Lefkoşa 29°USD49,77 ₺▲EUR55,87 ₺▼GBP66,68 ₺▼GRAM ALTIN6.384,76 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Venedik Bienali: Dünyayı sanatla anlamak…

Dünyanın en önemli çağdaş sanat buluşmalarından biri olan ve bu yıl 61’incisi düzenlenen Venedik Bienali’ne ilişkin izlenimlerini Simge Çerkezoğlu kaleme aldı.

4 dakika okumaHaber: YENİDÜZEN
Paylaş
Venedik Bienali: Dünyayı sanatla anlamak…

Sanatın, tarihin ve kültürlerin buluştuğu eşsiz şehir Venedik, dünyanın en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden birine, Venedik Bienali'ne ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

Bu yıl 61. kez düzenlenen Bienal, sanatın yalnızca estetik deneyim olmadığını; kayıplar, savaşlar, geçmiş, hafıza ve insanlığın ortak sorunlarıyla güçlü bağlar kurduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

1895 yılından bu yana düzenlenen Bienal'in bu yılki başlığı In Minor Keys (Minör Tonlarda). Tema, dünyanın giderek yükselen gürültüsü karşısında daha sessiz, daha incelikli ve dikkatli bir dinleme biçimine davet niteliğinde…

Dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların eserlerini bir araya getiren Bienal, yalnızca çağdaş sanatın yeni ifade biçimlerini keşfetme olanağı sunmuyor; aynı zamanda yaşadığımız dünyanın çelişkileriyle, kırılganlıklarıyla ve giderek derinleşen sorunlarıyla yüzleşmeye de çağırıyor.

Bienal iki ana sergi alandan oluşuyor. Bunlar Giardini'nin ulusal pavyonları ve Arsenale'nin görkemli tarihî mekânları. Bunun yanında farklı mekanlarda, farklı sergilerle bienal adeta tüm şehre yayılıyor.

Farklı coğrafyalardan ve disiplinlerden gelen sanatçıların, oldukça farklı malzemeler, teknikler, anlatım biçimleri ve performanslarla benzer konular üzerine kafa yorduğunu görüyorsunuz.

1-mavi-galeride-seramik-hayvanlar-1.png

Kimi sanatçılar devasa yerleştirmelerle, kimileri küçücük figürlerle, kimileri görüntü ve seslerin iç içe geçtiği videolarla sanatseverlerin karşısına çıkarken kimileri de doğrudan performanslarla kendilerini ifade ediyor.

Çok farklı kültürlerden, dillerden, deneyimlerden, tarihlerden ve eğitimlerden gelen sanatçılar, ilk bakışta birbirlerinden çok farklı görünseler de bir noktada ortak dertlerde buluştukları duygusunu hissettiriyor.

3-tarihi-salonda-terrakota-kalabaligi-3.png

Bir coğrafyada savaşın izlerine tanıklık ederken başka bir coğrafyada kayıplara, kişisel hafızaya, bir diğerinde ise sessizlik kavramına odaklanabiliyorsunuz.

Aslında çağdaş sanatın en önemli özelliklerinden biri de bu... Kişisel deneyimlerden evrensel anlatılar yaratabilmesi…

2-pasli-demirlerin-hayaletleri-2.png

Bu bienal'in sanatseverlere düşündürdüğü en önemli konulardan biri de, sanatın ifade biçimlerinin günümüzde ne denli değişime uğradığı.

Artık geleneksel resim ve heykelin çok ötesine geçen çağdaş sanat; gündelik nesneleri, arşivleri, belgeleri, hareketli görüntüleri, fotoğrafları ve teknolojiyi de anlatımının bir parçası hâline getiriyor.

Öte yandan çağdaş sanatı anlamak her zaman kolay olmuyor. Bazen yalnızca bakmak ve düşünmek yetmiyor; sanatçının ne anlatmak istediğini kavrayabilmek için eserin hikâyesini okumak, üretildiği koşulları, sanatçının yaşadığı coğrafyayı hatta tarihini de bilmek gerekiyor.

4-mint-duvarli-giysi-ve-ahsap-figurler-enstalasyonu.png

Bienal'de dikkatimi çeken en önemli temalardan biri de bellek konusu oldu.

