Lefkoşa 34°USD48,65EUR56,15GBP65,60GRAM ALTIN6.695,72 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin Teşkilat Yasası’nı uygulayacağız, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için gereken tüm siyasi iradeyi ortaya koyacağız”

Bugün Kıbrıs Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü Başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya, Kanal SİM’de Meyil Adakul’un konuğu oldu.

4 dakika okumaHaber: Emine Yüksel
Paylaş
“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin Teşkilat Yasası’nı uygulayacağız, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için gereken tüm siyasi iradeyi ortaya koyacağız”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü Başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya, Kanal SİM’de Meyil Adakul’un konuğu oldu. Şiddetin kadın cinayetlerinden darba, kundaklamadan gasp ve hırsızlığa kadar farklı biçimlerde ortaya çıktığını belirten Derya, sorunların birbirinden bağımsız ve münferit olaylar olarak değil, bunları üreten ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullarla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Derya, şiddet kültürünün yalnızca polisiye tedbirlerle ortadan kaldırılamayacağını belirterek, yoksullaşma, sınıflar arasındaki uçurumun derinleşmesi ve sosyal devlet anlayışındaki gerilemenin toplumsal sorunların temelinde bulunduğunu kaydetti.

“BELLİ ÇIKAR GRUPLARININ SEMİRMESİNE NEDEN OLAN KAYNAKLARIN KESİLİP HALKA YÖNLENDİRİLMESİ LAZIM”
Ülkenin hızlı bir nüfus akışıyla karşı karşıya bulunduğunu belirten Derya, bu hareketliliğin özellikle rant alanına dönüşen sektörlerin ucuz yabancı iş gücü talebiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yabancı iş gücünün sömürülmesi, ailelerinin temel hak ve hizmetlere erişimde karşılaştığı sorunlar ile yurttaşların ödediği vergilerin kamusal hizmet olarak geri dönmemesinin aynı sistemin sonuçları olduğunu ifade eden Derya, kamu kaynaklarının halka değil belirli çıkar gruplarına aktarıldığını belirtti.

Derya, TAŞ YAPI ve AKSA gibi yabancı şirketlere aktarılan kaynakları ve özel hastanelere mahsuplaşma adı altında yapılan ödemeleri örnek gösterdi. Devlet hastanelerinin ihmal edildiğini, okulların altyapı sorunları yaşadığını, öğretmen sayısının yetersiz kaldığını ve polisin asayiş sorunlarına yetişmekte zorlandığını söyledi.

Derya, “Belli çıkar gruplarının semirmesine neden bu transfer ekonomisi, kamusal hizmetlere yatırım yapılmasını engelleyen en büyük unsurdur” diyerek, kamu kaynaklarının halkın ihtiyaçlarına yönlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“NİYE BENİM VERGİM DEVLET OKULUNA GİTMİYOR?”
Sosyal devletin geri çekilmesinin eğitim alanındaki sonuçlarını rakamlarla anlatan Derya, 0-3 yaş grubuna yönelik devlet kreşi bulunmadığını, buna karşılık 58 özel kreş bulunduğunu belirtti. Asgari ücretle geçinen bir ailenin özel kreş hizmetlerine ulaşmasının son derece güç olduğunu söyledi.

2025 verilerine göre okul öncesinde 25 devlet okulunda 3 bin 665, 88 özel okulda ise 3 bin 891 öğrenci bulunduğunu aktaran Derya, ortalama olarak bir devlet okuluna 146 çocuk düşerken özel okulda bu rakamın 45 olduğunu kaydetti.

Bu tablonun toplumun kamusal eğitime duyduğu ihtiyacı açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Derya şu soruları yöneltti:

“Niye benim vergim devlet okuluna gitmiyor? Niye benim vergim hastaneye gitmiyor? Benim vergim niye sığınma evi açmaya gitmiyor?”

Derya, “Sosyal adalet ancak ihtiyaç duyulan kurumlara yeterli kaynak ayrılmasıyla sağlanabilir” dedi.

“YAŞANANLAR BİRBİRİNDEN KOPUK, MÜNFERİT OLAYLAR GİBİ DEĞERLENDİRİLMEMELİ”
Denetimsizlik, iş bilmezlik, liyakatsizlik ve iltimas kültürünün bedelinin toplum tarafından ödendiğini belirten Derya, kadın cinayetlerinden kadına yönelik şiddete, gemi faciasından alkollü mama skandalına, trafik kazalarından silo olayına kadar toplumun bir olayın yarattığı travmayı atlatamadan başka bir olayla karşı karşıya kaldığını söyledi.

Derya, bu gelişmelerin birbirinden kopuk ve münferit olaylar gibi değerlendirilmesinin yanlış olduğunu belirterek hükümeti sorunları normalleştirmek ve sorumluluğunu yerine getirmemekle eleştirdi.

Kazanılmış hakların giderek geriletildiğini söyleyen Derya, “Bunun artık adını koyup gerçekten belli çıkar gruplarını da karşımıza almaya çekinmeden kararlı politikalar üretmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“ŞİDDETİN TEMELİNDE GÜÇ VE DENETİM KURMA ARZUSU VARDIR”
Kadına yönelik şiddetin genel şiddet kültüründen ve toplumdaki güç ilişkilerinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Derya, şiddetin temelindeki tahakküm ilişkisine dikkat çekti.

Derya, “Şiddetin temelinde güç ve denetim kurma arzusu vardır. Hangi şiddet türü olursa olsun. Kendini güçlü gören, güçsüz gördüğü üzerinde tahakküm ve kontrol kurmak için ve kendi dediğini dayatmak için şiddet uygular” dedi.

Kadınların toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkil kültür nedeniyle ayrıca şiddete maruz kaldığını belirten Derya, erkek şiddetini besleyen ataerkil düşünce kalıplarının ortadan kaldırılması, koruyucu ve önleyici mekanizmaların oluşturulması ve bu alanlara yeterli kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.

Yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığının altını çizen Derya, “Dünyanın en güzel yasasını yapsanız bile eğer uygulamada siyasi iradede eksiklik varsa, bir kararlılık yoksa, bütçe ayrılmıyorsa sonuç almak zor olur” dedi.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ DAİRESİ VURGUSU
Derya, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin hayata geçirilmesi ve şiddete müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

CTP Kadın Örgütü’nün bu alanda kadın örgütleri ve farklı siyasi aktörlerle dayanışma içinde çalıştığını ifade eden Derya, şiddetin önlenmesinin yalnızca olay gerçekleştikten sonra yapılacak müdahalelerle mümkün olmadığını söyledi.

Derya, ekonomik ve sınıfsal eşitsizlikleri azaltan, kadınları ekonomik olarak güçlendiren ve güvenceli bir yaşama erişmelerini sağlayan bütünlüklü sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

“GEREKEN TÜM SİYASİ İRADEYİ ORTAYA KOYACAĞIZ”
CTP’nin iktidara gelmesi halinde sosyal devlet ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında atmayı planladığı adımlara da değinen Derya, şu ifadeleri kullandı:

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin Teşkilat Yasası’nı geçireceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nin de uygulanması için gereken tüm siyasi iradeyi ortaya koyacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

Sosyal hizmetlerin çocuklar, yaşlılar, engelliler ve toplumdaki tüm kırılgan gruplar açısından güçlendirilmesi gerektiğini belirten Derya, bakım yükünün ağırlıklı olarak kadınların üzerine bırakılmasının yarattığı eşitsizliklerin de ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Derya, kreşlerin açılması, yaşlı bakımevlerinin sayısının ve niteliğinin artırılması, devlet tarafından sığınma evi açılması ve CTP’li belediyelerde kurulan Şiddeti Önleme Danışma Merkezi’nin (ŞÖDAM) merkezi yönetim tarafından da hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Kamu kaynaklarının belirli kesimlere aktarılması yerine eğitimden sağlığa, sosyal hizmetlerden şiddeti önleyici mekanizmalara kadar halkın temel ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini vurgulayan Derya, kamucu, sınıfsal adaleti ve cinsiyet eşitliğini esas alan sol politikalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin Teşkilat Yasası’nı uygulayacağız, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için gereken tüm siyasi iradeyi ortaya koyacağız”

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler