yolculuğunda yeni nesil mağaza konseptiyle açılan yeni dönem, bu kez adanın sanatına, kültürüne ve gastronomisine uzanan iki farklı yaratıcı iş birliğini de beraberinde getirdi. Sanatçı Batu Gündal ve Şef Ceren Karapaşa, aynı hikâyeyi iki farklı disiplinin diliyle anlattı: Biri adanın görsel güzelliklerini sanat eserine, diğeri damak tatlarını çağdaş bir gastronomi deneyimine dönüştürdü.
Lefkoşa’da açılan yeni IQOS mağazasında kalıcı olarak yerini alan Batu Gündal’ın “Island Story” adlı eseri; bakırdan Lefkara işine, Büyük Han’dan Bellapais ve Salamis’e, Akdeniz’in turkuaz sularından adanın coğrafi dokusuna uzanan farklı referansları aynı kompozisyonda buluşturuyor.
Şef Ceren Karapaşa ise aynı yolculuğu mutfakta kurdu. Şeftali kebabı, molehiya, pirohu, patates köftesi, harnup ve sulu muhallebi gibi Kıbrıs mutfağının hafızasında güçlü bir yere sahip tatları çağdaş teknikler ve farklı sunumlarla yeniden yorumladı.
İki çalışma ilk bakışta birbirinden oldukça farklı iki alana ait. Ancak Gündal ve Karapaşa’nın anlatılarında ortak bir nokta öne çıkıyor: Bilinen ve tanıdık olanı korurken onu tekrar etmemek; geçmişten gelen bir referansı bugünün diliyle yeniden anlatmak.
Gündal için yerellik, sembolleri olduğu gibi kullanmaktan çok, yaşadığı coğrafyayı anlayarak kendi sanat diliyle yeniden yorumlamak anlamına geliyor. Karapaşa içinse yerel mutfağı çağdaşlaştırmanın sınırı, o lezzetin insanlarla kurduğu duygusal bağı kaybetmemesinde yatıyor.
Bu nedenle biri görsel, diğeri gastronomik iki çalışma aslında aynı sorunun peşinden gidiyor: Bir adanın hafızası, klişelere düşmeden nasıl yeniden anlatılabilir?

Batu Gündal ve Ceren Karapaşa ile IQOS için gerçekleştirdikleri yaratıcı iş birliğini, “yerellik” kavramını, sanat ile gastronominin kesiştiği noktaları ve tanıdık olanı yeniden yorumlamanın sınırlarını konuştuk.
İkiniz de aynı proje kapsamında bu toprakları farklı disiplinlerden anlatıyorsunuz. Kendi açınızdan bu ortak hikâyeyi nasıl tanımlarsınız?
-Batu Gündal:
Ben adayı görsel hafıza üzerinden ele aldım. Bakır, Lefkara işi, mimari referanslar, deniz ve kum gibi farklı katmanları tek bir kompozisyon içerisinde buluşturdum. Island Story’de amaç tek bir imge yaratmak değil, adanın çok katmanlı yapısını hissettirmekti.-Ceren Karapaşa:
Benim tarafımda ise aynı yaklaşım tatlar üzerinden ilerledi. Şeftali kebabı, molehiya, pirohu, patates köftesi, harnup ve sulu muhallebi gibi hepimizin çok iyi bildiği tatları seçtim. Onları özünü kaybetmeden yeni teknikler ve formlarla yeniden yorumladım.Sanat ve gastronomi ilk bakışta çok farklı alanlar. Sizce bu projede nerede buluşuyorlar?
-Batu Gündal:
İkisinin de merkezinde yorumlama var. Ben bir mimari detayı ya da zanaat motifini alıp çağdaş bir görsel dilin içine taşıyorum.-Ceren Karapaşa:











