Eski Rum Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanı Kostas Themistokleous, Politisnews’te yayımlanan köşe yazısında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i eleştirdi. Hristodulidis’in Kıbrıs sorununda çözüm müzakereleri ve güven artırıcı önlemler yerine ucu açık bir diyalog sürecini tercih ettiğini savunan Themistokleous, “İtiraf edelim: Bizim taraf ucu açık görüşmeler istiyor, güven artırıcı önlem istemiyor, çözüm istemiyor” ifadelerini kullandı. Themistokleous, BM’nin Kıbrıs sorununa ilişkin tutumunu ve Rum tarafındaki siyasi çevreleri de eleştirdi.
Eski bakan Kostas Themistokleous Politisnews’te yayımlanan makalesi şöyle:
“Kıbrıslı Rumların liderliğinde üç buçuk yıldır Nikos Hristodulidis bulunuyor. Kıbrıs Türk toplumunun liderliğinde ise, Anastasiadis’in iki devletli çözüm politikasını benimsediği için bizim kolay hedefimiz olan Ersin Tatar’ın ardından göreve gelmesinin üzerinden bir yıl geçen Tufan Erhürman yer alıyor. Oysa Türkiye, Denktaş’ı uzaklaştırdıktan sonra 2002’den beri bu politikayı terk etmiş, ancak eski Cumhurbaşkanı (Anastasiadis) 2017’de Çavuşoğlu’na sunduğunda bunu tekrar hatırlamıştı. Geçmişe dair bu konuları daha önce de tartışmıştık ve gündeme yeniden getirmenin bir anlamı yok.
Gelelim daha yakın zamana ve özellikle Kıbrıs konusunu Hristodulidis ile Erhürman’ın yürüttüğü son bir yıla. 13 başbaşa görüşme gerçekleştirdiler ve Genel Sekreter’in de Kıbrıs ziyareti oldu.
Bir yıl önce Hristodulidis, 2026’nın sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözüleceği umudunu halka aşılayarak başlamıştı. Halk da ona inandı, zira onu iktidara getiren kişi, Crans-Montana’da işleri çözüme hatta Annan Planı’nın öngördüğünden bile daha iyi bir çözüme çok yaklaştırdığımızı söylüyordu. Müzakerecisi ve AKEL’in partiden yeniden adaylık talep eden şu anki adayı Andreas Mavroyannis, 2017’de çözümü başarmamıza ‘ramak kaldığını’ vurguluyordu. O dönemin Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis ise çözümün kıyısına geldiğimizi söylerken, BM Genel Sekreteri de ‘son milden’ bahsediyordu. Sonuç olarak, Anastasiadis hükümetinin o ‘ramak kaldısı’ ve ‘çözümün kıyısı’, 12 aydır zamanın mengenesinde sıkışıp kaldı ve sonuç: ‘sıfır’.
İşte tam da bu noktada, gerçekleri görebilmek için kutunun dışından bakmak gerekiyor. ‘Suçlu Türkiye’ veya ‘her şey karşı tarafın uzlaşmazlığından kaynaklanıyor’ tarzındaki kolay ve basmakalıp laflar artık sadece saflara hitap ediyor.
Satır aralarını ve Hristodulidis’in iletişim taktiklerinin arkasını okuyabilenler, Cumhurbaşkanı’nın sevdiği bir ifadeyi kullanacak olursak, artık net bir resme sahip. Hristodulidis ne güven artırıcı önlemlerle ne de çözüme götürecek müzakerelerle ilgileniyor. O, sonuçsuz ve ucu açık bir diyalogla ilgileniyor. Sonu olmayan bir süreç istiyor. Bu durum, Kıbrıs’ın en önemli gazetecilerinden Alekos Konstantinidis’in sık sık vurguladığı ‘the show must go on’ sözünü doğrular niteliktedir. Bir gösteri bittiğinde diğeri başlıyor.
Sizi Hristodulidis ile Erhürman’ın ilk görüşmesine götüreyim. Biri görüşmeye dört metodolojik noktasıyla hazırlanmış olarak gelirken, diğeri hazırlıksız ve şaşkın geliyor. Tek derdi, Başkanlık Sarayı’na döndüğünde gazetecilere ne söyleyeceğidir.
O zamandan bu yana aylar geçti. Bugün bizimki dört noktadan üçünü kabul ettiğini söylüyor. Karşı taraf ise hiçbirini kabul etmediğini söylüyor. Dolayısıyla şu soru ortaya çıkıyor: Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?






