Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Genel Sekreteri Adnan Zekai, Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen istihdamı ve öğrenci kontenjanlarına ilişkin uygulamalarını eleştirerek, Bakanlığın seçim öncesi siyasi rant sağlamaya yönelik hareket ettiğini dile getirdi.
Zekai, yazılı açıklamasında Eğitim Bakanlığı’nın okulların gerçek ihtiyaçlarını karşılamadığını belirterek, “Eğitim Bakanlığı rüşvet–yolsuzluk–usulsüzlük bakanlığına dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.
Okulların yarın eksik kadrolarla açılacağını belirten Zekai, Genel Ortaöğretim ve Meslek Liselerinde onlarca öğretmen eksikliği bulunduğunu, yüzlerce ders saatinin ise boş geçeceğini ileri sürdü.
Zekai, Bakanlığın kendi belirlediği öğretmen ihtiyaçlarını dahi karşılamadığını savunarak, 22 branşta toplam 91 öğretmen atamasının eksik yapıldığını, buna karşın 10 branşta ihtiyaç fazlası öğretmen istihdamına yönelindiğini iddia etti.
Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nu eleştiren Zekai, Bakanlığın okulların gerçek ihtiyaçlarını gidermek yerine geçici öğretmenlik, Türkiye’den öğretmen görevlendirilmesi, ideolojik tercihler ve torpile dayalı istihdam uygulamalarıyla belirli çevreleri memnun etmeye çalıştığını öne sürdü.
Okullarda akran zorbalığı, şiddet ve davranış sorunlarının arttığını belirten Zekai, öğrencilerin psikolojik, sosyal ve eğitsel destek ihtiyacının büyüdüğünü ifade ederek, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik ile Özel Eğitim branşlarında yalnızca birer öğretmen istihdam edildiğini söyledi.
Zekai, “Bir tarafta sınavlarını başarıyla geçmiş, atanmayı bekleyen öğretmenler işsiz bırakılırken; diğer tarafta okullarımız ve öğrencilerimiz öğretmensiz bırakılmıştır” dedi.
Eğitim Bakanlığı’nın son uygulamalarını da eleştiren Zekai, sınavla öğrenci alan Gazimağusa Türk Maarif Koleji, Türk Maarif Koleji ve Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi gibi okullarda puanların düşürülerek öğrenci sayısının artırıldığını savundu.
Bu uygulamaların hiçbir objektif kritere dayandırılmadığını öne süren Zekai, kararların seçim öncesi kişiye özel uygulamalar şeklinde hayata geçirildiğini iddia etti.
Zekai, söz konusu uygulamaların sınıf mevcutlarını artırmasının yanı sıra daha önce başka okullara kayıt yaptıran öğrencilerin bu okullara alınmasına, sınıf, ders ve öğretmen planlamalarının bozulmasına neden olduğunu belirtti.
Sınıf Geçme Sınav Tüzüğü’nde yapılan değişiklikleri de gündeme getiren Zekai, eğitimde kuralların sonradan değiştirilmesini eleştirerek, “Eğitimde kuralın ve ölçütün kişiye göre değiştirilmesini olağanlaştıran aynı anlayışın devamıdır” ifadelerini kullandı.
Zekai, sınavla öğrenci alan okullarda puanların ve kontenjanların sonradan değiştirilmesinin çocuklara yanlış mesaj verdiğini savunarak, “Çocuklarımıza daha küçük yaşlardan itibaren yasanın, kuralın, sınav puanının, liyakatin ve adaletin bir öneminin olmadığı; kuralların sonradan değiştirilebileceği, siyasi ilişki ve ayrıcalığın ise kuralların önüne geçebileceği mesajı bizzat Eğitim Bakanlığı eliyle verilmektedir” dedi.
Eğitim sisteminin çocuklara adalet, eşitlik, dürüstlük ve kurallara saygı kazandırması gereken bir alan olduğunu vurgulayan Zekai, Bakanlığın uygulamalarının ise kuralsızlığı, adaletsizliği ve ayrıcalığı normalleştirdiğini ileri sürdü.
Zekai, “Kişiye özel ve sağlayacağı siyasal ranta göre işiniz görülür mesajı veren bir Eğitim Bakanı, toplumun adalet duygusunu ve kamusal ahlakı çürüten başlıca etkenlerden biridir” ifadelerini kullandı.
Kuralların, puanların, liyakatin ve eşitliğin siyasi hesaplara göre esnetilmesinin yalnızca eğitim sistemine değil, hukuk devletine duyulan güvene de zarar verdiğini belirten Zekai, Eğitim Bakanlığı’nı yolsuzluk, usulsüzlük ve yasasızlık iddialarının odağına sürükleyen anlayışın geleceği ve toplumsal değerleri tehdit ettiğini kaydetti.
Zekai, polis, savcılık, denetim makamları ve kamuoyuna çağrıda bulunarak, yaşananların görmezden gelinmemesini ve kamusal yetkinin hangi amaçla ve kimlerin yararına kullanıldığının sorgulanmasını istedi.
Zekai, açıklamasının sonunda, “Ahlaki çöküntüyü, usulsüzlüğü, ayrıcalığı ve siyasi kayırmacılığı normalleştiren bu anlayış; başta Eğitim Bakanlığı olmak üzere kamunun tüm alanlarından temizlenmediği sürece toplumun adalete, devlete ve geleceğe olan güvenini yeniden tesis etmek mümkün olmayacaktır” ifadelerine yer verdi.