Lefkoşa 24°USD49,76 ₺EUR55,75 ₺GBP66,57 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Themistokleous: “Hristodulidis çözüm değil, ucu açık diyalog istiyor”

Eski Rum Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanı Kostas Themistokleous, Politisnews’te yayımlanan köşe yazısında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i eleştirdi.

4 dakika okuma
Paylaş
Themistokleous: “Hristodulidis çözüm değil, ucu açık diyalog istiyor”

Eski Rum Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanı Kostas Themistokleous, Politisnews’te yayımlanan köşe yazısında Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i eleştirdi. Hristodulidis’in Kıbrıs sorununda çözüm müzakereleri ve güven artırıcı önlemler yerine ucu açık bir diyalog sürecini tercih ettiğini savunan Themistokleous, “İtiraf edelim: Bizim taraf ucu açık görüşmeler istiyor, güven artırıcı önlem istemiyor, çözüm istemiyor” ifadelerini kullandı. Themistokleous, BM’nin Kıbrıs sorununa ilişkin tutumunu ve Rum tarafındaki siyasi çevreleri de eleştirdi.

Eski bakan Kostas Themistokleous Politisnews’te yayımlanan makalesi şöyle:

 “Kıbrıslı Rumların liderliğinde üç buçuk yıldır Nikos Hristodulidis bulunuyor. Kıbrıs Türk toplumunun liderliğinde ise, Anastasiadis’in iki devletli çözüm politikasını benimsediği için bizim kolay hedefimiz olan Ersin Tatar’ın ardından göreve gelmesinin üzerinden bir yıl geçen Tufan Erhürman yer alıyor. Oysa Türkiye, Denktaş’ı uzaklaştırdıktan sonra 2002’den beri bu politikayı terk etmiş, ancak eski Cumhurbaşkanı (Anastasiadis) 2017’de Çavuşoğlu’na sunduğunda bunu tekrar hatırlamıştı. Geçmişe dair bu konuları daha önce de tartışmıştık ve gündeme yeniden  getirmenin bir anlamı yok.

Gelelim daha yakın zamana ve özellikle Kıbrıs konusunu Hristodulidis ile Erhürman’ın yürüttüğü son bir yıla. 13 başbaşa görüşme gerçekleştirdiler ve Genel Sekreter’in de Kıbrıs ziyareti oldu.

Bir yıl önce Hristodulidis, 2026’nın sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözüleceği umudunu halka aşılayarak başlamıştı. Halk da ona inandı, zira onu iktidara getiren kişi, Crans-Montana’da işleri çözüme hatta Annan Planı’nın öngördüğünden bile daha iyi bir çözüme çok yaklaştırdığımızı söylüyordu. Müzakerecisi ve AKEL’in partiden yeniden adaylık talep eden şu anki adayı Andreas Mavroyannis, 2017’de çözümü başarmamıza ‘ramak kaldığını’ vurguluyordu. O dönemin Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis ise çözümün kıyısına geldiğimizi söylerken, BM Genel Sekreteri de ‘son milden’ bahsediyordu. Sonuç olarak, Anastasiadis hükümetinin o ‘ramak kaldısı’ ve ‘çözümün kıyısı’, 12 aydır zamanın mengenesinde sıkışıp kaldı ve sonuç: ‘sıfır’.

İşte tam da bu noktada, gerçekleri görebilmek için kutunun dışından bakmak gerekiyor. ‘Suçlu Türkiye’ veya ‘her şey karşı tarafın uzlaşmazlığından kaynaklanıyor’ tarzındaki kolay ve basmakalıp laflar artık sadece saflara hitap ediyor.

Satır aralarını ve Hristodulidis’in iletişim taktiklerinin arkasını okuyabilenler, Cumhurbaşkanı’nın sevdiği bir ifadeyi kullanacak olursak, artık net bir resme sahip. Hristodulidis ne güven artırıcı önlemlerle ne de çözüme götürecek müzakerelerle ilgileniyor. O, sonuçsuz ve ucu açık bir diyalogla ilgileniyor. Sonu olmayan bir süreç istiyor. Bu durum, Kıbrıs’ın en önemli gazetecilerinden Alekos Konstantinidis’in sık sık vurguladığı ‘the show must go on’  sözünü doğrular niteliktedir. Bir gösteri bittiğinde diğeri başlıyor.

Sizi Hristodulidis ile Erhürman’ın ilk görüşmesine götüreyim. Biri görüşmeye dört metodolojik noktasıyla hazırlanmış olarak gelirken, diğeri hazırlıksız ve şaşkın geliyor. Tek derdi, Başkanlık Sarayı’na döndüğünde gazetecilere ne söyleyeceğidir.

O zamandan bu yana aylar geçti. Bugün bizimki dört noktadan üçünü kabul ettiğini söylüyor. Karşı taraf ise hiçbirini kabul etmediğini söylüyor. Dolayısıyla şu soru ortaya çıkıyor: Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?

Bu ikisine takılıp kalmayacağım, üçüncü taraflara, yani BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin’e ve BM Sözcüsü Stephane Dujarric’e bakacağım. Ne zaman konuşsalar, ne zaman yazsalar, Erhürman’ın analiz ve değerlendirmelerini paylaşıyor gibi görünüyorlar, en azından Hristodulidis’in iddia ettiklerini doğrulamıyorlar. Bu yüzden BM temsilcileri, bizşm taraf için bir kez daha hedef tahtası haline geliyor.

Hristodulidis sık sık Guterres’e mektup yazıyor ve mektuplarının içeriği hakkında bizi bilgilendiriyor, ancak Genel Sekreter’in verdiği yanıtları bize hiçbir zaman açıklamıyor. Yakın zamanda Erhürman tarafından da bir mektup gönderildi. Guterres’ten aldığı bilgilendirme ve yanıt Hristodulidis için tam bir darbe oldu, nitekim BM Genel Sekreteri, güven ikliminin bulunmaması ve önerdiği Güven Artırıcı Önlemlerin ileri götürülmemesi konusunda sorumluluğu Hristodulidis’e yüklüyor.

Defalarca kendi kendime sordum: Suçlu sadece Hristodulidis mi, yoksa günde iki üç kez açıklama yaparak bizimle dalga geçmesine ve aynı zamanda yaprak bile kıpırdamamasına izin veren şey nedir?

Sorumlular var! Onları sıralıyorum: Birincisi, Cumhurbaşkanı’nın yanında yer alan ve en küçük bir çözüm olasılığında bile paniğe kapılanlar.

İkincisi, gevşek muhalefet ile yapıcı iktidar ortaklığı arasında bocalayan ana muhalefet. Bu durum Kıbrıs sorunu için de geçerli.

Üçüncüsü, Kıbrıs konusunda karşı taraf ile yürütülen müzakerelere üst düzeyde (Menelaos Menelau ile) katılarak Sağcı bir iktidar ortağı gibi hareket eden Sol muhalefet. İşin ‘içindekilerden’ biri hatta çoğu zaman kraldan çok kralcı olunca, gerçek bir eleştiriye nasıl yer kalsın ki?…

Basın hakkında da söyleyecek çok şeyim var ancak bunları ifade etmekten kaçınacağım, zira onlar her gün gözünüzün önünde ve sürekli değerlendiriliyorlar. Sadece, Guterres - Erhürman görüşmesinden iki üç saat önce New York’tan ayrılan sözde iki toplumlu RİK hakkında tek bir gözlemle yetineceğim. Hükümetin RİK’i bu görüşmeyle ilgilenmedi mi? Zamanın bir başka ruhu: RİK son zamanlarda Kıbrıslı Türk liderin artık ‘işgal’ lideri olduğunu keşfetti!

Bu kez ‘Kuzeylilere ve Güneylilere bol şans’ sözünü Holguin’den duyacağız. Biz de Kolombiya’ya dönen uçağa binerken ona ‘iyi yolculuklar’ diyeceğiz. Hristodulidis’in ona dileyeceği en son şey, herhalde BM Genel Sekreterliği’ne yükselmesi olurdu.”

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler