Lefkoşa 28°USD49,40 ₺▲EUR55,65 ₺▼GBP65,40 ₺▼GRAM ALTIN6.644,78 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Tükenmişlik!

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre “tükenmişlik” veya “tükenmişlik sendromu” bir hastalık değil, özellikle veya genellikle iş yaşamıyla...

4 dakika okumaHaber: Serhat İncirli
Paylaş
Tükenmişlik!

Nedir Tükenmişlik sendromu?

-*-*-

İngilizler “burnout” der ve “Uzun süreli veya aşırı stresin neden olduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme durumudur” diye açıklar… 

-*-*-

Birçok kaynakta ise “tükenmişlik sendromu”; “… uzun süre devam eden ve iyi yönetilemeyen stres sonucunda kişinin fiziksel, duygusal ve zihinsel açıdan yıpranmasıdır” der!

-*-*-

Burada okuyucuya “psikoloji” öğretecek halimiz yok!
Elbette biz de ansiklopedilere, yapay zeka aplikasyonlarına falan başvurup okuyoruz!

-*-*-

Hatta bu konuda bazı testler bile karşımıza çıkıyor!
Örneğin internette gezinirken, “tembel misiniz yoksa tükenmişlik içerisinde misiniz?” diye 30 soruluk bir test yaptım; dakikalarca uğraştım, bazı soruları anlamakta da güçlük çektim, sonuçta benden para da istedi; ödemedim ve sonucu öğrenemedim!

-*-*-

Tembel miyim, tükenmiş miyim?

-*-*-

Çocukluğumdan beri tembel olmadığım söylenir!

-*-*-

Peki tükenmiş miyim?

-*-*-

WHO, “tükenmişlik bir hastalık değil” ama yine de kesinlikle yapmam gerekenin, psikolog hatta psikiyatrist desteği almak olduğundan şüphem yok!

-*-*-

Neden?

-*-*-

Çünkü, bazı konulara güvenmek konusunda enerjimi yitirdim!
“İlerleyen yaş da olabilir” dedi bir meyhane arkadaşım!

-*-*-

Meyhane arkadaşları iyi psikolog olurlar!
Hele üç – dört dubleden sonra, “Profesör Doktor”; psikiyatride uzman!


-*-*-

Doğrudur, “inanç enerjim tükendi”…
Kimseye inanmıyorum!
Kimseye de güvenmiyorum!

-*-*-

Bir kaynak diyor ki, “siyasette de tükenmişlik vardır”… 
Siyasi tükenmişlik!
Bendeki galiba budur!

-*-*-

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü gibi, çok uzun süren stres ve yoğun çabalarının sonuç vermediği duygusu…

-*-*-

Düşünün ki hayatımı “çözüm olsun”a adadım!
Ve bir de mesela Tahsin Ertuğruloğlu’nu düşünüyorum… 
Adam hayatını tam terse adadı; “çözüm olmasın!”…

-*-*-

Ve bu adam “çözüm olmasın sakın” diye yıllardır gülümseyerek eğleniyor, hiç strese de girmiyor, ona buna laf çakıyor, toplasan toplasan beş tane seveni, üç tane de sayanı, iki tane selam vereni kalmadı ama mesela hayatı çok kolay!
Ekmek elden su golimbadiden!

-*-*-

“Seçime girmeyecek, çünkü biliyor ki kimse oy vermeyecek ama “görev verilirse kaparım” diyor!
Görevi kim veriyor?
Çözümü hiç istemeyen efendiler!
Ankara!

-*-*-

Tükenmişliğime sıçayım!
Yani bu sahte düzende, sahte devlete memur olsaydım, Ankara’ya biat – itaat hatta ötesinde her türlü yalama yağlamayı gerçekleştirseydim, kim bilir şu anda 400 bin - 500 bin TL emekli maaşı ile tıpkı Tahsin bey gibi “testicle cracking” sporu ile iştigal edecektim!

-*-*-

Ülkede hayat pahalı… 
Gelirimiz döviz karşısında sürekli kayıp yaşıyor… 

-*-*-

Seçim dönemindeyiz… 
Verilen sözlerin yüzde 95’i yalan, yüzde 5’i hayal!

-*-*-

Sürekli siyasi gerilim var ve Türkiye’den getirilen özel uzmanlar, siyasi kutuplaşma yaratarak, yani bölerek burayı yönetmeyi, başarıyor!

-*-*-

Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, uluslararası alandaki sınırlılıklar müthiş bir belirsizlik yaratıyor!
“Nereye gidiyoruz?” diye endişeleniyoruz; tamamımız “Kıbrıs Cumhuriyeti Pasaportu” için ağlayıp duruyoruz ama öte yandan haftada en az 100 kişi “KKTC Yurttaşı” yapılıyor!

-*-*-

Gençler?
Bu ülkede hiçbir gencin gelecek hayali olamaz!
“Benim vardır” diyen yalan söyler!

-*-*-

CMIRS'in geçtiğimiz Eylül ayındaki araştırmasına baktınız mı?
Katılımcıların yüzde 85,6'sı ülkede işlerin yanlış yönde gittiğini düşünüyor. 
Yüzde 64,33'ü ülke ekonomisinin iki yıl içinde daha kötü olmasını bekliyor. 

-*-*-

Kimse hükümete, Meclise ve siyasi partilere güvenmiyor…  2,49 olarak raporlanmış. 

-*-*-

Bu verilere bakarak, toplumun yüzde 85,6'sının tükenmişlik sendromu yaşadığını söylemek elbette bilimsel bir saptama olamaz ama değilse nedir? 

-*-*-

Siyasete ilgisiz bir toplum olduk!
Son derece alaycıyız!
Ciddiye almıyoruz!

-*-*-

Belki de yönetenlerimizin (Ankara) istediği de budur ama kesinlikle toplum olarak “seçimle bir şeyi değiştireceğimize olan inancı yitirdik”… 

-*-*-

Saman alevi gibi ani tepkilerle yetiniyoruz, bir iki saat sonra unutuyoruz!

-*-*-

Ve istisnasız, tüm ama tüm Kıbrıslı Türkler - zenginiyle fakiriyle - bir şekilde göçü kafasına takmış durumda!

-*-*-

Bu da yönetenlerin (Ankara) en yüksek arzusu gibi görünüyor ve çok da acıdır ama özellikle gençler, ülkede gelecek göremediklerini düşündüklerinde yaşamlarını başka bir yerde kurmayı değerlendirmeyi tercih etmiyor mu?

-*-*-

Peki ne yapacağız?
Ne yapmalıyız?

-*-*-

Tamam enerjimiz tükendi… 
Kontrol bizde değil…
Kendi kendimizi yönetemiyoruz… 
Sürekli bir çatışma ortamı yaratılıyor ve biz de o ortama dalıyoruz… 
Sonuç yok!

-*-*-

Dinleniyorum… 
Uykum tamam…
Diyet yapıyorum… 
Spor yapıyorum… 
Ayak bileğimi sakatladım – yürüyemiyorum ama bisikletimi günde en az bir saat hafif hafif çeviriyorum!

-*-*-

İş yüküm az!
İş sorumluluğum dört – beş saat program, bir – iki saat da bu okuduğunuz yazı kadar!

-*-*-

Haftada üç saat UKÜ’de siyaset gazeteciliği ile ilgili ders anlatıyorum – anlatmak için en az altı saat harcıyorum, çok eğleniyorum, çok da öğreniyorum ama hala tükenmişim!

-*-*-

-*-*-

Tahsilli ve psikoloji ile ilgili konulara çok yakın bir tanıdığa sordum; “profesyonel destek şart” dedi!

-*-*-

“Profesyonel destek nedir? Maaş artışı mı?” diye kontra bir soru sordum; “uuuuu seni psikolog kurtarmaz, bir psikiyatrist bul” dedi!

-*-*-

Bulacağım!
Hemen ilgileniyorum!
İyi pazarlar!
laram-bptqcnotbli-unsplash.jpg

Bu yazı toplam 121 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler