Kongre'deki dengeleri doğrudan tayin edecek ara seçimler 3 Kasım'da yapılacak. Seçimler öncesinde açıklanan son makroekonomik veriler, hanehalkının hem temel harcama kalemlerinde hem de uzun vadeli borçlanma maliyetlerinde eş zamanlı bir baskıyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Yönetimin enflasyonu düşürmeye ve fiyat artışlarını kontrol altına almaya yönelik adımlarına rağmen piyasalardaki katılık ve finansal göstergelerdeki tırmanış seçim sürecinin ana eksenini oluşturuyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başında 4 doların altında olan dizel fiyatlarının ülke genelinde 6 doları aşması ve benzinin 4 doların üzerinde kalması tedarik zincirinden market raflarına kadar geniş bir alanda maliyetleri yukarı çekiyor.
Konut kredisi faizlerinin yüzde 7'ye yaklaşması ev finansmanının önünde büyük bir engel olarak öne çıkarken, tahvil faizlerindeki yükseliş finansal piyasalardaki baskıyı artırıyor.
ENERJİ MALİYETLERİNDEKİ YUKARI YÖNLÜ BASKI SÜRÜYOR
Ekonomide dikkat çeken ilk ve en görünür gösterge akaryakıt cephesinde yaşanan olağanüstü fiyat artışları olarak öne çıkıyor. Orta Doğu'da süren gerilim ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD'de enerji maliyetlerine ilişkin endişeleri canlı tutuyor.
Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, benzinin ülke genelindeki ortalama fiyatı 14 Eylül itibarıyla galon başına 4,32 dolar seviyesine yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde galon başına ortalama 3,18 dolar olan benzin fiyatlarının yıllık bazda yüzde 35,9 arttığı dikkati çekiyor.
Taşımacılık, lojistik ve tarım sektörlerinin ana yakıtı olan dizelde de tarihi zirveler görülüyor. AAA verilerine göre ABD'de motorinin ortalama galon fiyatı, 14 Eylül'de 6,23 dolar ile rekor seviyeyi gördü.
Geçen yılın aynı döneminde galon başına ortalama 3,69 dolar olan motorin fiyatının yıllık bazda yüzde 68,7 yükseldiği hesaplanıyor. Motorinin ortalama fiyatı California eyaletinde ise 8 doları aştı.
Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş yalnızca nakliye şirketlerinin maliyetlerini artırmakla kalmıyor, tarladan fabrikaya, depolardan market raflarına kadar tedarik zincirindeki her aşamada maliyetleri katlayarak tüketici fiyatlarına yansıyor.
ENFLASYON HEDEFİN ÜZERİNDE KALMAYA DEVAM EDİYOR
Akaryakıt giderleri Amerikalıların bütçesini sarsan kalemler arasında ilk sıralarda yer alırken enflasyona yönelik riskleri artırıyor. ABD'de son açıklanan veriler, enflasyonun ABD Merkez Bankasının (Fed) hedefinin üzerinde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ağustosta aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Benzin fiyatları ağustosta aylık bazda yüzde 3,9 artarken, enflasyondaki aylık artışın üçte birinden fazlasını oluşturdu. Benzin fiyatları yıllık bazda da yüzde 27,4 yükseldi.
Enerji endeksi ağustosta aylık yüzde 2,1 ve yıllık yüzde 16,3 arttı. ABD'de üretici enflasyonu da ağustosta hızlandı. Ülkede Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), ağustosta aylık bazda yüzde 0,4 ile beklentiler dahilinde, yıllık bazda yüzde 5,4 ile tahminlerin üzerinde arttı.
Ülkede iş gücü piyasasının güçlü, enflasyonun ise hedefin üzerinde olduğuna işaret eden veriler, faiz artışı beklentilerini güçlendirdi.
CME Group verilerine göre 14 Eylül itibarıyla piyasalar, Fed'in 15-16 Eylül'deki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırma ihtimalini yüzde 90'ın üzerinde fiyatlıyor.
KONUT SEKTÖRÜNDE YÜZDE 7'LİK MORTGAGE EŞİĞİNE YAKLAŞILDI
Ekonomideki bir diğer kritik baskı unsuru ise doğrudan konut ve mortgage piyasasında yaşanıyor. Mortgage Bankalar Birliği (MBA) verilerine göre, ABD'de 30 yıl vadeli mortgage için ortalama faiz oranı 4 Eylül'de sona eren haftada yüzde 6,85'e çıkarak Haziran 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Yeniden finansman başvuruları ise Mayıs 2025'ten bu yana görülen en düşük seviyeye indi.
MBA Başkan Yardımcısı Joel Kan konuya ilişkin değerlendirmesinde, enflasyona ve federal bütçe açığına ilişkin yatırımcı endişelerinin devam etmesiyle konut kredisi faizlerinin yükseldiğini bildirdi.
Mortgage faizlerinin yüzde 7 seviyesine yaklaşması, ilk kez ev sahibi olmayı planlayan genç ailelerin ve orta gelir grubunun piyasadan tamamen çekilmesine neden oluyor.
Mevcut ev sahipleri ise ellerindeki düşük faizli eski kredileri kaybetmemek adına taşınmaktan ve mülklerini satışa çıkarmaktan kaçınıyor.






