A+
A-
Avukat Aslı Murat, Sayıştay’ın hız tespit kameralarına ilişkin yayımladığı denetim raporuna işaret etti, Başsavcılık ve polisin rapordaki ihmal ve usulsüzlükleri gecikmeksizin soruşturması gerektiğini vurguladı.
Murat, “Ceza yasasına göre görevin ihmali ve görevi kötüye kullanma bakımından Başsavcılık bütün sorumluluk zincirini gözeterek harekete geçmeli” dedi.
Sayıştay Başkanlığı’nın 15 Eylül 2026 tarihli hız tespit kamerası sistemine ilişkin denetim raporunu ele alan Avukat Aslı Murat, konunun salt bir “radar cezası” meselesi olmadığını, kamu kaynaklarının ve can güvenliğinin hiçe sayıldığı ağır bir yönetim zafiyeti içerdiğini belirtti.
Yaklaşık 600 milyon TL’lik cezanın tahsil edilemeyerek havada kaldığına ve çalışan sistemin gerekçesiz şekilde devre dışı bırakıldığına dikkat çeken Murat, idarenin sorumluluktan kaçtığını ifade ederek yargı mekanizmasının devreye girmesi çağrısında bulundu.
"Başsavcılık ve polis gecikmeksizin gereğini yapmalı"
Raporun kimseyi doğrudan peşinen suçlu ilan etmediğini ancak çok somut fiil ve ihmalleri gün yüzüne çıkardığını hatırlatan Murat, konunun yargısal boyutuna işaret etti:
"Ortaya konan fiil ve ihmallerin; kamu zararı, Ceza Yasası’na göre görevin ihmal edilmesi ve koşulları oluşmuşsa görevi kötüye kullanma suçları bakımından polis ve Başsavcılık tarafından ciddiyetle değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle Sayıştay’ın Hukuk Dairesi’ne gönderdiği raporun gecikmeksizin ve bütün sorumluluk zinciri gözetilerek ele alınması şarttır."
"Çalışan sistemi söktük, yenisini çalıştıramadık"
Yaklaşık 20 yıldır devrede olan eski kamera sisteminin neden değiştirildiğine dair Sayıştay’ın incelemelerinde hiçbir resmi rapor veya gerekçeli karara rastlanmadığını aktaran Murat, Sayıştay’ın sorularının da yanıtsız bırakıldığını belirtti.
Eski kameralar veri toplarken yazılım erişiminin kapatıldığını, ardından cihazların sökülerek ambarlarda çürümeye terk edildiğini vurgulayan Murat, Sayıştay denetimi sırasında kurumların birbirini işaret ettiğine dikkat çekti, bürokrasideki kaçamak tutumu sert sözlerle eleştirdi:
"Müsteşar Trafik Dairesi'ne, Trafik Dairesi Bakanlığa, Bakanlık yeniden Daireye pas atıyor. Devlet yönetiminde top çevirmenin adı koordinasyon değildir! Sayıştay’ın sorularına cevap verilmemesi, bilgi ve belgelerin gizlenmesi kabul edilemez. Kamu gücünü kullanan hiç kimse 'ben yaptım oldu' diyemez. İdare keyfi davranamaz; kararının gerekçesini sunmak, kamu malını korumak ve hesap vermek zorundadır."
"Siyasi sorumluluk bir müdürün sırtına yüklenemez"
Ceza sorumluluğunun kişisel olduğunu ancak tablonun geniş bir siyasi ve idari sorumluluk doğurduğunun altını çizen Murat, hükümetin bu tablodan sıyrılamayacağını vurguladı:
"Bu büyüklükte bir yönetim ve denetim sorununun siyasi sorumluluğunu tek bir müdürün veya müsteşarın üzerine bırakıp geçemezsiniz. Hükümetin başı olmak; tüm bakanlıkları denetlemek, hukuka uygunluğu sağlamak ve hesap vermektir. Sonuçta kaybedilen yalnız para değil; hepimizin parası, hepimizin can güvenliği ve devletten hesap sorma hakkımızdır."