İklim krizinin etkisindeki Akdeniz ülkelerinden Yunanistan’da orman yangınları bu yıl 300 bin dönümün üzerinde ormanlık alanı yok etti.
Yunanistan, iklim krizinin de etkisiyle aşırı sıcaklık, kuraklık ve kuvvetli rüzgarların etkili olduğu 2026 yazında onlarca orman yangınıyla mücadele etti.
Avrupa Orman Yangınları Bilgi Sistemi (EFFIS) verilerine göre, Yunanistan’da 2026’da 300 bin dönümün üzerinde orman kül oldu.
ATİNA VE ÇEVRESİNDEKİ ORMANLIK ALANLAR
EFFIS verilerine göre, 2018’den bu yana Atina ve çevresini kapsayan Attika Bölgesi’nde 480 bin dönümün üzerinde alan yandı.
Bu dönemde Attika Bölgesi’ndeki ormanların yüzde 42’si yok oldu.
Viotia’da 31 Temmuz’da başlayan, Porto Germeno, Psatha, Alepohori gibi birçok sahil kasabası ve köyünü etkileyen, aynı zamanda uzmanların “Mega yangın” olarak nitelendirdiği afette Atina’nın yanı başındaki yaklaşık 110 bin dönüm alan kül oldu.

Yangının yaşandığı Megara Bölgesi’nde çalışan uzman Pilis, yangının sonuçlarının sadece yanan ağaçlardan ibaret olmadığını, çok geniş bir alanın yanması ve doğal bitki örtüsünün yok olmasının ekosistem, fauna, yerel mikroiklim ve insan sağlığı üzerinde de olumsuz etkileri olacağını vurguladı.
BİTKİ ÖRTÜSÜ, HAYVANLAR VE İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Pilis, bu bölgede Halep çamından oluşan orman örtüsünün yok olmasına işaret ederek ormanın kendini yenileme sürecinde yanan alanın tamamen tekrar çam ormanı olmasının söz konusu olamayabileceğini kaydetti.
Yakın zamanda tekrar yangın olmaması halinde, bölgede genç Halep çamları, yeşil geniş yapraklı ağaç toplulukları, pırnar, çalı, otsu bitkilerden oluşan yeni bir bitki örtüsü mozaiği oluşabileceğini belirten Pilis, “Bence, en büyük çevre sorunu kaç dönüm alanın yandığı değil, yanan bölgenin bir sonraki yangın çıkmadan önce kendini yenilemeye vakti olup olmayacağıdır. Eğer 10-15 sene olası yeni yangınlardan korunulabilirse çoğu bölge tekrar orman örtüsü oluşturabilir.” diye konuştu.
Pilis, ağaç ve bitki örtüsüyle birlikte hayvanların yiyecek, barınak, yumurtlama alanı, su kaynakları gibi ihtiyaçlarının da yok olduğuna işaret ederek, büyük hayvanların yangından kaçıp, yanmamış komşu alanlara sığınabilirken, küçük memeliler, sürüngenler, kaplumbağalar gibi birçok hayvanın ise kaçmaya fırsatı olmadığı için öldüğünü hatırlattı.
Orman yangınlarının insan sağlığı üzerindeki etkisinin yangın sırasında dumandan kaynaklı solunum ve kardiyovasküler sistem sorunlarıyla sınırlı kalmadığını belirten Pilis, uzun vadede ise çıplak toprağın özellikle kuraklık ve şiddetli rüzgar dönemlerinde havada uçuşan toz miktarını artırabileceğini vurguladı.

İKLİM ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Pilis, geniş çaplı orman yangınlarının yerel mikroiklimi de değiştireceğini belirterek yaşanacak değişimi “Daha az ağaç, daha az gölge, daha az buharlaşma, daha sıcak zemin, yüzeye yakın daha yüksek sıcaklıklar.” döngüsüyle anlattı.
Yunan uzman, artan sıcaklık ve azalan nemin yeni yangınlar için daha elverişli bir ortam hazırladığını belirterek bunun bir kısır döngüye de dönüşebileceği konusunda uyardı.
SU KAYNAKLARI VE SEL OLASILIĞI
Yangınların en önemli olumsuz sonuçlarından birinin de su kaynakları üzerinde olduğuna dikkati çeken Pilis; ağaç, çalılık ve yerdeki yaprakların suyu tutmasına rağmen yangın sonrasında çıplak zeminin, yüzey akışı, erozyon, kül ve tortuların taşınması gibi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.