Geçmişin izleri, unutulan ve kaybolan kültürler, yerinden edilen insanlar, farklı sanatçıların ellerinde yeniden hayat buluyordu.

5-muzedeki-bronz-ve-ahsap-masal.png

Maraş'ın hafızası Venedik'te

Kıbrıs Pavyonu, kuşkusuz benim için bienalin en anlamlı duraklarından biriydi.

6-venedik-bienali-giris-plakasi.png

1988 doğumlu Kıbrıslı sanatçı Marina Xenofontos, It Rests to the Bones (İliklerine Kadar İşlemiş) başlıklı sergisinde kültürel belleğin ve geçmişin izlerini sürüyor.

Limasollu sanatçı, uzun yıllardır kapalı olan Maraş'ın bir dönem ünlü gece kulüplerinden birinin tavanını yeniden üreterek kaybolan bir dönemin gündelik hayatını bugüne taşıyor.

İlk bakışta oldukça sıradan görünebilecek bu tavan, aslında hüzünlü bir hikâyenin parçası. Çünkü bir kentin hafızası yalnızca resmî belgelerde ve tarih anlatılarında değil; geçmişin gündelik hayatında, eğlence kültüründe, müziğinde ve mekânlarında da saklı.

Elbette söz konusu Maraş olunca bu durum çok daha derin bir anlam kazanıyor.

7.png

Yarım yüzyılı aşkın bir süredir kapalı kalması, geleceğinin bugün hâlâ tartışılıyor olması ve Kıbrıs meselesinin en önemli simgelerinden birine dönüşmesiyle, bugünün de parçası olmayı sürdürüyor.

Xenofontos, çalışmasında Maraş'ı doğrudan siyasi bir anlatının merkezine yerleştirmek yerine, kentin bir zamanlar sahip olduğu gündelik hayatı hatırlatmayı tercih ediyor.

Sergide ayrıca geleneksel bir Kıbrıs ezgisinin Kormacitli kadınlar tarafından seslendirildiğine tanıklık ediyoruz. Böylece kültürel belleğin yalnızca nesneler ve mekânlarla değil, seslerle, şarkılarla ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneklerle de yaşatılabileceği hatırlatılıyor.

Ben bu yaklaşımı, barış ve birlikte yaşam kültürünü yeniden hatırlamak üzerinden yorumluyorum.

Çünkü Kıbrıs'ın geçmişine bakarken yalnızca çatışmaları, ayrılıkları ve kayıpları değil; bir zamanlar paylaşılan gündelik hayatı, ortak kültürel değerleri ve birlikte yaşama deneyimlerini de hatırlamaya ihtiyacımız var.

Bienal her ne kadar ülkelerin isimlerini taşıyan pavyonlardan oluşsa da sanatın dili çoğu zaman ulusal kimliklerin ve siyasi sınırların ötesine geçerek ortak bir yaşamın, ortak acıların ve insanlık deneyimlerinin izini sürüyor.

Sanatın açtığı yeni yollar

Kuşkusuz Venedik Bienali'ni birkaç günde bütünüyle anlamak, bütün eserleri görmek mümkün değil. Bienal'in geniş sergileme alanlarına karşılık şehrin dar sokakları arasındaki bitmek bilmeyen dinamizm de insanı kendisine çekiyor.

8-kirmizi-eldivenlerden-dokusal-enstalasyon.png

Belki de çağdaş sanatın en önemli özelliklerinden biri bu. Her zaman kolay anlaşılır olmak yerine yeni sorular sordurması, alışılmış bakış açılarını değiştirmesi ve insanı kendi deneyimleriyle yüzleştirmesi.

Venedik'ten ayrılırken aklımda yalnızca gördüğüm eserler değil, onların bende bıraktığı sorular da vardı.

Sanat bize geçmişi geri getirebilir mi? Kaybolan bir kentin hafızasını yaşatabilir mi? Birbirinden uzak coğrafyalarda yaşayan insanların ortak duygularını görünür kılabilir mi?

Tüm bunlara kesin cevaplar vermek mümkün değil.

Ancak Venedik Bienali, dünyanın giderek yükselen gürültüsü karşısında, daha dikkatli bakmanın, dinlemenin ve hatırlamanın da güçlü ifade biçimi olabileceğini düşündürüyor.

9-renkli-mozaiklerle-kapli-muze-galerisi.png

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler