Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, çalışma veya eğitim amacıyla Kıbrıs’ın kuzeyine gelen kişilerin izin süreleri sona erdikten sonra devlet tarafından etkin biçimde takip edilememesinin basit bir idari aksaklık olmaktan çıktığını belirtti. Çeler, yaşananların kamu güvenliği, çalışma yaşamı, yükseköğretim ve insan haklarını ilgilendiren ciddi bir devlet sorununa dönüştüğünü kaydetti.
Çalışma izinleri, muhaceret kayıtları, üniversiteler ve polis arasında sağlıklı veri paylaşımının bulunmadığını belirten Çeler, “Devlet limanda giriş kaydı oluşturup daha sonra insanı sistemden kaybeden bir yapı olamaz” dedi.
“TARTIŞILMASI GEREKEN KİŞİNİN KİMLİĞİ DEĞİL, SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜDÜR”
Boğazköy’de Hasan Düzgen’in yaşamını yitirdiği trafik kazasının ardından zanlının 2023 yılından bu yana izinsiz statüde bulunduğuna ilişkin mahkemede aktarılan bilgileri hatırlatan Çeler, tartışmanın kişilerin milliyeti üzerinden yürütülmesini doğru bulmadıklarını ifade etti.
Çeler, “Asıl sorgulanması gereken; bu kişinin üç yılı aşkın süre boyunca sistem dışında nasıl kaldığı, hangi kurumun alarm vermesi gerekirken vermediğidir” diyerek suçun milliyetinin olmadığını, devlet ihmallerinin de kimlik tartışmalarıyla örtülemeyeceğini belirtti.
“SORUN OPERASYON EKSİKLİĞİ DEĞİL, TAKİP SİSTEMİNİN OLMAYIŞIDIR”
Son günlerde yapılan polis denetimlerinde onlarca kişinin izinsiz statüde bulunduğunun ortaya çıktığını hatırlatan Çeler, bazı mahkeme dosyalarında bin günü, hatta 2 bin günü aşan izinsiz ikamet sürelerinin yer aldığını kaydetti.
Kurumsal takip mekanizmasının işlemediğini belirten Çeler, “Bir insanın 2 bin 699 gün boyunca sistem dışında kalabilmesi yalnızca bireysel ihlalle açıklanamaz. Bu, kurumsal takip mekanizmasının işlemediğinin göstergesidir” dedi.
“AF ÇIKARMAK SİSTEM KURMAK DEĞİLDİR”
Çeler, 2024 yılında çıkarılan çalışma affının ardından kişilerin nasıl statü dışına düştüğüne ilişkin veri toplanacağının açıklandığını, buna karşın yeni bir muhaceret affının daha çıkarıldığını hatırlattı. Hükümete toplanacağı açıklanan verilerin ve işverenlere yönelik yaptırımların akıbetini soran Çeler, şu soruları yöneltti:

