Halkın Partisi (HP) Merkez Yönetim Kurulu üyesi Yusuf Avcıoğlu, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda (Kıb-Tek) yaşanan mevcut krizin doğru bir stratejik vizyonla ele alınması halinde adanın enerji geleceği açısından bir dönüşüm fırsatına çevrilebileceğini savundu.
Avcıoğlu yaptığı açıklamada, Teknecik Elektrik Santrali’nde hasar gören makinelerin yalnızca fuel-oil ile çalışacak şekilde eski haliyle tamir edilmesinin büyük bir kaynak israfı olacağını belirterek, söz konusu ünitelerin yaklaşan doğal gaz projesine uyum sağlayacak şekilde çift yakıtlı (dual-fuel) sisteme dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Oruç Reis gemisinin Girne açıklarında görüntülenmesinin, Türkiye ile Kıbrıs’ı birbirine bağlayacak doğal gaz boru hattı projesinin ilerlemeye devam ettiğini gösterdiğini savunan Avcıoğlu, Teknecik’te kırılan makinelerle ilgili yasal düzeyde hesap sorma haklarını saklı tuttuklarını kaydetti.
Avcıoğlu, “Bahse konu ünitelerin yeniden yalnızca fuel-oil ile çalışacak şekilde eski halleriyle tamir edilmesi büyük bir kaynak israfı olacaktır” diyerek, makinelerin hem doğal gaz hem de fuel-oil ile çalışabilecek çift yakıtlı sisteme dönüştürülerek yenilenmesinin “tarihsel bir zorunluluk” olduğunu belirtti.
Böyle bir modernizasyonun Kıb-Tek’in üretim maliyetlerini kalıcı olarak düşüreceğini, çevre kirliliğini minimuma indireceğini ve kurumu geleceğin enerji ekosistemine entegre edeceğini ifade etti.
“SİGORTA OYUNUYLA KURUMUN GELECEĞİ İPOTEK ALTINA ALINIYOR”
Kıb-Tek’in mevcut idari yapısının rasyonel risk yönetiminden uzak adımlarla kurumun geleceğini ipotek altına aldığını ileri süren Avcıoğlu, Teknecik’teki üretim ünitelerinin finansal risk altında olduğunu savundu.
Yeni sigorta poliçesinde, geçmişte 181 milyon doların üzerinde koruma sağlayan “Makine Kırılması Sigortası” kaleminin tamamen kaldırıldığını iddia eden Avcıoğlu, stratejik varlıkların sigorta güvencesinden mahrum bırakılmasının olası büyük arızalarda hasar maliyetinin önemli bölümünün Kıb-Tek’in, dolayısıyla halkın karşılaması riskini doğurduğunu söyledi.
Avcıoğlu, bunun kamu eliyle üretim modelini tehlikeye attığını ve kurumun geleceğini riske soktuğunu savundu.
YÖNETSEL HATALAR VE ŞEFFAFLIK ELEŞTİRİSİ
Teknecik’teki teknik raporlara yansıyan yakıt kalitesi sorunları, kronik bakım ihmalleri ve ünitelerin zorlanmasının hasar riskini artırdığını öne süren Avcıoğlu, sigorta şirketlerinin bu yönetsel risk birikimi karşısında teminat sunmaktan kaçınmasının veya ağır şartlar dayatmasının kaçınılmaz hale geldiğini iddia etti.
İdari mekanizmanın altyapıyı iyileştirmek yerine ana makine kırılması güvencesini poliçeden kaldırarak kurumu hasarlara karşı korumasız bıraktığını savunan Avcıoğlu, hasarların gerçek nedenleri ile yakıt standartlarını kayıt altına alan bağımsız ekspertiz denetimlerinin de zayıflatıldığını ileri sürdü.
“MALİ DENETİM RAPORLARI BEŞ YILDIR YAYIMLANMIYOR”
Kıb-Tek’in mali denetim raporlarının beş yıldır kamuoyuyla paylaşılmadığını iddia eden Avcıoğlu, bu süreçte bankalardaki overdraft limitlerinin artırılmasının kurumun yapısal sorunlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Teknik açıdan daha düşük maliyetle üretim yapabilecek dizel jeneratörler ve buhar türbinlerinin idari ihmaller nedeniyle devre dışı kaldığını savunan Avcıoğlu, eksilen enerjinin yüksek maliyetli gaz türbinleri, AKSA ve Güney Kıbrıs’tan ithal edildiğini belirtti.
Bu durumun Kıb-Tek’i yüksek faizli ve günübirlik borçlanmalarla sürdürülen bir overdraft yükünün altına soktuğunu ileri süren Avcıoğlu, pahalı dış enerji sarmalının finansmanı için borç limitlerinin artırılmasının ve aynı zamanda koruyucu sigorta kapsamının daraltılmasının finansal açıdan sürdürülemez olduğunu savundu.
“SORUMLULAR HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERMELİ”
Avcıoğlu, mali denetimden kaçan, kurum bütçesini sınavsız istihdamlar ve usulsüz terfilerle şişiren ve yüksek faizli borçlarla günü kurtarmaya çalışan bir yönetim anlayışının Kıb-Tek’in enerji arz güvenliğini riske attığını öne sürdü.
Bunun sonucunda faturanın Kıbrıs Türk halkına yüksek zamlar ve uzun süreli elektrik kesintileri olarak yansıyacağını savunan Avcıoğlu, milyonlarca dolarlık kamu varlığının güvencesiz bırakılmasının basit bir yönetim hatası olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Avcıoğlu, kamu kaynaklarını verimsiz kullandığını ve kurumu mali ve operasyonel risk sarmalına sürüklediğini ileri sürdüğü sorumluların, aldıkları kararlar ve kuruma verdikleri zararlar nedeniyle hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirtti.