Yenisi yapılacak.
Elbette çağdaş, en son teknoloji, yenilikçi bir stadyuma ihtiyacımız var.
Ama eski stadyumun hikâyesini hatırlayınca insan düşünüyor.
O da kendi döneminin son derece iddialı yatırımlarındandı.
25 bin kişilikti.
Şimdi yeni stadyuma ne güzellemeler yapılıyorsa, o gün de benzerleri dile gelmişti.
Kıbrıs Türk gençliğinin geleceğini kendi siyasi ikbali uğruna harcayanlara, bal damlıyordu kimilerinin ağzından…
O gün de…
Şimdi gibi…
Ne kolaydır Kıbrıslı Türklerin yokluğu üzerinden duygusal söylemler, şoven bağırmalar, belagat gösterisi…
***
28 Ocak 1990…
Tribünlerde on binlerce insan…
Sahada Fenerbahçe ile Sarıyer…
Sarıyer 2-0 kazandı.
Şaka değil…
Hem de Lefkoşa’nın kuzeyinde…
Altyapı değil, asıl takım hem de…
Fenerbahçe oynadı!
Sonra o devasa tribünler çoğu kez boş kaldı.
Asıl boşluk tribünlerde değildi pek tabii.
Kıbrıs Türk futbolunun dünya ile bağı koptu.
Ama “ayrı” devlet vardı elbette…
Yine hamaset, yine duygu sömürüsü...
⸻
Şimdi o devasa stadyum yıkılacak deniyor.
Yenisi yapılacak.
Şimdiki için de “UEFA standartlarında” denmişti; o sözler değişmedi.
Peki okul sporları, atletizm yarışmaları nerede yapılacak?
Açıklanan yeni projede futbol sahası var, salonlar var ama atletizm pistinin karşılığı görünmüyor.
Sahi, yıllarca tribünlerin altındaki bölümlerde faaliyet gösteren dernekler, federasyonlar ne olacak?
Bilmiyoruz.
Yine tanıdık bir yöntem…
Kendi mimarına, mühendisine güvenmeyen…
Kendi kurumlarını, meslek örgütlerini, kendi iradesini umursamayan…
Yine “bir sabah ansızın gelen” bir projeyle çarpışıyoruz.






