Ekonomist Şükrü Umarbeyli, Kıbrıs Postası için yaptığı derlemede, Kuzey Kıbıs’ta ücret ve gelir artışlarına rağmen vatandaşların günlük yaşamlarında ekonomik rahatlama hissedememesinin nedenlerini değerlendirdi.
Artan yaşam maliyetleri, döviz kurlarındaki hareketlilik, yükselen kira bedelleri ve temel tüketim harcamalarının gelir artışlarını büyük ölçüde etkisiz hâle getirdiğini belirten Umarbeyli, ekonomik göstergelerdeki nominal yükseliş ile vatandaşın gerçek satın alma gücü arasındaki farkın giderek belirginleştiğine dikkat çekti.
"MAAŞ ARTIŞLARI NEDEN VATANDAŞIN CEBİNE YANSIMIYOR?"
Umarbeyli, asgari ücret düzenlemeleri ve maaş artışlarının ilk bakışta olumlu bir ekonomik tablo ortaya koyduğunu ancak market alışverişinden konut kiralarına, elektrik faturalarından ulaşım giderlerine kadar birçok alanda yaşanan fiyat artışlarının bu iyileşmeyi sınırlandırdığını ifade etti.
Nominal gelir ile reel gelir arasındaki farka dikkat çeken Umarbeyli, maaşların yükselmesinin vatandaşın satın alabildiği mal ve hizmet miktarının da aynı oranda arttığı anlamına gelmediğini belirtti.
Fiyatların maaşlardan daha hızlı yükselmesi veya gelir artışlarının yalnızca zorunlu harcamaları karşılamaya yetmesi durumunda ekonomik refahta belirgin bir iyileşme yaşanmadığını kaydetti.
"KONUT VE TEMEL TÜKETİM GİDERLERİ GELİR ARTIŞINI ERİTİYOR"
Vatandaşların gelir artışlarını yeterince hissedememesinin başlıca nedenleri arasında konut giderleri ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat yükselişlerinin bulunduğunu belirten Umarbeyli, özellikle kiracı hanelerin bu süreçten daha fazla etkilendiğine işaret etti.
Kira bedellerindeki artışın maaş zamlarının önemli bir bölümünü tüketebildiğini ifade eden Umarbeyli, elektrik, su, ulaşım ve mutfak masraflarının da hane bütçesi üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.
Bu koşullarda vatandaşın gelirindeki artışın tasarrufa veya yaşam standardının yükselmesine değil, mevcut giderlerin karşılanmasına yöneldiğini belirten Umarbeyli, ekonomik rahatlama için zorunlu harcamaların toplam gelir içerisindeki payının azaltılması gerektiğini kaydetti.
"DÖVİZ KURU VE İTHALATA BAĞIMLILIK FİYATLARI ETKİLİYOR"
Kuzey Kıbrıs’ta Türk lirasının kullanılması ve ekonominin büyük ölçüde ithalata bağımlı olmasının fiyat hareketlerini doğrudan etkilediğini belirten Umarbeyli, döviz kurlarındaki değişimlerin tüketici fiyatları üzerindeki baskısına dikkat çekti.
İthal ürünlerin maliyetlerinin döviz kuru, uluslararası fiyatlar, nakliye giderleri ve tedarik koşullarından etkilendiğini ifade eden Umarbeyli, bu maliyetlerin tüketiciye yansımasının gelir artışlarının satın alma gücüne dönüşmesini zorlaştırdığını belirtti.
Umarbeyli, maliyet artışlarının yalnızca ithal ürünlerle sınırlı kalmadığını, üretim, dağıtım ve hizmet sektörlerine de yayılarak günlük yaşamın farklı alanlarında fiyat baskısı oluşturduğunu kaydetti.
"EKONOMİK REFAH İÇİN KALICI POLİTİKALAR GEREKİYOR"
Ekonomik refahın artırılabilmesi için yalnızca ücret düzenlemelerinin yeterli olmadığını vurgulayan Umarbeyli, fiyat istikrarını destekleyen politikaların, rekabetçi piyasa koşullarının, etkin denetim mekanizmalarının ve konut maliyetlerini azaltacak çözümlerin önemine işaret etti.
Gelir dağılımındaki eşitsizliklerin de ekonomik baskının toplumun farklı kesimlerinde farklı düzeylerde hissedilmesine neden olduğunu belirten Umarbeyli, özellikle düşük ve orta gelirli hanelerin kira ve temel ihtiyaç harcamaları nedeniyle fiyat artışlarından daha fazla etkilendiğini ifade etti.
Bu nedenle ekonomik göstergelerde yaşanan iyileşmelerin her vatandaşın yaşam koşullarına aynı ölçüde yansımadığını kaydetti.
"ÖNEMLİ OLAN MAAŞIN DEĞİL, ALIM GÜCÜNÜN ARTMASI"
Değerlendirmesinin sonuç bölümünde ekonomik refahın temel ölçütünün maaş artışları değil, vatandaşın gerçek satın alma gücü olduğunu vurgulayan Umarbeyli, gelir artışlarının fiyat artışları karşısında korunması gerektiğine dikkat çekti.
Ekonomik refahın yükselmesi için konut ve temel tüketim giderlerinin kontrol altına alınmasının ve vatandaşların tasarruf yapabilecekleri ekonomik koşulların oluşturulmasının zorunlu olduğunu belirten Umarbeyli, maaş artışlarının tek başına refah göstergesi sayılamayacağını ifade etti.
Umarbeyli, vatandaşın cebine giren para kadar, bu parayla ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğinin de belirleyici olduğunu vurgulayarak, ülkede ekonomik iyileşmenin günlük yaşamda hissedilebilmesinin, gelir artışlarının gerçek alım gücüne dönüşmesine bağlı olduğunun altını çizdi.