- “Ülke yönetilmiyor, çıkar ilişkileriyle tüketiliyor!”
- “Halk geçim derdiyle boğuşurken, sözde hükümet koltuk derdiyle uğraşıyor!”
Halkın Partisi (HP) Genel Sekreteri Turgut Alas, "ülkede giderek derinleşen yolsuzluk, kayırmacılık, liyakatsizlik ve yönetim krizine" ilişkin yaptığı açıklamada, devlet yönetiminde yaşanan çöküşün münferit sorunlarla açıklanamayacağını belirterek, köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
ALAS’IN AÇIKLAMASI ŞU ŞEKİLDE:
“Yolsuzlukların tavan yaptığı, çıkar ilişkilerinin devlet yönetiminin önüne geçtiği, torpilin liyakatin yerini aldığı bir düzenin içinde boğuluyoruz.
Devlet makamlarının belli zümrelere ve çevrelere çıkar sağladığı, kamu kaynaklarının toplumun yararına değil de ayrıcalıklı kesimlerin çıkarlarına uğruna kullanıldığı bir yönetim anlayışı artık kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır.
Devlet, birilerinin kişisel veya siyasi çıkarlarını büyütme aracı değildir. Devlet, halkın ortak iradesidir.
Ülkenin ekonomik göstergeleri her geçen gün daha kötüye gidiyorken, vatandaşın alım gücü eriyorken, üretim geriliyorken, işletmeler ayakta kalmakta zorlanıyorken, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyorken, ülkeyi yönettiğini iddia edenlerin “vatandaşın yanındayız” söylemi acınası zihniyetin toplumdan ne kadar kopmuş olduğunun ispatıdır.
Mesele sadece ekonomi de değildir. Asayiş ve can güvenliği konusunda toplumda ciddi bir endişe oluşmuştur. İnsanlar evinde, işinde, sokakta ve trafikte kendisini ne kadar güvende olduğunu sorgular hale gelmiştir. Devletin en temel görevlerinden biri olan vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlama konusunda yaşanan her zaafiyet, toplumdaki güven duygusunu daha da erozyona uğratmaktadır.
Sağlık sistemi alarm veriyor. Tarım ve üretim politikaları ülkenin kendi kendine yetebilme kapasitesini zayıflatıyor. Eğitim sistemi geleceğimizi yetiştirmek yerine günü kurtarmaya çalışıyor. Turizm, sahip olduğu büyük potansiyele rağmen plansızlığın ve günübirlik politikaların gölgesinde kalıyor. Çalışma hayatında emeğin değeri giderek azalırken, çalışanların hakları, güvenliği ve insanca yaşam koşulları yeterince korunamıyor.
Kısacası hayatın hemen her alanında devletin asli görevlerini yerine getirmekte zorlandığı bir dönemden geçiyoruz.
Bütün bunların ortak nedenleri:
Liyakat yerine sadakat,
Şeffaflık yerine kapalı kapılar ardında çevrilen gizli saklı işler,






