Halkın Partisi milletvekili adayı ve Parti Sözcüsü Aral Moral, Kıbrıs Postası TV’de Mutafa Baflı ve Vatan Mehmet’in hazırlayıp sunduğu Duruş Noktası programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE YAPTIKLARIMIZ BUNDAN SONRASİ İÇİN TAAHHÜDÜMÜZDÜR”
Yolsuzlukla mücadele ve milletvekili dokunulmazlıklarına ilişkin soruları da yanıtlayan Moral, Halkın Partisi’nin geçmişte bu konularda ortaya koyduğu çalışmaların ortada olduğunu ve bunun seçmen tarafından da görüldüğün belirtti.
Yeni bir yolsuzlukla mücadele otoritesi kurulmasının zorunlu olmadığını savunan Moral, mevcut kurumların etkin biçimde çalıştırılmasıyla sonuç alınabileceğini ifade etti.
Sahte diploma soruşturmaları kapsamında Halkın Partisi’nin yaptığı girişimlere değinen Moral,
Milletvekili dokunulmazlıklarının sınırlandırılması konusunda da partisinin uzun süredir şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesini savunduğunu belirten Moral, seçim sonrasında siyasi partilerin bu konudaki samimiyetlerinin ortaya çıkacağını söyledi.
Aral Moral, seçim döneminde uygulanabilirliği belirsiz vaatlerden kaçındıklarını belirterek, “Önemli olan sorunları doğru tespit etmek ve uygulanabilecek çözümler ortaya koymaktır” mesajı verdi.
Halkın Partisi’nin açıkladığı yeni yol haritasını değerlendiren Moral, partisinin hem Meclis’e hem de hükümet sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.
2022 yılında alınan sine-i millet kararından pişmanlık duymadıklarını ifade eden Moral, Halkın Partisi’nin geçen süreçte toplumun farklı kesimleriyle temas ederek politikalarını geliştirdiğini belirtti.
“AKADEMİSYENLERİN ÖZLÜK HAKLARI İÇİN YASAL DÜZENLEME HEDEFİMİZDİR”
Çalışma yaşamına ilişkin değerlendirmelerinde özellikle özel üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin özlük haklarına dikkat çeken Moral, bazı akademisyenlerin sosyal sigorta ve diğer yasal yatırımlarının asgari ücret üzerinden yapıldığını, ücretlerinin kalan bölümünün ise farklı ödeme kalemleri altında verildiğini ileri sürdü.
Bir profesörün gelirinin asgari ücret üzerinden gösterilmesinin kabul edilebilir olmadığını vurgulayan Moral, genel olarak özelde çalışanların eğitim, mesleki yeterlilik, deneyim ve sahip oldukları sertifikalar dikkate alınarak ücretlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ücretin bir bölümünün prim olarak gösterilmesi uygulamasının da yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Moral, performansa bağlı prim ile çalışanın asli maaşının birbirinden ayrılması gerektiğine işaret etti.
Özel üniversitelerde yaz dönemlerinde maaş alamayan ve iş güvencesi sorunu yaşayan akademisyenler bulunduğunu da ifade eden Moral, bu sorunların yalnızca yükseköğretim alanıyla sınırlı olmadığını, özel sektörün genelinde benzer uygulamaların görüldüğünü kaydetti.
“EVSİZ EMEKLİLER SORUNUYLA KARŞI KARŞIYA KALABİLİRİZ”
Sosyal güvenlik sistemindeki sorunlara değinen Moral, çalışanların gerçek maaşları yerine asgari ücret üzerinden sigortalanmasının gelecekte ciddi emeklilik sorunları yaratacağı uyarısında bulundu.
25 yıl boyunca asgari ücret üzerinden yatırımı yapılan bir çalışanın emeklilikte alacağı gelirin yetersiz kalacağına dikkat çeken Moral, mevcut uygulamaların sürmesi durumunda ülkede “evsiz emekliler” olarak tanımlanan yeni bir sosyal sorunla karşılaşılabileceğini ifade etti.
“EMEKLİLİK YAŞI KONUSUNDA POPÜLİZMDEN UZAĞIZ”
Emeklilik yaşının 55’e düşürülmesi yönündeki tartışmaları da değerlendiren Moral, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesi incelenmeden böyle bir taahhütte bulunmanın popülizm olacağını belirtti.
Moral, emeklilik düzenlemelerinin yalnızca bugünkü çalışanları değil, sistemin uzun vadeli mali sürdürülebilirliğini de dikkate alması gerektiğini vurguladı.
“YABANCI İŞ GÜCÜ İHTİYACA GÖRE VE DENETİMLİ GELMELİ”
Yabancı çalışanların aile birleşimi konusundaki önceki açıklamalarına yönelik eleştirilere de yanıt veren Moral, herhangi bir topluluğa karşı ayrımcı bir yaklaşım içerisinde olmadığını söyledi.
Mart 2026 itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ait 46 bin 366, üçüncü ülke vatandaşlarına ait ise 43 bin 56 çalışma izni bulunduğunu belirten Moral, ülkedeki iş gücü profilinin değiştiğine dikkat çekti.
Yabancı çalışanların ülkeye getirilmesinde aracılık yapan kişi ve kuruluşlar üzerinden ciddi kazançlar elde edildiğini iddia eden Moral, bu alandaki uygulamaların denetlenmesi gerektiğini söyledi.
Çalışanların insanca barınma, ücret ve sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkını savunduklarını belirten Moral, aile birleşimi uygulamalarında ise gelir düzeyi, barınma koşulları ve kamu hizmetlerinin kapasitesi gibi kriterlerin dikkate alınmasını önerdi.
Kontrolsüz nüfus hareketlerinin sağlık, eğitim, su kaynakları ve diğer kamusal hizmetler üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Moral, çözümün yabancı çalışanların haklarını kısıtlamak değil, iş gücü politikalarını planlı ve denetlenebilir hale getirmek olduğunu ifade etti.
“ÖNCE ALT YAPI, SONRA NÜFUS SAYIMI”
Nüfus sayımı konusuna da değinen Moral, hükümete gelir gelmez nüfus sayımı yapacaklarını söylemenin tek başına yeterli olmadığını belirtti.
Kamu kurumlarının ellerindeki verilerin birbirleriyle uyumlu ve güncel olması gerektiğini ifade eden Moral, bu altyapı oluşturulmadan gerçekleştirilecek nüfus sayımının kısa sürede güncelliğini kaybedeceğini söyledi.
Nüfus kayıtları, ölüm bildirimleri ve diğer kamu verilerinin ortak bir sistem içerisinde güncellenmesinin önemine dikkat çeken Moral, sağlıklı nüfus verilerinin kamu personeli planlamasından sağlık ve eğitim yatırımlarına kadar birçok alanda belirleyici olduğunu kaydetti.
“HEDEF KAMUYU AŞAĞIYA ÇEKMEK DEĞİL, ÖZEL SEKTÖRÜ GÜÇLENDİRME OLMALI”
Göç Yasası kapsamında yaşanan ücret ve özlük hakkı farklılıklarına da değinen Moral, kamu çalışanlarının maaşlarını düşürerek özel sektöre yönlendirme anlayışının beklenen sonucu vermediğini söyledi.
Moral, “Kamunun cazibesini aşağı çekmek değil, özel sektörün cazibesini artırmak gerekir” görüşünü dile getirerek çalışma koşullarının iyileştirilmesi, ücret adaletinin sağlanması ve sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“HEDEF ENFLASYON BELİRLENMELİ”
Hayat pahalılığı konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Moral, yalnızca maaşları artırmaya dayalı politikaların yeterli olmadığını söyledi.
Hükümetin somut bir hedef enflasyon ortaya koyması gerektiğini savunan Moral, özellikle gıda, sağlık ve eğitim harcamalarının hane halkı bütçesinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Kamusal sağlık ve eğitim hizmetlerindeki yetersizliklerin vatandaşları özel sektörden hizmet almaya yönlendirdiğini ifade eden Moral, bunun da ailelerin yaşam maliyetlerini artırdığını kaydetti.
Halkın Partisi’nin genel sağlık sigortası konusunda kapsamlı bir çalışma hazırladığını söyleyen Moral, ilaç takip sisteminin geliştirilmesi, kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesi ve kaynakların daha etkin kullanılması gerektiğini vurguladı.